"Cengiz Semercioğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Cengiz Semercioğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Cengiz Semercioğlu

İyi uyku için çizgi film

Bu söylediğimin hiçbir bilimsel dayanağı yok, sadece benim gibi çizgi film meraklıları arasında yaptığım kişisel bir araştırma...

Ben bir çizgi film hastasıyım.
Eskilerden Heidi’yi şeker Kız Candy’i yeniden izlemem ama Tom ve Jerry’i

hâlâ oturup izlerim mesela.
Yetişkinlere yönelik Simpsons, South Park, Family Guy, As Told by

Ginger’ın hastasıyım.
Sponge Bob’u ne zaman yakalasam, gözüne far tutulmuş tavşan gibi

kalırım, zap yapamam.
“şu yeryüzünde nerede çalışmak isterdin” diye sorsalar, tereddütsüz

“Pixar” yanıtını verecek noktaya gelmiş durumdayım...
Pixar, Kayıp Balık Nemo, Arabalar gibi Hollywood’un en iyi animasyon

filmlerinin altında imzası bulunan şirket...
Geçen akşam Disney’le ortak yaptıkları Wall-E adlı animasyonun DVD’sini

izledim.
Bir mucize bu film!
Yok denecek kadar az konuşmayla seyirciyi ekrana bağladığı için

mucize...
Her tarafı çöp yığını olmuş, insanların terk ettiği bir dünyada tek

başına yaşayan Wall-E adlı robotun, dünyaya gelen araştırma robotu Eve’e

olan aşkını anlatıyor film.
Benim gibi çizgi film hastası olan bir arkadaşım, “Animasyon izlediğim

geceler çok daha iyi uyuyorum. Ne gece yarısı kalkıyorum ne de kötü bir

rüya görüyorum. Deliksiz bir uyku çekiyorum” demişti.
Uyku problemim yoktur ama fark ettim ki bir doğruluk payı var bu

lafta...
Animasyonlar başka dünyalara götürüyor bizi. Kimi zaman okyanusların

altında, kimi zaman buzullarda, kimi zaman uzayda hiç olmayacak masallar

anlatıyor bize.
Hepsinde de müthiş bir sıcaklık, sevgi var.
Hiç sözün olmadığı iki robotun aşkı bile yatağa mutlu götürüyor

insanı...
Çocukluğumuzda yatmadan önce dinlediğimiz, sonu mutlu biten masalların

etkisini yaratıyor belki de...
Wall-E’yi izledikten sonra müthiş bir uyku çektim.
Deneyin, animasyonun en iyi uyku ilacı olduğunu göreceksiniz.

Bunları biliyor musunuz?

? 90 dakikalık bir animasyon filmini tek bir sanatçı yapmaya kalksa, 442

yılda tamamlayacağını...
? Bir animasyon filminin dört yılda tamamlandığını...
? Bir karakterin göz ya da dirsek hareketini yaratmak için bile aylarca

çalışıldığını...
? Bir animasyon filmi için yüzlerce sanatçının çalıştığını...
? Tek bir sahnede bile onlarca sanatçının emeği olduğunu...
? Çocukluğunda legoya düşkün sanatçıların karakter yaratmada daha

başarılı olduğunu...

Yetişkinlere çizgi film bizde neden yok?

Bir süredir kafayı bu soruya takmış durumdayım.
Yarışmasından reality’sine dünyada tutmuş her format bizde var da neden

yetişkinlere yönelik çizgi film yok?
Oysa Amerika’da izleniyor, Avrupa’da yapılıyor, ıngilizler’de var...
Bunun en büyük nedeni maliyeti.
Çizgi filmler pahalı prodüksiyonlar olduğu için, hiçbir kanal bu işe

bütçe ayırmıyor.
Çizgi filme kucak dolusu para verip, prime-time dışında yayınlamak kârlı

bir iş değil.
Prime-time’da yayınlamaya da hiçbir kanalın cesareti yok.
Oysa nasıl dünya televizyonlarında varsa, bizim izleyicide de bunun

karşılığı olacağına inanıyorum ben.
Beş-altı yıl önce Bir Kadın Bir Erkek’i yapmaya kalkmıştık, ancak

kanallar bu formata hazır değildi ve olmadı.
Bugün Bir Kadın Bir Erkek nasıl Türkmax’ta yayınlanıyorsa, Türkiye’de

‘yetişkin çizgi filmler’ için de zamanın geldiğini düşünüyorum.
Yıllar önce Varol Yaşaroğlu, Pembe ve Mavi diye bunu denemişti.
Türkiye’nin ilk yetişkin çizgi filmiydi bu ama hem kötü bir saatte

yayınlandığı hem de senaryosu zayıf olduğu için sadece sekiz bölüm

yayınlandı.
Türk televizyon-larının en büyük eksiği bu...
Artık Türkiye’de yetişkinlere yönelik iyi bir çizgi film yapmanın zamanı

geldi...

‘Fuarın yeri iyi’ diyenlere...

TÜYAP Kitap Fuarı’nın sekiz yıllık sürgünü bitmeli ve seneye

Beylikdüzü’nden yeniden şehir merkezine taşınmalı diye yazdım.
Avcılar, Küçükçekmece, Beylikdüzü’nde oturan okurlar tepki gösterdi bu

fikrime.
“Her şeyi ayağınıza beklemeyin, bir şey için de poponuzu kaldırın. Siz

oralarda yazarlar, sanatçılarla koyun koyuna yaşıyorsunuz. Bizim yılda

bir kez şairlerle, yazarlarla buluşmamızı da çok görmeyin” diyorlar.
Öyleyse Anadolu yakasındakilerin suçu ne? Onlar hiç buluşamıyorlar.
Taksim’de oturduğum için “fuar da Taksim’de olsun” diyecek kadar

delirmedim.
Anadolu yakasında da otursam aynı şeyi söyleyeceğim, Bakırköy’de de

otursam...
Kaldı ki, yıllarca Bahçelievler’den kalkıp gittim ben Tepebaşı’ndaki

fuara...
Ama yıllardır Beylikdüzü’ne gidemiyorum işte, benim gibi binlerce insan

var.
Beylikdüzü’ne hatta Silivri’ye güzel bir Disneyland kurulabilir ama bu

tür kültür sanat etkinliklerin adresi şehrin merkezidir.

X