Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İyi ki aydınlandık...

<B>KEMAL Derviş'</B>e teşekkür borçluyuz... Dün bu sütunda <B>‘‘Mali durumu bozuk bankalara 7 katrilyon TL. aktarılmasının neresi doğru neresi yanlış, net değiliz’’ </B>anlamında sözler söylemiştik. Sayın <B>Derviş</B> önceki akşam <B>TRT-1'</B>de konuya açıklık getirdi.

Ve biz de anladık ki... Yapılmak istenen vahim derecede yanlıştır.

Nitekim şu soru hálá yanıtsız bekliyor:

‘‘Zaten kaynak sıkıntısı çeken Türkiye'nin parası, batakçılığı sabit olmuş kişilerin bankalarını kurtarmak için nasıl verilebilir?’’

Biliyorsunuz hükümet Meclis'e bir yasa tasarısı sundu. Bununla sermaye yapısı bozulmuş ama, kendi özkaynaklarını da kullanırsa toparlanabilecek bankalara 7 yıl vadeli para verip kurtarmak amacı güdülüyor.

Verilen bilgilere göre bu durumda 10-11 banka var.

Bir an için ‘‘sahibini değil bankayı kurtarmak’’ amacı güdüldüğünü varsayalım. O zaman ‘‘bankasını boşaltmış banka sahibi ile o işlemin sorumluluğunu üstlenmiş banka yöneticisinin vermesi gereken hesap’’ nerede?

Aynı durumdaki 8-10 bankacıyı hapse atıp diğer 8-10 bankacıyı (milletin parasıyla) ödüllendirmenin bir açıklaması olabilir mi?

Hele Sayın Başbakan'ın, ‘‘hapse atılanlar’’ için, ‘‘Oldu bir kere’’ yanıtı vermesinin kabul edilebilir hiçbir yanı yok. Çünkü bu, çalanlardan bir kısmına hesap sorup diğerlerini hoş görmeyi aynı kefeye koyan bir sözdür.

Görüldüğü gibi bu olayın sağlam bir mantığı yok. Olmadığı için de hükümet tasarıyı kamuoyundan bir şeyler saklamak istermiş gibi sundu Meclise.

Önceki akşam Hürriyet'in Ankara Temsilcisi Sedat Ergin tam da bu konuyla ilgili olarak özetle, ‘‘Siz ABD'den geldiğiniz günlerde kamuoyuna her konuda şeffaf ve dürüst davranma sözü verdiniz. Oysa bu bankaları kurtarma tasarısı son günlerde ve pek ani olarak karşımıza çıktı. Bu tavrınız baştaki sözlerinizle çelişmiyor mu?’’ dedi.

Derviş yanıt verirken konuyu saptırmaya çalıştı. ‘‘Getirdiğimiz tasarı Meclis komisyonlarında görüşülüyor, yakında genel kurulda da görüşülecek. Yani metni açık. Ortada şeffaflığa aykırı bir durum yok’’ dedi.

Derviş'in anladığı şeffaflık eğer bu ise yandık demektir. Çünkü tasarılar Meclis Komisyonu'na gelince metinlerini alıp bilgilenme olanağı tek parti döneminde yani 1923'ten 1946'ya kadar da vardı.

Derviş bu soruya samimiyetsiz bir yanıt verdiyse (ki bizce durum bu idi) o daha da vahimdir. Çünkü sözüne güvenilir bir adamı daha kaybediyoruz demektir.

Yanıtlanması gereken bir soru daha var:

Sayalım ki zayıflamış bankaları güçlendirmek için bu 4 milyar doların kullanılmasına karar verildi. Bu parayı batakçı takıma vermek niye? Onlar yerine bu parayı BDDK'nın belirleyeceği yetkililer kullansa olmaz mı?

Kaldı ki Derviş'in ‘‘Kimsenin cebine para koymuyoruz’’ mesajı da gerçeğin bütününü göstermiyor. Çünkü tasarı bu haliyle, bankasındaki mevduatı yasalara, kurallara aykırı şekilde kendi şirketleri için kullanan holding sahiplerini ve banka yöneticilerini kurtarmayı amaçlıyor. Zaten Derviş konunun adli tarafına hiç değinmiyor. Oysa sorulması gerek:

Para verip güçlendirmeyi amaçladıkları bankaların daha önceki dönemde içini boşaltan sahip ve yöneticilerin vermeleri gereken hesap ne olacak?

Kısaca bu 7 katrilyon işi kötü kokuyor.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI