ANKARA HABERLERİ

İzin devamı varsa iyi ama ya yoksa

Yağız CAN
24.01.2012 - 00:00Son Güncelleme :

GÖZÜNÜZ aydın Sare Hanım” İçeri giren hemşirenin sesini duydu Mecnun. “Soprano bir ses” dedi içinden. “Hicaz şarkıları güzel okur”.

Yağız CAN

Bunu yüksek sesle söylese hemşire bir hırıltı duyacaktı muhakkak, o yüzden içinden söylemeyi tercih etti...
Soprano hemşireyle göz göze geldi...
“Çok üzdünüz bizi Mecnun bey”
Gülümseyen, kırmızı, tombul yanaklı, saçları havuç renginde, soprano hemşireye gülümsedi Mecnun.
Son ünite kan zulada
Belki şarkı söylemesi bir hastaya gülümsemesi kadar güzel değildi, o halde hemşirelik isabetli bir seçimdi.
Gözlerine tutulan ışık O’nu bir an yeniden o sonsuz gibi görünen beyaz kuyuya düşmüş gibi hissettirse de çabucak çıktı kuyunun içinden Mecnun.
Hemşirenin fısıltılı konuşmasını duyuyordu yine sadece:
“Son ünite kanı vermeye gerek yok ama saklayacağız, malum aynı duruma düşmeyelim. Ha siz bilirsiniz ama kızın maddi durumu çok da iyi değil. Bir iyilik yapmak isterseniz siz de O’na... Telefonunu almıştım... Dedim ya, isterseniz...”
Çok kan kaybetmişti Mecnun, ama kaybettiği kanı neden bir yabancıdan almışlardı, kimdi O yabancı...
Bu soruları düşünürken yorulduğunu hissetti, şu anda en iyisi neden burada olduğunu düşünmekti...
Mecnun da öyle yaptı.
Dar vadide sadece dört çift postal sesi vardı, bir de belli belirsiz bir Ahmet Kaya şarkısı.
“Öyle bir yerdeyim ki.. bir yanım çığlık çığlığa.. öyle bir yerdeyim ki...”
Dar vadide Kaya şarkısı
Elindeki mayın dedektörüne yaslandı Mecnun, yorgunluğunu gizlemeye çalışarak.
“Hanginizden geliyor oğlum o ses?”
Aynı anda Aydınlı er Onur’un tek eliyle hızla saklamaya çalıştığı müzik çaların kulaklığını gördü...
“Mal mısın lan sen!”
“Tek kulakla dinliyordum...”
“Tek kulakla olur mu hiç ! Müzik kalitesi düşer bir kere ! Söyleyelim komutana gelecek sefere orkestra kuralım şuraya!”
Aydınlı er Onur’un güneşten kavrulmuş esmer yüzünde tam şakaklarından geçen bir damarın deli gibi attığını gördü Mecnun.
Mahcubiyetten mi , yoksa komutana şikayet edileceğinden mi atardı damar böyle? Neden atardı böyle deli gibi. Bunu düşündü, sonra üzüldü, hem yetim hem öksüz er Onur’a... Küfredecekti, vazgeçti.
O anda, bir ağlama sesi duydu. Sadece o değil kendisiyle birlikte daracık vadinin geniş araziye açılan çıkışında duran sekiz kişi de o sesi duydu...
Ardından küçük bir kızın, solmuş, hırpani, kırmızı elbisesini, sıçrayan kanla yüzüne yapışan sarı saçlarını gördü, önünde çökmüş ağladığı parçalanmış katır ölüsünü, kızın paramparça babasını... Etrafa saçılmış kaçak eşya çuvallarını...
Çay, şeker, elbiselik kumaş, ne olursa taşırdı kaçakçılar.
Çok karşılaşmıştı Mecnun onlarla. Onlar kaçakçıyı, kaçakçı onları görmezden gelirdi. Katırların ardında bıraktığı iz güven verirdi Mecnun’a.
İzin devamı varsa temizdi uzanan yol, devamı yoksa...

Yarın: TOPUKTAN MI DiZDEN Mi

Etiketler:

Yasal Bilgilendirme

Hurriyet.com.tr’nin Ankara haberleri bölümünde, DHA’nın abonelerine gönderdiği Ankara haberleri otomatik olarak derlenmektedir. hurriyet.com.tr editörleri otomatik akış içinde İzin devamı varsa iyi ama ya yoksa haberine editoryal müdahalede bulunmamıştır. Haber içeriklerinden hukuken ilgili ajanslar sorumludur.


    ANKARA YOL DURUMU
    Ankara1 DERECE
    Yol durumu »
    ANKARA NAMAZ VAKİTLERİ
    18 Kasım 2017, Cumartesi
    • İmsak
      05:46
    • Guneş
      07:30
    • Öğle
      12:45
    • İkindi
      15:21
    • Akşam
      17:39
    • Yatsı
      19:10
    Diğer iller için Namaz Vakitleri »
    Sayfa Başı