Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Jigolo Mahmut...

Geçen hafta bir yazı yazmıştım, "Nişantaşı Masalı" diye. Başı harika başlayan sonu hüsranla biten üç beş saatlik aşk macerama dair....

Neyse okumayanlar için yazımın sonuna linkini ekleyeceğim.

Gelelim sadede.

Günlerdir facebookuma adamın birinden mesajlar gelmekte...

Twitterıma dadanamıyor tabii, ne de olsa orası bir nevi canlı yayın tadında.

Eşim dostum da çoktur orada bana sarkanı yaşatmazlar fazla.

Bu adam pek de uyanık.

Bana yolladığı mesajları hep aynı hesaptan yollamıyor, sürekli isim değişiyor.

Blokluyorum blokluyorum yine bir yerden pırt karşıma çıkıyor...

Aynı adam olduğunu nereden mi biliyorum?

Eh kadınlık sırrım olsun o da.

Ya da açıklayayım benim çömez günlerimde olduğu gibi bu herifte, "de"leri "da"ları bitişik yazıyor...

(Yeri gelmişken bu konuya da açıklık getireyim. Dahi anlamına gelen "de"nin ayrı yazıldığını ilkokul birden beri bilirim. Bilmediğim ise yazıların gazeteye yollandığı zaman editli olması gerektiğiymiş...)

Neyse yine dönelim ana konuya...


Bana gelen mesajlarda hep bana duyduğu aşktan, Japon balığı gözlerimin ve ayak parmaklarımın güzelliğinden bahsediyor bu bey....

Hadi gözü anladım da ayak parmaklarımı nereden gördü onu ayamadım.

Çünkü tarifi bire bir doğru; benim parmak boylarım farklıdır herkesten, büyükten küçüğe doğru değil küçükten büyüğe doğrudur uzunlukları...

Çok şaşırdığımdan google dahi yazdım “Ayşe Aral ayak parmak”

Netice beklediğim gibi. Daha ayaklarım düşmemiş google'a.

İşte o zaman gerçekle yüzleştim bu adam beni tanıyor.

Eski kocam mı sırnaşıyor diyeceğim, yok mümkün değil, onun bu kadar romantik şeyler yazabilmesi için sayısız fırın ekmek yemesi gerek...

Hal böyle olunca iş başa düştü, kendi kendimin "Yetiş Ayşe"si olmaya karar verdim.

Adamın kim olduğunu öğrenebilmek için başladım dedektifliğe....

Adamın attığı mesajlara başladım cevap vermeye...

“Aşkım günaydın; dünyanın en güzel gözlü, en güzel ayak parmaklı odunun meşesi kadının Ayşe'si Ayşe'm bu sabah nasıl?”

“Iıııh şimdi uyandım, ay çok şekersin, artık seni bloklamayacağım ve cevap yazacağım, bana o kadar güzel şeyler yazıyorsun ki sana bir şans tanımaya karar verdim...”

“Aşkım benim; beni o kadar mutlu ettin ki, inan pişman olmayacaksın, ay yeni mi kalkmış benim kızıl saçlım, şimdi çipil çipildir o gözler”....

“İhihihihi, evet galiba birazcık öylee....(Ah salak ben senin kim olduğunu bir bulayım da göreceksin sen çipili”....

Bir süre böyle mesajlaşmaya devam ettik, yavaş yavaş kendini ele vermeye başladı, samimiyetime inandı.

Ben de pek gururlandım kendimle; anneyim ya, bugün bana yarın kızıma ve başka kızlara da dadanabilir bu sapık. Bu nedenle kendisini bulup acil imha edeceğim diye...


Ve şok şok....Dün akşam Eurovision'u seyrederken bana bir mesaj daha attı, bu seferki sesli mesaj sesini kayda almış, bana Bellisimo diye İtalyanca şarkı söylüyor....

İşte o an dank etti, bu salak bana geçen hafta dadanan jigolo Mahmut'tan başkası değildi...


Ah dedim, Mahmut sen öldün. Hemen mesaj atıp telefonunu istedim.

"Canım ya çok romantiksin, seni arayıp  konuşmak istiyorum, of çok etkiliyorsun beni...”

Numaraya hemen geldi tabii ve aradım.

“Alo aşkım; güzel parmaklım, ay ben senin alo diyen o buğulu sesini yerim”....


“Ulan Mahmut ben sana birşey yediricem ama o bir dayak olacak, sapık mısın nesin Franco'dan bozma, Kıvanç Tatlıtuğ çakması. Ulan ben seni yazıp tüm Türkiye'ye rezil etmem mi şimdi, adresini buldurmam mı,evinin önüne adamlarımı yollayıp seni yaka paça al aşağı ettirmem mi? Doğduğuna doğacağına pişmanlık duydurmam mı?”

(Biraz fazla oldu galiba kendimi bir an hanımağa sandım sanırım)”Ha ha ha söyle Mahmut yapmam mı?”.......


“Abla,ablam dur ne olursun;dur bir dinle beni,ben ettim sen eyleme ablam ne olursun,ben garibanın tekiyim ablam,sen benim bacımsın ablam.”

“Ne garibanı salak, tekinsiz herifin tekisin, benim gibi orta yaş hatunların üzerinden geçinmeye çalışıyorsun, cibiliyetsiz dangalak, bak şimdi aldırıyorum seni”...

Ve birden hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlamaz mı? ”Ablam ablam “diye...

“Tamam dedim, kes zırlamayı, seni bu sefer affediyorum. Ama bak bilesin artık seni takipteyim. Sırf senin yüzünden Nişantaşı kadını olacağım haftanın yedi günü artık oralardayım. Gezilmedik bar cafe bırakmayacağım. Hele seni otuz üstü bir kadının yanında muhabette yakalayayım, işte o zaman hapı yutarsın, anladın mı Mahmut?

“Tamam ablam bak sözüm söz, bu yoldan vazgeçeceğim, ama keşke bir işim olsa.Abla ya Salı günleri Yetiş Ayşe de okuyorum,insanlar sana siivilerini yolluyor iş bulasın diye,ben de yollayayım mı ablam be?”

“Bak şimdi, ulen ne yazacak özgeçmişinde? Avladığın kadın adları mı, neyse yolla bakalım, anlaşıldı işimiz var seninle”......


BU MACERANIN İLK YAZISI / Arşiv

Jigolo Mahmut...

 

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI