İzmir nüfusu kadar değil!

ELİF ERGU
04.08.2015 - 01:22 | Son Güncelleme:

KAGİDER Başkanı Sanem Oktar, Türkiye’de çalışan 8.1 milyon kadının sadece 4.4 milyonun kayıtlı olduğunu belirterek, “Yani kayıt altında çalışan kadınların hepsini bir ile toplasak İzmir’in nüfusundan daha az kişi oluyor” diye konuşuyor.

“GÜNCEL TÜİK verilerine göre, Türkiye’de 15 ve daha yukarı yaştaki nüfus içerisinde istihdam oranı yüzde 46.2, bu oran erkeklerde yüzde 65, kadınlarda ise yüzde 27.8 oldu. 10 tane çalışabilecek erkekten 7’si çalışırken, 10 tane çalışabilecek kadından sadece 3 kadın çalışıyor.” Bu sözler Türkiye Kadın Girişimciler Derneği’nin (KAGİDER) Başkanı Sanem Oktar’a ait. Oktar, TÜİK verilerinde oranlara değil de yine 15 ve daha yukarı yaştaki nüfustaki rakamlara bakılırsa Türkiye’de toplam 26.6 milyon kişinin çalıştığını bunun 18.5 milyonun erkek, 8.1 milyonunun ise kadın olduğunu söylüyor. Oktar, “Ancak 8.1 milyon kadının 3.7 milyonu kayıt dışı ve 4.4 milyonu kayıtlı olarak çalışıyor. Yani kayıt altında çalışan kadınların hepsini bir ile toplasak İzmir’in nüfusundan daha az kişi oluyor” yorumunu yapıyor.


GÜVENCESİZ İŞGÜCÜ


Kayıt dışılığın daha çok tarım sektöründe ve özellikle köyden kentte göç sonrası şehirlerde daha düşük ücretli işlerde karşımıza çıktığını kaydeden Sanem Oktar şöyle konuşuyor: “Kadın daha ucuz ve güvencesiz işgücü olarak da görülebiliyor. Hal böyle olunca kadınlar geleceklerini de garanti altına alamıyorlar. Yine TÜİK’in İstatistiklerle Kadın raporuna bakarsak; okur-yazar olmayan kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 17.4, lise altı eğitimli kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 26.3, lise mezunu kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 32.1, mesleki veya teknik lise mezunu kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 39.3 iken yükseköğretim mezunu kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 72.2 oldu. Üst düzey kadın yönetici oranı ise yüzde 9.4 oldu.”


GİRİŞİMCİ YETERSİZ


Türkiye’de kadın girişimci sayısının 110 bine ulaştığını kaydeden Oktar, “Bugün Türkiye’deki girişimcilerin yüzde 8’i kadın. Uluslararası araştırmalar yıl bazında kadın girişimciliği sayısında artış olduğunu ve giderek yükselen bir trend olduğunu ortaya koyuyor. Ancak diğer ülkelerle kıyasladığımızda Türkiye’de bu artışın yeterli olmadığı da görülüyor. Küresel Girişimcilik ve Kalkınma Endeksi kapsamındaki kadın girişimciliği araştırması, ülkelerin kadın girişimciler için sunduğu ortamı ve ekosistemi derecelendiriyor. 30 ülkenin katıldığı araştırmada Türkiye orta performans kategorisinde yer alarak 18’inci oldu” diye konuşuyor.


Ben seri bir girişimciyim


SANEM Oktar kendisinin nasıl girişimci olduğunu ise şöyle anlatıyor: “1992 yılında üniversiteden mezun olunca ben de her iyi eğitimli kişinin kariyer planında olduğu gibi uluslararası bir şirkette çalışmaya başladım. 1997 yılında küçük bir sermaye ile ilk şirketimi kurdum. Ardından 1999 ve 2000 yılında iki şirket daha kurarak hem ortaklık sayımı arttırdım hem de hizmet yelpazesini genişlettim. 2002 yılında Amerikalı bir şirket ile ortaklık kurarak dördüncü şirketimi kurdum. 2008 yılında şirketlerimi sattım ve yeni bir şirket kurdum. Geçtiğimiz ay son olarak kurduğum şirket ile de uluslararası bir yapı ile ortaklığa başladım. Bu noktada eşimin dediği gibi ben bir seri girişimciyim.”

Eş ve ailelerinden destek alıyorlar


SANEM Oktar, kadın girişimcilerin büyük çoğunluğunun hizmet sektöründe yer aldığını belirterek şunları söylüyor:
“Bu da daha küçük işletmeler olarak, mikro kuruluşlar olarak kalmalarına ve sağladığı istihdam sayısının da daha düşük olmasına sebep oluyor. Ayrıca kadın risk alma konusunda erkeklere göre daha tutucu. ODTÜ ve Garanti Bankası’nın yaptığı Kadın Girişimciler Araştırması’na göre, kadın girişimcilerin kendi birikimlerinden sonra en çok başvurdukları kaynak yüzde 24 ile banka
kredileri, ardından yüzde 23 eşlerinden aldıkları destek ve yüzde 19 ailelerinden aldıkları maddi destek olarak sıralanıyor.”

Kadınlar sınırlanıyor


TÜİK’in Girişimcilik verilerine göre, Türkiye’de çalışan 100 kadından sadece 11.9’unun kendi hesabına ve işveren konumunda çalıştığını söyleyen Oktar, “Yüzde 56.6’sı herhangi bir ücret ya da yevmiye karşılığında, yüzde 31.5’i ise ücretsiz aile işçisi. ‘Kadının yeri evidir, kadın ailenin evdeki bir parçasıdır, kadının asli sorumluğu ev işleri ve çocuk bakımıdır’ gibi ataerkil düşünce biçimleri aslında kadının istihdamda, girişimcilikte her alanında önündeki temel engelleri oluşturuyor” dedi.


Etiketler:


EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı