Spor Haberleri

« Hürriyet.com.tr
MENÜ

Japonya’da devrim yaptılar

"Sakatlıklarına rağmen profesyonelliklerini unutup ay yıldızlı forma için yüreklerini ortaya koyan bu devlerimizle ne kadar övünsek azdır. Onlar teşekkürleri fazlasıyla hak ettiler."

Esat YILMAER
SON GÜNCELLEME

YILLARDAN beri basketbolun peşinde koşuyorum. Zaman zaman büyük sevinçler yaşadım. Ama şunu açıkça söyleyeyim ki, 30 yıllık basketbol yazarlığı yaşamımın en mutlu günleri Tokyo’da geçiyor. Sahada her halleriyle bizlere gurur veren pırıl pırıl 12 Dev Türk gencini görmek, onların inançlı ve yürekli mücadelelerini izlemek, ard arda gelen zaferlerden sonra avuçlarımızın içi patlayana dek onları alkışlamak keyiflerin en güzeli.

Doğrusunu söylemek gerekirse, buraya gelirken kimse bu çocuklardan böylesine dev bir başarıyı beklemiyordu. En iyimser olanların tahmini ’Gruptan 3. veya 4. çıkabilirsek, bizim için iyi olur’ şeklindeydi.

Önemli özellik kazandı

Ancak gençlerimiz daha en başından beri ’Bize inanın göreceksiniz neler yapacağız’ diyorlardı. Haklı da çıktılar. Çünkü onlar bir arada oynamanın bir birlerine inanmalarının, kısacası bir takım haline gelmelerinin keyfini almışlardı. Yaklaşık 2 ay süren kamp döneminde en ufak bir sorunun çıkmaması sanki bu parlak günlerin bir habercisiydi. Kaptan İbo’nun liderliğinde kenetlenen bu takım önemli bir özellik kazanmıştı. Yenilmeyi asla kabullenemiyorlardı. Bunun yolunun da yürekle savaşmaktan geçtiğini çok iyi biliyorlardı.

Kimden başlayalım... Hepsi sorumluluk alma zamanı geldiğinde onu cesaretle üstleniyor, tüm gücüyle mücadelesini veriyor. Kim düşünebilirdi ki bugüne kadar Türk seyircisinin bile tanımadığı Ersan ile Engin’in bu kadar harikalar yaratacağını.

İki büyük yetenek geleceğin süper yıldızları olacaklarının sinyallerini Japonya’da verirken, takım için disiplinin de ne kadar önemli olduğunu herkese gösteriyorlardı.

Birlikte oynamak

Hepsi o kadar inançlılar ki bu güne dek hep çember altı savaşlarını alkışladığımız Kaya ile Ermal gerektiğinde üçlükleri büyük bir cesaretle atıyor ve takıma hayat veriyorlardı.

Serkan burada ustalığının doruğuna çıkarken, sorumluluk üstlendiğinde ne büyük bir yıldız olduğunu gösteriyordu.

Ender ve Hakan takımın organizasyonunu başarıyla yürütürken, Kerem Gönlüm turnuvanın süper yıldızlarından biri olarak zaferlerde hep rol oynuyor.

Genç Cenk en kritik Slovenya maçına damgasını vururken, kendisine inanan Tanjeviç’in güvenini boşa çıkarmadı.

Fatih Solak çember altında her geçen gün biraz daha devleşirken, Semih de her zaman göreve hazır olduğunu gösteriyordu.

İbo’nun önderliğinde gerçek bir takım olan bu gençler bir anlamda basketbolun yıldızlarla değil. Birlikte oynayarak başarıya ulaşılacağını tüm kamuoyuna gösterdi.

Tabi bu takımı bu noktaya getiren basketbol filozofu Tanjeviç’in kararlığını ve cesaretini alkışlamak gerekir. Bu takıma pozitif enerji veren Doğan Hakyemez, Harun Erdenay ikilisi ile onlara her alanda destek olan Barboras Akkaş’ı da ayrıca kutlamak gerek.

Önlerinde hiç

kimse duramaz

Her maçtan önce rakipleri analiz edip, Tanjeviç’e yardımcı olan Nihat İziç, Orhun Ene’nin de bu başarıdaki payları küçümsenemez.

Basketbolcularımızla burada öyle büyük gurur yaşıyoruz ki, bunu kelimelerle tarif etmek çok zor. Ancak son bir kaç yıldır bizleri teselli eden yabancı meslektaşlarımızın bu kez tebriklerini almak ve onlardan ’Turnuvanın en iyi takımı Türkiye’ şeklindeki yorumlarını dinlemek gerçekten büyük bir keyif.

Kısacası burada her yönüyle gururlu günler yaşıyoruz...

Sakatlıklarına rağmen profesyonelliklerini unutup ay yıldızlı forma için yüreklerini ortaya koyan bu devlerimizle ne kadar övünsek azdır. Onlar teşekkürleri fazlasıyla hak ettiler ama hepsi, ’Biz görevimizi yaptık’ diyecek kadar da alçak gönüllülerdi.

Bu çocuklar burada başlattıkları basketbol devrimini 2010’da daha da pekiştireceklerdir. Onlarda bu hırs, bu inanç ve yürek olduktan sonra önlerinde kimse duramaz.

Hepiniz sağ olun çocuklar... Sizlerle gurur duyuyoruz...


Bunları da Beğenebilirsiniz
İlişkili Haberler