"Yonca Tokbaş - Kelebek" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yonca Tokbaş - Kelebek" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yonca Tokbaş - Kelebek

İzmir treni yolcusu kalmasın!

Ailemin büyük bir çoğunluğu artık Ege’de, İzmir’de yaşıyor. Eşim İzmirli bir kere. Ben, eş durumundan İzmirli bir AnGaralıyım yani.

İzmir deyince akan sular durur içimde. İzmir’de evlendim. Kızım doğdu İzmir’de. Oğlum İzmir’de sünnet oldu. İzmir, benim için mutluluklarımın şehri oldu.
Ben rakı içmeyi de İzmir’de öğrendim sanırım. Daha doğrusu; cibesi, arapsaçını, turp otunu, radikayı, deniz börülcesini ilk defa İzmir’de rakının yanında tanıdım.
Yıllar yıllar evvel, ilk defa İzmir’de yaşamaya başladığımda, işe başlayacağım ilk gün Karşıyaka’dan vapura binip Konak’ta inince kalabalığı bir anda kaybettim.
İçimden “Sanki yer yarıldı yerin dibine girdi bütün insanlar” dedim. Bana yolu tarif ederken “İn vapurdan, geç karşıya, bin dolmuşa” demişlerdi; karşıdan karşıya geçecek tek yer yoktu oysa.
Az sağa gittim, çok sola gittim, mümkün değil karşıya geçiş yok.
Baktım çarem de yok, işe gecikeceğim daha ilk günden; o vızır vızır araba geçen yolun ortasındaki demirlerin üzerinden ecel terleri döke döke, korkudan titreye titreye, küfür ede ede, takım elbiselerimle atlayarak karşıya geçtim.
Meğer altgeçit varmış orada iyi mi!
Ama İzmirli değilsen bilemezsin ki! Hayatımda kendimi hiç bu kadar cahil ve şapşal hissetmedim.
Bunu anlattığımda öyle çok güldüler ki bana, hayat boyu unutamayacağım.
Bir keresinde de ilk defa Karabağlar’dan Alsancak tarafına arabayla dönecektim, haydaaa, bi baktım gelmişim Karşıyaka’ya.
Gerisin geri döndüm, bu sefer kendimi Bayraklı’da buldum. Oradan döndüm, bu sefer Bornova.
Deliler gibi uğraşıyorum Alsancak’a varmaya, ne mümkün! Hamster gibi aynı yerde dört dönüyorum.
Meğer Alsancak tabelası yokmuş ki orada. “Fuar” yazarmış. Bunu bütün İzmirliler bilirmiş.
E ben AnGaralıyım ne de olsa. Ben, İzmir’de yollarımı kaybede kaybede soluğu Urla’da alıp durduk yerde afiyetle balık sofrasında nefeslenmeyi tattım mesela.
Hayatın, beklenmedik anda karşına çıkan güzel şey demek olduğunu öğrendim orada.
Türkiye’de yaz saati uygulamasının, İzmir’de “Çeşme Saati” uygulaması demek olduğunu, Kordon’da bira içip patates yemenin elzem olduğunu, sokakta her nasıl yürürsen yürü tacize uğramayacağını, rahmetli Bahadır’ı tanımamanın nasıl büyük kayıp olduğunu, simite gevrek demediğimde istisnasız herkesten “gevrek o gevrek” azarı işitebileceğimi bizzat yaşayarak öğrendim.
“Mimar Kemalettin’de buluşalım...” demişti bir kere Figen Ablam. Deli gibi Kemalettin Bey’in mimarlık bürosunu arayıp da bulamayıp sorunca, kahkahalar atarak heykeli gösteren vatandaşla beraber gülmekten katıla katıla kekliğimi ebediyen tescillettim.
Ben bir kekim ve evet, ben bir İzmir acemisiydim, cahiliydim. Ama İzmir’i ben güle oynaya öğrendim. Şimdi sorsanız, her yerini gözü kapalı bilirim.
İzmir’in havasını suyunu içime çektim.

Manisa yolcusu

Eniştem, rahmetli Erol Yavuz, bir zamanlar Manisa valisiydi. Örnek bir insandı, örnek! Dürüstlüğün-çalışkanlığın heykeli dikilecek olsa, eniştemin heykelini dikmek isterdim.
Manisa Vali Konağı’nda geçirdiğim çocukluk günlerimi bu hafızam tek bir gün silmedi. Hayatımın ilk Hıdrellez’ini o Vali Konağı’nın bahçesinde yaşadım. Gül ağacına hayallerimden resimler çizip astım. Hayatımda ilk gördüğümü hatırladığım nişan törenini o konakta yaşadım. Önem Ablamın, nişanıydı.
Nişan pastasını, nişan sırasında pembe dantelli elbisemle halıların üzerinde attığım taklaları hâlâ dün yaşanmışçasına beynime kaydettim. Hatırladıkça gülümserim.
Eniştemin Manisalılarla kurduğu o sağlam, saygı ve sevgi dolu ilişkiyi kendime örnek aldım. Manisa Tarzanı yüzünden çocukça endişeler edindim, geceleri kendime yüzlerce kısa hikaye türettim. Hayal dünyamı genişlettim.

Hürriyet Hakkımızdır Treni’ne geliyorum!

2 Haziran Perşembe günü “Hürriyet Hakkımızdır Treni” ile, ilk önce İzmir’deyim.

3 Haziran Cuma günü de Manisa’da. 5 yaşımdan beri ilk defa Manisa’ya ayak basacağım hafızamdaki o olağanüstü ve hala taze anılarla!

Ta Dubai’den geliyorum uça kaça. Heyecandan ölmek üzereyim ve aslında neye heyecanlanacağımı da şaşırmış haldeyim. Özlem, hasret, anılar, tren, gar olayı beni zaten dağıtmış halde. Bir de üzerine; Hürriyet, yazarlar, “Türkiye ne istiyor?” sorusuna cevaplar, Pınar Kido Çocuk Tiyatrosu, DASK Deprem Simülasyon Vagonu, Aile içi şiddete dair bilgilendirme, Haklı Kadın Platformu vesaire hepsi Hürriyet Hakkımızdır Treni’nde bizimle. Ve ilk defa yüzyüze sizleri görebilme şansı var elimde. Ben heyecanlanmayayım da kim heyecanlansın söylesenize!

Bahaneleri hiç sevmem malum, madem tren İzmir Basmane’de duracak bir süre, işler güçler öncelikler bitsin, elbet bir arasını bulup Basmane’den çıkıp Kordon’a doğru koşmak fikrindeyim.

Olur da koşan bir kadın görürseniz oralarda, basın çığlığı: “Koş Yonca Koooş!” diye. Ha eğer sizin de varsa niyetiniz benimle hareket etmeye, isterseniz yürü-koş-yürü de yaparım. Peronda iki gel git turu atılır elbet bir şekilde.

Herkesi bekliyorum.

Hem İzmir’e hem Manisa’ya..

Hemen bu Perşembe ve Cuma.

Hadi çıkıp gelsenize...

Yonca
“rötarsız”

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI