İZMİR HABERLERİ

İzmir'deki "askeri casusluk" davasında karar bekleniyor

AA / Gülcan Kaplan
26.02.2016 - 11:20Son Güncelleme :

- İzmir merkezli 18 ilde "Paralel Devlet Yapılanması"na yönelik operasyonla yeniden gündeme gelen, aralarında muvazzaf askerlerin de olduğu 357 sanık hakkında "askeri gizli bilgi ve belge bulundurma" suçlamasıyla açılan davada sona yaklaşıldı- Dava, İzmir Emniyet Müdürlüğüne 10 Ağustos 2010'da gönderilen ihbar maili üzerine açılan soruşturma sonucu hazırlanan iddianamenin mahkemece kabul edilmesiyle 16 Nisan 2013'te başladı- Özel yetkili mahkemelerin kaldırılarak dosyanın İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesiyle ilk "kırılmanın" yaşandığı davada, sanıkların evlerindeki aramalara katılan polislerin tanık olarak dinlenmesi ve kamera kayıtları ile arama tutanağındaki çelişkilerin ortaya çıkması, davaya yeni boyut kazandırdı - FETÖ/PDY'ye yönelik davada sahte deliller oluşturarak kumpas kurulduğu, taraflı ve kasıtlı usulsüzlükler yapıldığı iddiaları üzerine düzenlenen operasyonlarda aralarında polis müdürleri ve mülkiye müfettişlerinin de bulunduğu kişiler hakkında gözaltı kararı çıkarıldı, bunlardan bazıları tutuklandı- Davanın en önemli kırılma noktasını "dijital verilerin delil niteliğinde olmadığı"nı saptayan bilirkişi raporu ile materyallerdeki DNA örneklerinin sanıklardan alınan DNA profilleriyle uyumsuzluğunu ortaya koyan Adli Tıp Kurumu raporları oluşturdu

İzmirdeki askeri casusluk davasında karar bekleniyor
AA / Gülcan Kaplan

İZMİR (AA) - GÜLCAN KAPLAN - İzmir'de 3 yıla yakın süredir devam eden, aralarında muvazzaf subayların da olduğu 357 sanığın yargılandığı "askeri gizli bilgi ve belge bulundurma" davasında sona gelindi.

AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, İzmir Emniyet Müdürlüğüne 10 Ağustos 2010'da gönderilen ihbar maili üzerine Asayiş Şubesi Ahlak Büro Amirliğinin başlattığı, Organize Suçlarla Mücadele Şubesince sürdürülen yaklaşık 3 yıllık araştırma sonunda 49'u muvazzaf asker 93 şüphelinin tutuklanmasına karar verildi.

Soruşturma kapsamında o dönem Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanlığı yapan Donanma Komutanı Oramiral Veysel Kösele de 15 Eylül 2012'de tutuklandı. Kösele, bir hafta süren tutukluluğunun ardından avukatının itirazı sonucu tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

Soruşturmayı yürüten Terörle Mücadele Kanunu (TMK) 10. maddesiyle görevli Cumhuriyet Savcısı Zafer Kılınç, yaklaşık bin 937 sayfa ve 315 ek klasörden oluşan iddianameyi 22 Ocak 2013'te tamamlayarak, "askeri gizli bilgi ve belgeleri ele geçirme, bulundurma" suçlamasıyla 49'u muvazzaf asker, 79'u tutuklu 357 sanık hakkında dava açtı.

Kılınç, iddianamede, aralarında devlet memuru, asker ve MİT mensuplarının da bulunduğu 196 müşteki ve 831 mağdurdan birçoğunun suç örgütü tarafından fişlendiğini ileri sürdü.

Sanıklardan marina işletmecisi Bilgin Özkaynak ile Narin Korkmaz hakkında ''suç işlemek amacıyla örgüt kurmak'', ''kişisel verilerin kaydedilmesi'' ve ''devletin güvenliğine ilişkin belgeleri temin etmek'' suçlarından müebbet ve dokuzar yıl hapis cezası isteyen Savcı Kılınç, Veysel Kösele hakkında da ''suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak'' ve ''yasaklanan bilgileri temin etmek'' suçlamasıyla 2 ila 6 yıl hapis cezası talep etti.

Kılınç, Özkaynak'ın marinasında müdür olarak çalışan emekli Albay Coşkun Başbuğ ile Korkmaz, Safiye Köten, Hakan Oğuzhan, Jandarma Genel Komutanlığı Denetleme biriminde görevli Albay Bülent Acar, Ankara Jandarma Komutanlığı Muharebe Elektronik Bilgi Sistemleri (MEBSİS) biriminde çalışan muvazzaf Albay Engin Çırakoğlu, Deniz Kuvvetleri Harp Karargahı ve Muhabere Elektronik Tesisler Komutanlığında görevli muvazzaf Binbaşı Bülent Akbaş, Marmaris Aksaz Deniz Üssünde çalışan muvazzaf Yüzbaşı Engin Karatekin, Marmaris Sahil Güvenlik Komutanlığında bot komutanlığı yapan muvazzaf Üsteğmen Onur Süer'in, Özkaynak liderliğindeki "örgütün" koordinatörleri olduğunu ileri sürdü.

TMK 10. maddesiyle görevli (özel yetkili) İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesinin iddianameyi kabulünün ardından 16 Nisan 2013'te açılan ve duruşmalarının mahkeme salonuna dönüştürülen İzmir Adliyesinin sosyal tesisler konferans salonunda görülmesine başlanan davada, sanık ve avukatları, davanın Anayasa'ya aykırılığı yönünde itirazlarda bulunup, mahkemenin yetkisizlik ve görevsizlik kararı vermesini ve dosyanın askeri savcılığa gönderilmesini talep etti.

Atilla Rahman başkanlığındaki mahkeme heyeti, talepleri reddetti.

İddianamenin okunması 4 haftada tamamladıktan sonra savunması alınan sanıklar, iddianamenin temel aldığı "Pandora" veri tabanının ve diğer dijital imajların kendilerine ait olmadığını, birileri tarafından kurulan "kumpas" sonucu evlerine ya da iş yerlerine yerleştirildiğini, usule ve hukuka uygun şekilde elde edilmediğini savundu.

Kim tarafından oluşturulduğu belli olmayan "Pandora" veri tabanında isimlerinin bulunması nedeniyle suçlu gösterildiklerini, iddianamede üzerilerine atılı suçlamalara dair tek somut delil olmadığını, iddianamenin varsayımlara dayanarak oluşturulduğunu savunan sanıklar, beraatlerini talep etti.

2013'ün temmuz ve kasım aylarında görülen duruşmalarda 20 sanığın tahliyesine karar verilirken, diğer 44 sanık ve avukatı da 2014 yılı ocak ve şubat ayında üst mahkeme olan Bursa 6. Ağır Ceza Mahkemesine itirazlarda bulununca tahliye edildi ve davada tutuklu sayısı 5'i muvazzaf asker olmak üzere 15'e düştü.

- Ek iddianame hazırlandı

Dava kapsamında 5 Temmuz 2013'te yapılan duruşmada Cumhuriyet Savcıları Mehmet Sedat Erbaş ve Hüseyin Alabay, tüm sanıklar yönünden yeni suç unsurlarının tespit edildiğini ileri sürerek, sanıkların "devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri açıklama" suçundan TCK 329/1-2. maddeleri, "yasaklanan bilgileri açıklama" suçundan da TCK 336/1-2. maddeleri uyarınca 8 ila 30 yıl hapis cezası istemiyle yargılanmalarını talep etti.

Davanın savcısı, TMK 10. maddesiyle görevli Zafer Kılınç ise hazırladığı ek iddianamede, 357 sanığın 134'ü hakkında "devletin güvenliğine ilişkin bilgileri temin etme", "yasaklanan bilgileri temin etme", "yasaklanan bilgileri açıklama", "kişisel verileri kaydetme" suçlarından 3 yıldan müebbete kadar ek hapis cezaları istedi. Ek iddianame, 25 Şubat 2014'te mahkemece kabul edilerek ana dosyayla birleştirildi.

- Özel yetkili mahkemelerin kaldırılması

TMK 10. maddesi uyarınca kurulan ve kamuoyunda "özel yetkili mahkemeler" olarak bilinen ağır ceza mahkemelerinin kaldırılmasına ilişkin düzenlemeyi de içeren "Terörle Mücadele Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"un onaylanmasının ardından HSYK, İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen "gizli bilgi ve belge bulundurma” davasının 5 Nisan 2014'ten itibaren İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmesine karar verdi.

İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinde Orhan Kızıltaş başkanlığında devam eden duruşmalarda, temmuz ve kasım aylarında verilen ara kararlarla 5'i muvazzaf asker olmak üzere 15 sanığın adli kontrol ve yurt dışına çıkış yasağı şartıyla tahliyesiyle davada tutuklu sanık kalmadı.

20 Ekim 2014'te görülen duruşmada ise Milli Savunma Bakanlığının müdahillik talebi, "suçtan zarar görme ihtimali bulunduğu" gerekçesiyle kabul edildi.

- "57. saniyeye dikkat"

İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinde devam eden davada, sanıkların ev ve iş yerlerindeki aramalara katılan polis memurları ve amirleri ile hazırun tanık sıfatıyla dinlendi.

Duruşma salonunda sanıkların ev ve iş yerlerinde yapılan aramaların kamera görüntüleri izlenirken, Mahkeme Başkanı Orhan Kızıltaş, kamera kayıtları ile arama tutanağındaki çelişkilere dikkati çekerek polislere bazı sorular yöneltti.

Pamukkale Üniversitesinde okuyan Narin Korkmaz Denizli'de kaldığı sırada, İzmir'deki babaevinde polisin yaptığı aramanın görüntüleri izlendi.

Mahkeme Başkanı Kızıltaş, görüntülerde "57. saniyeye" dikkati çekti. Kayıttaki "57. saniyede", evin üst katındakilerin aşağı çağrılmasının ardından aramaya katılan polislerden birinin elindeki siyah poşetle üst kata çıktığı, daha sonra elleri boş şekilde aşağı indiği fark edildi.

Alt katta aramayı tamamlayan polisler, daha sonra üst katta siyah poşet içinde suçlamaların kaynağı delillere ulaştı.

- "Dijital veriler delil niteliğinde değil"

Mahkemenin talebi üzerine bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan raporda, davaya konu dijital materyallerin "hash" olarak tanımlanan dijital parmak izlerinin eksik veya tutarsız olduğu, verilerin delil niteliği taşımadığı, aralarında tutarsızlıklar bulunduğu, bazı ekleme ve çıkarmalar yapıldığı sonucuna ulaşıldığı aktarıldı.

İzmir Adli Tıp Kurumunun raporunda ise emekli Albay Başbuğ'un evinde ele geçirilen, davaya delil oluşturan hard diskler üzerindeki DNA örneğinin Başbuğ'a ait olmadığı, bunun, sanık Meryem Bağcı'nın Ankara'daki evinde bulunduğu öne sürülen hard diskteki DNA örneğiyle eşleşen erkeğe ait olduğu tespit edildi.

Adli Tıp Kurumu ayrıca, sanıklar Özkaynak, Korkmaz, Köten ve Albayrak'tan ele geçirildiği iddia edilen iç çamaşırı, denizci şapkası, ilk yardım çantası, flaş bellek, mouse ve kitapçık gibi materyallerde yapılan testlerde de DNA örneklerinin sanıklardan alınan DNA profilleriyle uyumsuz olduğunu saptadı.

- FETÖ operasyonları

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'na (FETÖ/PDY) yönelik soruşturmada örgütün, TSK içindeki mensuplarını öne çıkarmak için terfi sıralamasındaki rakiplerine yönelik sahte delillerle kumpas kurduğu, bu kapsamda "askeri gizli bilgi ve belge bulundurma" davasının soruşturma sürecinde kasıtlı usulsüzlükler yapılmasını sağladıkları, davanın sanıklarını kamuoyunda itibarsızlaştırarak bürokrasiden ve TSK'dan tasfiyesini amaçladıkları iddiasıyla geçen yıl kasımda İzmir merkezli 18 ilde operasyon gerçekleştirildi.

Aralarında polis müdürleri ve mülkiye müfettişlerinin de bulunduğu şüpheliler hakkında gözaltı kararı çıkarılan soruşturmada eski İzmir Emniyet Müdürü ve polisler de tutuklandı.

HSYK 2. Dairesi ise davanın iddianamesini hazırlayan Savcı Kılınç ve tutuklama kararı veren Hakim Serdar Ergül'ü geçici olarak görevden uzaklaştırdı, Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesi de "yurt dışı çıkış yasağı" kararı verdi.

- Savcı, beraat talep etti

3 yıllık yargılama sonunda geçen hafta mütalaasını okuyan Cumhuriyet Savcısı Ali Ertan, dijital verilerin delil niteliği bulunmadığı ve iddianamede ileri sürüldüğü gibi ortada örgütün varlığına dair kanıt olmadığını ifade ederek, tüm sanıkların "örgüt" suçundan beraatini, hukuka aykırı işlemlerle ilgili sorumlular hakkında da suç duyurusunda bulunulmasını talep etti.

Savcının mütalaası ve davaya ilişkin son savunmaları sorulan sanıklar ise savcının "beraat" yönündeki mütalaasını desteklediklerini ancak gerekçesine katılmadıklarını, beraatin delil yetersizliğinden değil, "yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması" sebebiyle esastan verilmesini istedi.

Bazı asker sanıklar, "sahte belgelerle bu kumpası kurarak, hayatlarını karartan kişilerden" ve "buna seyirci kalan sorumlulardan" şikayetçi olduklarını söyledi.

İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Orhan Kızıltaş'ın, bugün mahkemenin kararını açıklaması bekleniyor.

Etiketler:

Yasal Bilgilendirme

İzmir haberleri Hürriyet yerel haberler sayfasında. Haber ajanslarının İzmir ilinden İzmir'deki "askeri casusluk" davasında karar bekleniyor hakkında ilettiği tüm haberler hurriyet.com.tr farkı ile sizlere ulaştırılıyor. Bu haber ilk olarak 26 Şubat 2016 tarihinde saat 11 20’de yayınlandı. Son dakika gelişmesi oldukça İzmir'deki "askeri casusluk" davasında karar bekleniyor haberi güncellenecektir.

Sayfa Başı