İyi insan kontenjanı

Cumartesi günü iyi insandım.

Bizim apartmanın kapıcısı Asuman’ın diş sorununu çözmek için bir hayli çaba sarfettim. Daha doğrusu, bu işi ücretsiz yapacak olan, şahaser bir diş hekimiyle onu yan yana getirdim.

Bu iyi insanlık değilse nedir!

‘Adı bende saklı diş hekimi’ sayesinde, Allah de izin verirse, nur topu gibi bir protezi olacak.

Yani bugüne kadar bir dolu günah işlemiş ve bundan sonra da işlemeye niyetli ve kararlı biri olabilirim ama benim de bir iyi insan olma kontenjanım var!

Asuman’ı elinden tutup ‘adı bende baklı dişçi’ye bizzat götürüyorum. Bazen işim oluyor, Bebek Taksi’den rica ediyorum, Cuma’ları mesela, benim en kanlı günüm, ölsem götüremem, Asuman da ölse kendi başına gidemez, çünkü Arnavutköy dışında bir yer bilmiyor, okuma yazması da olmadığı için durum, tamamen ümütsiz hale geliyor.

Bebek Taksi’yle muazzam bir telefon trafiği kuruyorum, eline adres veriyorum, arkasından su döküp gönderiyorum.

Yahu bu iyi insan olmak amma zormuş!

Bazen burnumdan gelmiyor değil yani.

Üstelik ben, insanlığa hizmet yemini etmiş bir Florence Nightingale değilim. Yurt dışına taşınmak ve aklını yemek üzere olan zavallı bir gazeteciyim. Evet anladınız, herkese yetişmeye çalışmaktan, kendi keçileri kaçırmak üzereyim.

Bana kim yetişecek?

Bu Cuma benim Dubai’ye gitmem gerekiyor.

Yazılacak onca yazı, kotarılacak onca fotoğraf, yapılacak onca röportaj, çözülecek onca kaset, düzeltilecek onca sayfa.

Ve orada kurulması gereken bir ev.

Bu ne ya, sıkıldım, her gün de iyi insan olunmaz ki...

* * *

O gün, Kavram Dersaneleri’nin Kavram Olimpiyatları’nın ödül töreninde, yine iyi insandım anasını satayım!

Hayır, efendim hiç de kel alaka değil.

Yakın, hatta doğrudan alaka.

Şimdi bu şöyle bir şey: Çağdaş, Atatürkçü, laik Kavram Dersaneleri; her yıl yüksek okullara öğrenci hazırlamak için lise 1 ve lise 2 öğrencilerine matematik, fen, sözel ve dil alanlarında bir olimpiyat düzenliyor. İyi bir şey yapıyorlar yani. Öğrencileri daha fazlasını öğrenmek için teşvik ediyorlar. Söz konusu alanlarda başarılı olanlara ödüller veriyorlar. O gün orada resmen bir şenlik oluyor. Ve ödül törenine çok sayıda da bilim adamı, yazar, sporcu, sanatçı katılıyor. Ben de kıytırık yazar kontenjanından oradaydım.

Ben zaten bu Kavram Dersaneleri’nin Gazi Osmanpaşa şubesinin açılışına da gitmiştim. Gidersen ve eğer orada görünürsen, bu yaptığın ‘iyilik’ten dolayı ihtiyacı olan bir yakınına bir yıllık burs veriyorlar. Öğrenci okutmuş oluyorsun yani.

E şimdi gidilmez mi?

İnsan iyilik yapmaya kendini mecbur hissetmez mi?

Zorla iyi insan yaparlar bunlar adamı!

* * *

Benimle birlikte başka ‘iyilik severler’ de vardı: Türkan Şoray, Özdemir Erdoğan, Tamer Karadağlı, Yavuz Bingöl, Murat Göğebakan, Hamdi Alkan vesaire vesaire.

Organizasyonun arkasındaki isim Dinçer Karacalar.

Daha önce onu sizinle tanıştırmıştım. Hani bir türlü Ayşe ya da Ayşe Hanım demesini becerememişti. Benimle aynı yaşlarda olmasına rağmen bir ‘Ayşe Abla’dır tutturmuştu. Bu sene de değişen bir şey yok. Hálá Ayşe Ablayım! Ama artık yapacağım bir şey yok, kabullenmek zorunda kaldım.

Kavram Dersaneleri’nin sahibi Bahattin Durmuş ve eşi Fevziye Durmuş da çok kibar ve zarifti o akşam.

Şu anlatacağım olayı onlardan öğrenmedim ama yazmadan edemeyeceğim: Bugüne kadar ortalama 100 sanatçı katılmış. Cüneyt Arkın ve özlem Tekin dışında herkes katılımları karşılığında burs verilme fikrine sıcak bakmış ama para istememiş.

Söz konusu ikili, ayrıca ücret talep etmiş.

E demek ki, onlara sadece iyi insan olmak yetmemiş!

* * *

Ben salona girdiğimde, biraz da geç kalmıştım, çaktırmadan yerime oturmaya çalışırken, bir alkış koptu.

Kimi alkışlıyor bunlar diye bakınırken, beni alkışladıklarını farkettim.

Utandım.

Bakmayın benim girişken durduğuma aslında utangacın tekiyim. Hele sahnede. O ödül kimin, bu ödül kimin çözemedim, öylece dikildim. E be kadın mikrofon vardı orada bir çift laf etseydin ya inmeden, ‘Eğitim şart!’ diye bağırıp kaçsaydın mesela, onu bile beceremedim.

Herkes ödüllerini verdikten sonra teşekkür edip gitti. Yani salonu terk etti. Ben onu da beceremem. Bir türlü kalkıp gidemem. Ayıp olur diye. Halubuki ropörtaja yetişmem lazım. Benim durumuda olan bir kişi daha vardı: Türkan Şoray.

Kendi kendime dedim ki, işte biz iki titrek kadın ona ayıp olmasın, buna ayıp olmasın diye bir ömrü böyle geçireceğiz.

Derin nefes aldım, Türkan Hanım’ı öptüm, Bahattin ve Fevziye Durmuş’a teşekkür ettim ve AKM’yi terk ettim. Gelecek sene de iyi insan kontanjanından Kavram Dersanalerini ödül törenine gideceğim. Ama daha fazla zorlanırsam, inanın bilmiyorum ne halt edeceğim...
Yazarın Tüm Yazıları