"Tolga Tanış" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Tolga Tanış" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Tolga Tanış

Jedi’lara gülmeyin, daha albino zürafayı görüp Disneyland’a gideceksiniz

Ellerinde ışın kılıçları, sırtlarında pelerin, 5. Cadde’nin başındaki Washington Square Park’ta düzenli olarak buluşan bir grup var. Yaş ortalaması 35-40. Ve çoğu, Star Wars hayranı profesyonel dansçı, dövüş sanatı ustası. Hava kararınca, başlarına kapüşonları geçirip aynı anda kılıçlarındaki ışıkları yakıyorlar. Sonra da bir ayindeymiş gibi disiplin içinde saatlerce jedi’cılık oynuyorlar.

Bir akşam “usta”nın yanına gidip konuşmuştum. “Hem eğleniyoruz hem de gösteriye hazırlanıyoruz” demişti. New York’un fuar merkezinde her yıl bir koca bebek eğlencesi düzenliyorlarmış. Star Wars’la büyüyen kuşak da ellerinde ışın kılıçları onları izlemeye geliyormuş!..
Belki durum size absürt gelmiş olabilir ama bugün eğlence sektörünün işleyişine daha dikkatli bakarsanız, anlarsınız. Aslında sizin de o parktakilerden pek bir farkınız kalmadı. 40’lık jedi’lar, hikâyenin sadece karikatür hali!..
Harry Potter’ın son filmini Times Meydanı’nda bir sinemada izledim. Öğlen seansında salonun yarısı doluydu ve içerideki çocuk sayısı iki elin parmaklarını geçmiyordu. Halbuki 8 yıl önce, çocuklar için, diye başlamışlardı biliyorsunuz. Ama biz o gün 30’lu, 40’lı yaşlar toplandık, alkolle tanışan Harry Potter’ın aşkı keşfetmesini izledik!..
Ya da tam tersi...
Anime meraklısı herkes Miyazaki’yi bilir. Bir çocuğun Miyazaki filminden anlayacağı şey, okuma yazmayı yeni sökmüş bir öğrencinin Anna Karenina’dan anlayacağı şeylerden kesinlikle daha fazla olamaz!.. İşte önümüzdeki hafta, son filmi Ponyo gösterime giriyor burada... “Bu seferki tam çocuklar için” diye bir yalan uydurup Tina Fey’e seslendirme yaptırttılar!.. Salonlara çocuk çekmek istiyorlar!..
Bütün bu yaşananlara bakınca, artık eski yapımcıların naif insanlar olduklarına inanıyorum. Çünkü iş öyle
 bir hale geldi ki, popüler kültür, tonu farklı da olsa; çocuk, genç, yetişkin ayrımına gitmeden herkese aynı içerikle ulaşmaya başladı. Hepimizi eşitledi!..
42. Cadde üzerinde, acayipliklerin sergilendiği Ripley’s diye bir müze var. Arada eve doğru yürürken, ağzına bıçak sokan, kulağından eşarp çıkaran insanlar görüyorum önünde... Eskiden “Believe It or Not!” (İster İnan İster İnanma) diye bizde de yayınlanan bir TV programı vardı hatta, oradan hatırlarsınız. İşte burası, yaş skalalarından bağımsız, ortak ilgi alanı oluşturma projesinin bence kusursuz bir örneği.
İçerisi hem yetişkin hem çocuk dolu müzenin genel müdürü Michael Hirsch’e bunu sordum. “Bizim sloganımız, beşikten mezara. 5 yaşındaki çocuk da, 95 yaşındaki dede de hedef kitlemiz” dedi: “İçerideki albino zürafaya bakarken belki herkes farklı bir boyutunu algılıyor. Ama sonuçta herkes durup zürafaya bakıyor.”
Hirsch’ü beklerken girişteki görevliyle konuştuk ayak üstü. “Biliyor musunuz” dedi, “Walt Disney, 7. Cadde’nin başından 8’e kadar bu bloktaki bütün binaları teker teker satın almaya çalışıyormuş.” “Neden” dedim. “Çünkü Times Meydanı’nda büyük bir Disneyland açmak istiyorlarmış.”
Jedi’lara sakın gülmeyin. Çünkü
daha albino zürafayı görüp
Disneyland’a gideceksiniz.

TORUNLARLA ÇİZGİ FİLM İZLİYORUZ

Popüler kültürün yaş ayrımını yok ettiği çağda yetişkinlerin çocuklaşması nispeten kabul edilebilir bir durum. Ancak çocukların yetişkinlere benzemesi, çoğu zaman ruhsal dengesizliklere neden oluyor. Mesela çocuk yaşta hamilelik bugün Amerika’nın en büyük sorunlarından biri. Bunu bir pediyatriste sordum. Söylediği şu: “Çocuk olma sınırları kalkıyor. Çünkü çocuklar iletişim kanalları üzerinden fazla uyarılmaya (overstimulation) maruz kalıyorlar. Böylece uykusuzluk, saldırganlık gibi sorunlar yaşıyorlar. Cinselliği erken yaşta keşfetme de aynı sürecin sonucu. İş kuran çocuklar bile görüyoruz bazen. Ailelerin başta hoşuna gidiyor. Sonra arazlar çıkınca bize getiriyorlar. Bu türden çocuk hasta sayısında üç kat artış var.”
Bu arada işle ilgili konuşmamız bitti, kendisinin ne yaptığını anlatırken de şunu söyledi: “Bize de torunlar geldi bugün. Televizyonda paralı kanallardan birini açmamı istediler, ben de açamayacağımı söyledim. Şimdi bir çizgi film bulduk, beraber seyrediyoruz.”

REKLAMCILIK

Madison tüyoları

Denemedim ama New Yorklu bir reklamcıya, Madison Caddesi’nde tahminleri kim yapar dediğinizde, alacağınız cevap hiç değişmez diyorlar: Bob.
Sene başında, gazeteler gidişini “Bir dönem sona erdi” diye duyurdu o yüzden. McCann Grubu’nun sektör tahmincisi Bob Coen, 61 yıldır aksatmadan yazdığı raporlara son verince, her yerde biyografisi çıktı!..
Birincisi, bir reklam şirketinde görevi sadece tahmin yapmak olan birinin bulunması ilginç gelmiş olabilir. Pasta büyük olunca, böyle pozisyonlar yaratabiliyorlar demek.
İkincisi, adamı birçoğu madrabaz fütürologlardan zannetmiş olabilirsiniz. Ancak senede sadece iki kere yazdığı raporlarda yüzde 90 doğruluk tutturmuş.
86 yaşındaki Coen’e ulaşmayı uzun süre denedim. Hamptons’a gittiği için mi yoksa artık kendi yerine başlayan genç tahmincinin konuşmasını istediği için mi bilmiyorum, görüşemedik. Onun yerine, son yazdığı rapordan iki not:
* Bu sene ne olimpiyat var ne seçim, demiş. Amerika’da yüzde 4.5 (259 milyar dolar), dünyada da yüzde 0.3 (641 milyar dolar) küçülme bekliyor.
* Türkiye’den bahsetmemiş ama aynı ligdeki Brezilya ve Polonya’ya yüzde 7 büyüme yazmış.

ANTİTREND

Klasikleşti

Her hafta, hâlâ listede mi, diye bakıyorum. Artık çıkarmışlar mıdır, diye özellikle arıyorum. Ama her hafta, listenin en tepesinde yine rastlıyorum. New York Times’ın kitap eki, Türkçe’ye de çevrilen hamilelik kitabı “What to Expect When You’re Expecting”i (Bebeğinizi Beklerken Sizi Neler Bekler) 8 yıldır ısrarla tavsiye ediyor. Tam 421 haftadır, bu kitabı alın, diyor. Şeyler “trendy” olurken, bu “klasik” oldu.

Kent fasulye sayıcıların

Herkes Hamptons’a gidince New York onlara kaldı. McKinsey’nin sadece para odaklı fasulye sayıcılarına!..
McKinsey dünyanın en iyi danışmanlık şirketlerinden biri. Hatta belki de en iyisi... İşleri, maliyet kısarak şirketlerin kârlarını artırmak.
Bu aralar gazetelerde sık sık üstlendikleri yeni projeleri okuyorum. En son Vogue’un, Vanity Fair’in yayıncısı Conde Nast şirketine de girdikleri açıklandı.
McKinsey’yi aradım ben de. Krizden beri New York’ta kaç şirket sizi böyle arayıp maliyet azaltma çalışması istedi diye sormak için. Hiçbir açıklama yapamayacaklarını söylediler. Hatta bir sayı bile veremiyorlarmış. Ancak benimle akşamın saat 8’inde konuşmalarından epey yoğun oldukları belliydi. Normalde akşam 8 onlar için konu değil ama ağustostayız.

The Hamptons sözlüğü

* Manhattan’ın dibinde, Long Island’ın ucunda, Southampton ve East Hampton diye iki kasaba ve köylerinden oluşan sayfiye.
* Bodrum’a herkes gider, Hamptons’a sadece New Yorklular gider.
* Her sit-com’da adı en az 3 kez anılması şart olan, zengin mahallesi.
* Gossip Girl mekânı.
* Her tarafı malikâne olan, ama devletin beach club açtırmadığı kıyı şeridi. Amerika bizden komünist.
* Geceleri gençlerin ateş etrafından toplanıp marshmallow erittiği uzun kumsal.
* 8.4 milyon nüfuslu New York’ta 1.4 milyon kişi yemek yardımı alıyor, 561 bin de milyoner var. O milyonerlerin yazlık adresi.
* Denizi Kilyos’u andırır. Hayatında adam gibi bir deniz görmemiş New Yorklular deniz zanneder.
* Deniz değil o, okyanus.
* Ünlü birinin, makyajsız, yataktan yeni kalkmış haline rastlayabileceğiniz kafa dinleme yeri.
* Zenginlerin helikopterle 20 dakikada, günübirlikçilerin Hampton Jitney otobüsüyle 3.5 saatte gittiği plaj.
* Trenle de gidilir. Hatta tren daha iyidir.
* New York’un oyun alanı.
* Bir emlakçının senede tek bir ev satarak geçinebileceği yer.

X