İyi ve kötü

Hürriyet Haber
21.07.2001 - 00:00 | Son Güncelleme :

Bugün sizi iyi ve kötünün ne olduğunu sorgulamaya davet ediyorum. Özellikle de şimdi yapıyorum. Çünkü kiminle konuşsam, çok kötü olduğunu söylüyor. Yani kendisini kötü hissediyor. Yaşadıklarının çok kötü olduğunu ve bunca kötülüğün ortasında iyi olabilmesinin mümkün olmadığını anlatıyor. Bunca kötülük, kötü durum varken ben de sadece iyilik üzerine yazıp 'iyi olun' diyemem. Ama iyilik ve kötülüğün ne olduğunu tartışabilirim. Aslında günümüz insanının en büyük sorunu kendisi dahil her şeyi, ama her şeyi iki kutba ayırıp değerlendirmesi. Doğrusu değerlendirme yapmaya karşı değilim. Ama kendi yaptığımız değerlendirmeler doğrultusunda duygularımızı harekete geçirip sonra da bu duygulara kapılmaya karşıyım. Bilmem anlatabildim mi? En iyisi konuyu biraz daha açmak. O zaman anlayacağınızdan eminim. Efendim, çevremizi, kendimizi, etrafımızda bulunan insanları ve olayları bize öğretilen bilgilerle değerlendiriyoruz ve algılıyoruz. Öğrenmediğimiz bir şeyi ise görmüyoruz. Görsek bile anlamıyoruz. Bize öğretilenler iyi ve kötü olarak ikiye ayrılıyor. Hem de daha konuşamazken, yürüyemezken, minnacık bir çocukken, sağa sola uzanıp elimize geçenleri devirirken iyi ve kötü olanlar bize işaret edilmeye başlanıyor. Büyüdükçe iyi ve kötü çeşitlemelerimiz artıyor. Kültürlere göre değişiklik gösteren iyi ve kötülere kendi deneyimlerimiz eşlik ediyor. Şayet canımız yanmışsa, bizi acıtan şey kötüdür, diyoruz. Hoşumuza gittiyse, iyi diyoruz. Ve hayatımız iyi ve kötülerin bir arada bulunduğu ürkütücü, tedirgin edici bir dünyada geçiyor. Bütün zekamızı kötü olandan sakınmak için kullanıyoruz. Kötülüklerden uzak kalabilmek için elimizden geleni yapıyoruz. Ve biz ne kadar çok korkarsak, ne kadar çok çekinirsek, kötülükler o kadar çok karşımıza çıkıyor. Üstelik biz elimizden geldiğince iyi olmaya çalışıyoruz. Bildiğimiz ne kadar iyilik varsa yapıyoruz ve karşılığında kötülük görüyoruz. Sonra da acımasız bir dünyada yaşadığımıza hükmediyoruz. Peki, kötü olarak değerlendirdiğimiz her şey kötü mü? Canımızı acıtan her şeye kötü diyebilir miyiz? Elbette ki, diyemeyiz. Mesela aşk acısı yaşayan kötü bir şey mi yaşıyor? Ya da doğum sancısına katlanan anne bebeğini eline aldığında bunun kötü olduğunu mu söylüyor? Peki bu sırada çekilen acı, kötü dediğimiz diğer yaşadıklarımızdan daha mı, az? Tabii ki, değil. Değişen nedir?Yorumlarımız. Yorumlarımıza bağlı duygularımız değişiyor ve bizi ele geçiriyor.Halbuki iyi ve kötü şeklinde yaptığımız yorum, öğrendiğimiz bilgilerin değerlendirilmesinden başka bir şey değil. Peki, şimdiye kadar öğrendiklerimiz, kendi gerçeğimizin ne kadarını yansıtıyor? Yaşamakta olduğumuz, canımızı çok acıtan bir olay, annenin doğum sancısı gibi bir şey olamaz mı? Tabii ki olabilir. Çok kötü olarak yorumladığımız yıkıcı bir durum, kendi doğuşumuzun, yenilenmemizin yaratıcısı olabilir. Ve daima insanlığın evrimi, doğum-ölüm-doğum zincirinin yani maddenin değişim ve dönüşüm sürecinin, zihinsel ve ruhsal yansımalarıyla gerçekleşiyor. İyi ve kötü olarak yorumladığımız ne varsa her şey, bu sürecin bir parçasından başka bir şey değil. Bilmem anlatabildim mi, Yasemin'ce...

Etiketler: