"Naci Cem Öncel" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Naci Cem Öncel" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Naci Cem Öncel

Japonya’nın ilk imamı

Marmaray’ın açılışında Japonya Başbakanı’nın nezaketen ellerini açıp duaya eşlik etmesinden çok uzun yıllar önce Abdürreşid İbrahim iki ülkenin siyasal güç birliği için çalışıyordu.

Abdürreşid İbrahim, İslam’ın Japonya’da yayılmasına öncülük edenlerden olduğu gibi Tokyo Camii’nin de ilk imamıydı. Gelin bu yorulmak bilmez seyyahın, idealist eylem adamının, uluslararası mücadelelerle geçen maceralı hayatında kısa bir yolculuğa çıkalım. Ne olmuştu da İbrahim’in yolu 1900’lerin başında Japonya’ya düşmüş, son nefesini 40 yıl kadar sonra yine bu uzak diyarda vermişti?

SİBİRYA’DAN DÖRT BİR YANA

1857’de Batı Sibirya’da doğan Abdürreşid İbrahim, kökleri Buhara ve Başkırdistan’a uzanan bir Tatar’dı. Genç yaşından itibaren İstanbul’dan Medine ve Mekke’ye, Kırım’dan Petersburg’a, Türkistan’dan Çin’e ve Kore’ye, Hindistan’dan Singapur’a, hatta Avrupa’ya yayılan dev bir coğrafyada sayısız yolculuk yaptı. Yüz binlerce kilometrelik mesafe kat ederken hedefi Rus ve İngiliz imparatorlukları karşısında hızla gerileyen Türk ve Müslüman halkların birliğini ve yenilenmesini sağlamaktı. İslam şemsiyesi altında asıl meselesiyse tüm Türklerin bağımsızlığıydı. Gezmekle kalmıyor bilgi topluyor, propaganda yapıyor, yazıyor, yayımlıyordu. Ayrıca genç Rusya Müslümanlarının İstanbul’da eğitimine ve göçüne de ön ayak oluyordu. Tabii bu enerjik aktivist kısa sürede, Rusların, gittiği her yerden uzaklaştırmaya çalıştığı biri haline dönüştü. O sıralarda Rusların Asya’nın iki ucunda iki rakibi vardı: Osmanlılar ve Japonlar.

JAPONLAR VE RUSLAR KARŞI KARŞIYA

Osmanlı Devleti, tamı tamına 174 yıl önce, yani 3 Kasım 1839 Pazar günü okunan Tanzimat Fermanı’yla kapsamlı bir yenilenme ve Batılılaşma hareketi başlattı. Ancak tüm bu çaba 40 yıl kadar sonra Ruslardan alınan çok ağır yenilginin önüne geçmeye yetmedi. 1868’den itibaren modernleşmeye atılan Japonlarsa tam tersine 40 yıl kadar sonra, yani 1905’te Rusları açık bir yenilgiye uğrattılar. Bu zaferle birlikte tüm Asya halkları için heyecan uyandıran yeni bir umut doğmuştu! Kuşkusuz Sultan Abdülhamid de Japon İmparatoru da birbirlerinin önemini bu savaştan çok daha öncesinde fark etmişti. Ertuğrul Fırkateyni’nin ağır bir faciayla sonuçlanan tarihi ziyaretinin temel amacı buydu zaten. Japonlar için Ruslara, Çinlilere, Hollandalılara ve İngilizlere karşı dev bir kitle oluşturan Asya Müslümanlarının halifesi Osmanlı padişahıydı. İşte böyle bir ortamda Abdürreşid İbrahim, 1902-1903 yıllarında Japonya’ya gitti. Bunu 1908 yılındaki (öncesinde Dalay Lama ile de tanıştığı) nispeten daha etkili ziyareti izledi. Japonya’da kurduğu üst düzey ilişkilerde kendisini Japon-Asya milliyetçiliğini (hatta yayılmacılığını) savunan Kara Ejderler örgütü de destekliyordu. Onlarla birlikte Asya-Gı-Kay (Asya Savunma Gücü) adlı bir örgüt kurdu. Başbakan dahil önemli isimlerle tanıştı. Hedefi, Japon ileri gelenlerinin İslam’ı seçip tüm Asya Müslümanlarının kurtuluşuna hizmet etmeleriydi. Bir yıl sonra Hindistan ve Singapur’daki faaliyetleri İngilizler’i rahatsız etti. İlk Müslüman Japon hacısı ve aynı zamanda gizli servis görevlisi ‘Ömer’ Yamaoka Kotaro ile de burada tanıştı. Dönüşte İttihat ve Terakki ile yakın ilişkiler kurdu. 1917 Bolşevik Devrimi sonrasında Lenin ve Stalin’den Türkler ve Müslümanlar için kazanımlar elde etmeye çabaladıysa da sonuç alamadı. Cumhuriyet’in ilanıyla Sovyet Rusya’yla iyi ilişkiler kurulunca ister istemez geri plana çekildi ve Konya’nın bir köyünde ailesiyle daha sakin yıllar geçirdi.

DOĞUDAN YÜKSELEN GÜNEŞ

1930’lu yıllara gelindiğinde Japonya, Asya’daki ve Pasifik’teki hedeflerini adım adım büyütüyordu. Abdürreşid İbrahim, 1933 yılında 11 yıllık son Japonya macerasına atıldı. Bu süreçte İslam’ın Japonya’da resmi din olarak kabul edilmesini ve inşası bir türlü gerçekleşemeyen Tokyo Camii’nin tamamlanıp açılmasını sağladı. Caminin ilk imamı oldu. 12 Mayıs 1938’deki açılışta Japon liderlerin yanı sıra İslam ülkelerinden temsilciler de vardı. Ancak Türkiye, dış politika endişeleri nedeniyle bu gelişmelere mesafeli duruyordu. Abdürreşid İbrahim kızına yazdığı mektupta -ayrılmadan önce kendisine söz verdiğini vurguladığı- ‘Gazi Hazretleri’ni Japonya’daki faaliyetlerinden haberdar etmesini tenbih ediyordu. Bunun için Kılıç Ali’den yardım alabileceğini belirtiyordu. Tüm bu çabaları, Japonya İkinci Dünya Savaşı’yla büyük bir felakete doğru sürüklenirken 1944 yılında, 87 yaşındayken son buldu. Cenazesi Japonya Müslümanlarının katıldığı bir törenle defnedildi. Geride 1910 tarihli ‘Âlem-i İslam’ gibi döneminin Asya’sı ve Türk-İslam dünyası hakkında değerli bilgiler veren bir eser ve sayısız makale bıraktı.

TEŞEKKÜR: Yıllar önce bizlere Japon ve Çin tarihinin kapılarını açan, öğrencilik yıllarımda beni Abdürreşid İbrahim’den haberdar eden hocam Selçuk Esenbel’e ve tüm araştırmacılara saygılar.

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI