Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İyi mi ediyoruz?

ÇOK boyutlu olduğu ileri sürülen “dış politikamızın” getirdiği bir sonuç mu saysak yoksa dünyaca bilinen “misafirperverliğimizin” bir yansıması diye mi alsak, insan kestiremiyor. Ama bir tabiatımız var... Uygar dünya ile başı derde girmiş kimi görsek baş tacı etmeden duramıyoruz.

Bunun son örneğini, bu pazartesi günü İslam Ekonomik ve Ticari Daimi Komitesi’nin İstanbul’da yapacağı toplantıya katılacak olan Sudan Devlet Başkanı Ömer El Beşir sayesinde bir kere daha yaşayacağız.

Bir kere daha diyoruz. Çünkü bu zatın daha önce de Türkiye’ye iki ziyareti oldu. O sırada gerçi, şimdiki gibi “savaş suçu ve insanlığa karşı suç” işlemiş olduğu iddiasıyla hakkında çıkarılmış bir “tutuklama” kararı yoktu.

Ama ülkesinin Batısındaki Darfur bölgesinde yaşayan, Afrika kökenli üç büyük kabileye karşı en hafif deyimle “etnik temizlik” suçu işlediği yaygın şekilde konuşuluyordu.

Kendisine sorarsanız, onun bu olaylarla bir ilgisi yoktu çünkü Darfur’daki masum insanları Cancavid diye bilinen -daha çok Sudan’ın Arap kökenli insanlarından oluşmuş- silahlı bir milis grup öldürüyordu.

Oysa Cancavid haydutlarını Sudan hükümetinin desteklediğini bilmeyen yoktu.

Kadın, çocuk, yaşlı kaç yüz bin insanın öldüğü, kaç milyonun yerinden olduğu hâlâ bilinemeyen bu facianın asıl sebebi, Darfur’daki zenginliği ele geçirmekti.

İsrail silahlı kuvvetleri Gazze’deki kadın, çocuk ve yaşlıları öldürdü diye -haklı olarak- isyan eden Başbakan Tayyip Erdoğan işte bu kişiyi, devlet töreniyle ağırlayacak.

Daha önce bu konuyla ilgili eleştiriler kendisine anımsatılınca:

Sudan çok büyük ekonomik potansiyeli olan bir ülke. Ne yapacaktık, biz sırtımızı mı çevirecektik? Her yere gidiyorlar, bize niye gelmesinler?” diyerek yanıtlayan (24 Şubat 2009 Hürriyet) Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de herhalde baş tacı edecek.

Burada bir düzeltme yapmak lazım:

Ömer El Beşir artık her yere değil ancak Türkiye’ye ve bizim gibi işine gelince “hukukun üstünlüğü” ve “insani değerler” nutku çeken, işine gelmeyince de hiçbirini var saymayan ülkelere gidebiliyor.

Yukarıda “uygar dünya ile başı derde girmiş kim varsa” bizim için pek makbul olduğunu söyledik de Ömer El Beşir’den başkasını anlatamadık.

Hadi Filistin’deki Hamas isimli silahlı gücün Şam’da yaşayan siyasi lideri Halit Meşal’i çağırıp ağırlamamızı anlayışla karşılayalım. Çünkü ne de olsa Hamas ’ın seçime girip sandıktan icazet aldığı gerçeği var.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararında terör örgütü “El Kaide”ye destek vermekle suçlanan -gerçi sonra Avrupa Adalet Divanı malları üzerindeki tedbir kararını kaldırdı- Suudi Arabistanlı işadamı El Kadı’ya da bizzat Başbakan Tayyip Erdoğan sahip çıkıp “Ben ona kefilim” demedi mi?

Zimbabwe’nin Ömer El Beşir’i Robert Mugabe’yi geçen yıl New York’ta onur konuğu olarak ağırlayan biz değil miydik?

İyi ki Şili’nin eli kanlı diktatörü Augusto Pinochet’nin ömrü yetmedi. Yoksa biz bu kafayla onu da yere göğe koymazdık.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI