"Ayçe Dikmen" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayçe Dikmen" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayçe Dikmen

İzmirli sanatçıya Fransız sanat ve edebiyat nişanı

Çimen Seymen, iki yıl önce röportaj yaptığım Fransa’da yaşayan İzmirli bir sanatçı.

İzmir Amerikan Koleji’ni bitirdikten sonra gittiği Paris Üniversitesi Versailles Konservatuarı’nda müzikoloji, piyano ve şan dersleri alan Seymen, Barok müzik üzerine uzmanlaşmış.
2009’un Fransa’da “Türk Yılı” olması nedeniyle Osmanlı ve Barok müziği üzerine proje geliştiren Çimen Seymen’le İzmir’e geldiğinde görüşmüştüm. Osmanlı’nın Barok devrine olan etkilerini gören Seymen, her iki kültürün müziklerini birleştirdiği “Müsenna” adlı bir gösteri sahneye koymuştu.
Geçtiğimiz günlerde, Fransa’da Türk Mevsimi’nin başarısına yaptığı katkılardan dolayı soprano ve müzikolog Çimen Seymen’e, Fransız Büyükelçisi Bernard Emie tarafından Fransız sanat ve edebiyat nişanı “Chevalier dans l’Ordre des Arts et Lettres” verildi.
Türk Mevsimi’nin
sembolü oldu
Büyükelçi Emie, Seymen’in, 2009 ve 2010 yılları boyunca Fransa’nın dört bir yanında gösterdiği varlıkla Fransa’da Türk Mevsimi’nin müzikal, teatral ve büyülü karakterinin sembolü olduğunu söylüyor.
Bana gönderdiği mesajla bu güzel haberi ileten Çimen Seymen, bu nişana layık görüldüğü için mutluluk ve onur duyduğunu dile getiriyor. Çimen Hanım, bu onurlu ödül töreninde ona verdikleri eğitim ve geleneklere bağlı yetişmesini sağlayan ve kendisi saz çaldığı halde kızına dokuz yaşından itibaren piyano eğitimi aldıran babasını ve annesini saygıyla andığını söylüyor.
“Başka bir kültürle iç içe olmam beni öz kültürüme bakmaya yönlendirdi ve bu noktaya geldim” diyen Seymen, bu başarısını özellikle İzmirli hemşehrileriyle paylaşmak istediğini belirtiyor.
Haksız da sayılmaz, sanat ve edebiyatın vatanı kabul edilen Fransa’dan böyle özel bir nişan alan İzmirli bir sanatçı hepimizi gururlandırır...

Şiddete karşı İzmir Kadın Koordinasyonu

GEÇEN hafta İzmir’de ilk kez düzenlenen ve sivil toplum, akademisyenler ve basın temsilcilerinin katıldığı “Medya ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği” adlı bir atölye çalışmasına katıldım.
Şiddete Karşı İzmir Kadın Koordinasyonu’nca gerçekleştirilen atölyede 13 akademisyen ve İzmir Barosu Başkanı Sema Pekdaş moderatör olarak gönüllü görev aldılar.
Aslında konu daha çok medya ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği odaklıydı ama bunları farklı bir yazıda paylaşacağım...
Ben daha çok Prof. Dr. Melek Göregenli, Prof. Dr. Sevda Alankuş ve Sema Pekdaş’ın katıldığı paneldeki ilginç tespitlerden bahsedeceğim.
Ev işi işten sayılmıyor
Avukat Sema Pekdaş, kadınların haklarını bilmediğini, bilseler de kullanmayı düşünmediklerinden bahsetti.
Biliyorsunuz, 2000’den sonra çıkan malların paylaşımı yasası kadınları sevindirmişti ama 2008’deki bir kararla ev içi emeğin değerinin olmadığı kabul ediliyormuş.
Yani en nankör ve zor işlerden biri olan ev kadınlığının hiçbir değeri yokmuş. Keşke bu kararı veren (muhtemelen) erkeklerin eşleri, evlerinin işlerini iki gün bıraksalar da ev düzeni olmadıkça hayatın düzenini sağlamanın ne kadar zor olduğunu anlasalar...
Kadınlar çalışsa da çalışmasa da evin düzeninden ve organizasyondan sorumlu oluyor. Bunu değiştirmek hiç kolay değil. Ama çalışmayan ve bu nedenle hiçbir sosyal güvencesi olmayan kadınların işi daha da zor. Kocaları yıllar geçip, “Sen ne yaptın ki ben çalıştım kazandım” deyince ortada kalıveriyorlar. Bu kadınların güvenceye alınması ancak yasalarla mümkün. Ama erkek egemen görüş orada da etkili oluyor ve kadınlar boşanırken bile erkeğin insafına kalıyor.
En zor mücadele...
Avukat Sema Pekdaş’ın söylediği gibi bu ve bunun gibi kadın odaklı sorunların düzelmesi için yapılacak çok şey var. Bir kere sürekli bir kadın lobisi olmalı, her mağdur kadının yanında yer almalı.
Hakları anlatılmalı, kullanmaları sağlanmalı. Ama işte bir başka sorun da burada başlıyor. Prof. Melek Göregenli’nin söylediği gibi en zor mücadele, mağdurlarının haksızlık olarak algılamadıkları mücadeleler. Bizim ülkemizde de maalesef erkekler kadar kadınların da hak bilinçlerinin oluşturulması gerekiyor.
İşte bu nedenle Şiddete Karşı Kadın Koordinasyonu’nun yaptığı bu çalışmalar büyük önem taşıyor.
Atölye Hazırlık Grubu adına konuşan Özge Yolcu, Asuman Memen ve Nazan Sakallı, gösterilen ilgi ve desteğin kendilerini daha da cesaretlendirdiğini söylüyor. Kadın çalışmalarına ışık tutacağına inandığım çalışmayla ilgili tespit ve sonuç bildirgelerini de bana ulaştıkça aktaracağım.

X