Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İzmir’e git kapının önüne yat

YABANCI bir gazoz, Türkiye’ye ilk kez giriyor. Tutar mı, tutmaz mı, lezzet testi gerek. Deneme yeri olarak İzmir seçiliyor.

Yeni bir bira, Türkiye’de var ama, plastik kasası değişecek. Tutar mı, tutmaz mı, testi gerek. Deneme yeri olarak İzmir seçiliyor.

Yıllardır piyasada bulunan bir makarna. Piyasaya yeni çorba ve puding sürecek. Tutar mı, tutmaz mı, testi gerek. Deneme yeri olarak İzmir seçiliyor.

Tanınmış bir yağ markası, piyasaya deterjan sürecek Tutar mı, tutmaz mı, test etmek gerek. Deneme yeri olarak İzmir seçiliyor.

Bugün değil, bu aktardıklarım 1970’lerin ortasından günümüze kadar yaşanmış deneyler. O gazozu da, birayı da, makarnayı da, yağ ve deterjanı da biliyorsunuz. Hepsi ünlü markalar.

İlginç olan, birbirinden tümüyle ayrı firmaların deneme yeri için İzmir’i seçmiş olmaları. Ve hala seçiyorlar.

İLK FARK EDEN

Piyasa araştırmaları yapan Bülent Tanla, deneme yeri olarak İzmir’in seçilme nedenini şöyle açıklıyor:

“İzmir Batıya açık, yenilikleri ilk fark eden ve o doğrultuda tepki veren kent. İzmir’de verilen tepki, Türkiye genelinde geçerli hale geliyor. Örneğin, bir ürün orada tutuyorsa, Türkiye’de de tutuyor. Tutmuyorsa, o üründen hemen vazgeçiliyor”.

İzmir bir tür terazi. Ölçüye orada vuruluyor. Çünkü, İzmir duyarlı ve öncü. Bilgisayar gibi. Bu taraftan verileri aktarıyorsunuz, öte taraftan sonuçları elde ediyorsunuz.

Sadece gıda, giyecek ve kullanılan malzemeler için değil. Düşünceler için de geçerli bir terazi. Siyasal tavır için de, dikkate alınan bir yer.

İLK BAYRAKLAR

Kürt açılımının ilk dile getirildiği günlerde, yaz sonunda Ege kıyılarında güneyden kuzeye doğru arabayla yol alıyorum. Üç ay kadar önce bunu yazdığımı biliyorum.

Kavuncu, domatesçi, karpuzcu, üzümcü şehirler arası yol boyu dizilen ne kadar satıcı varsa, hepsinin çadırında kocaman bir Türk Bayrağı asılı.

Kasabaların girişinde ve çıkışında, minibüslerde, arabalarda aynı manzara. İnsanlar her yere Türk Bayrağı asıyor.

O tepkiyi görünce, o tarihte ürperiyorum. Kürt açılımını bu iktidar bu insanlara nasıl anlatacak, diye uzun uzun düşünüyorum.

Geçen hafta sonu İzmir’de DTP konvoyunda, iki gün önce Bayramiç’te yaşananlar, ne yazık ki, bu düşünceyi doğruluyor.

Orada yaşananları görmezlikten gelmek asla mümkün değil. İzmir gibi, Batıya açık, hoş görülü bir terazide o olaylar yaşanıyorsa, gerisini hesap etmek istemiyorum.

Demek ki, AKP açılımı iyi anlatamıyor. Sürekli Kürt gözlüğü takarak, Türkleri ihmal ediyor.

Açılıma giden yolda, sadece kendinden olanları dinlerse, sadece kendine biat edenlerle oturursa, çizginin öte yanını ihmal ederse, olacağı bu.

Bu aşamada “ben yaptım oldu” demek, artık geçersiz. Çünkü, yapamıyorsun. Böyle giderse, yapamayacaksın. Bu vali, bakan, milletvekili azarlamaya benzemiyor.

Anlatacaksın, insanların kapılarının önünde yatacaksın ve anlatacaksın.

İzmir bir terazi. O terazide kırmızı ışık yanıyor. Orada bile kırmızı ışık yanıyorsa, gerisini sen düşün.

X