Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İyi de, neden MGK'da?

Oktay EKŞİ

Doğru olduğuna inandığınız bir şeyi, aklınıza veya işinize geldiği zaman mı yapmak gerekir, usulünce ve zamanı geldiğinde yapmak mı?

Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, bizim şu yukarıdaki sorumuza verilecek doğru yanıtın ne olduğunu bilmez mi?

Bilir elbette...

‘‘Doğru olanı yapmak için onun gerektirdiği usule dikkat etmek ve zamanını beklemek icap eder’’ der, diye düşünüyoruz.

Ama aynı Süleyman Demirel, bir süredir savunduğu ‘‘Yerel seçimlerde iki turlu usulün 18 Nisan'da uygulanması’’ yolundaki görüşünü, tutuyor, beş üyesi asker, beş üyesi sivil bir Anayasa organı olan Milli Güvenlik Kurulu'nda, üstelik gündemde yokken açıyor ve özellikle hükümetin bir hazırlığı yokken konuyu tartıştırıyor.

Ve gazetelerdeki haberlerden anlaşıldığına göre Milli Güvenlik Kurulu'nun üyeleri ‘‘Evet, yerel yönetim seçimlerinde iki tur uygulanmalıdır’’ diyerek, meseleyi hükümete havale ediyorlar.

Başbakan Bülent Ecevit'in dün verdiği demeç ve bilgilerden anladığımıza göre hükümet, bu öneriyi yasalaştırmak için gerekli hazırlıklara başlıyor.

Bu arada bir parantez açalım:

Yüksek Seçim Kurulu Başkanı, ‘‘Uygulanabilir bir yasa mart ayına kadar çıkarsa kendileri açısından bir sakınca olmayacağını’’ söylüyor.

Ama DYP'nin sözcüleri ‘‘Böyle bir yasa tüm seçimlerin ertelenmesi için kapı açar’’ korkusuyla bu öneriye sıcak bakmıyorlar. Fazilet Partililer de öyle... CHP'nin öneriye sıcak bakmadığı belli.

Geriye kalan ANAP ile DSP'nin oyları ise bir yasa çıkarmaya yetmiyor.

Kısaca öneri isabetli olsa da gerçekleşmesi hiç de kolay görünmüyor.

Ama bizim burada ele almak istediğimiz, önerinin isabetli olması değil. belediye başkanlarının iki turlu seçimle işbaşına gelmesine biz de sempatiyle bakıyoruz. Çünkü iktidara soyunan politikacılarımızın bu sayede, kendi kellelerini seçmenin elindeki giyotine teslim etmeden önce başlarına ne geleceğini görüp ayaklarını denk alabileceklerini umuyoruz.

Bizim değinmek istediğimiz, başta da belirttiğimiz gibi Sayın Cumhurbaşkanı'nın ‘‘milli güvenlik’’le ilgisi olmayan, düpedüz siyasi bir sorunu Milli Güvenlik Kurulu'nda açmış olmasındaki isabetsizlik...

Gerçi söz konusu kurulun görevleri, siyasi meselelerin burada konuşulmasına izin verir. Üstelik askerler ve siviller orada kurulun eşit statülü üyeleridir. O nedenle askerler, buraya gelen siyasi bir mesele hakkında elbet görüş beyan edebilirler. Ama anlamadığımız, Cumhurbaşkanı'nın neden Anayasa gereğince istediği anda Başkanlık edeceği bir Bakanlar Kurulu toplantısına değil de bu konuyu Milli Güvenlik Kurulu'na getirmiş olduğudur.

Cumhurbaşkanı özel bir maksadı olmasa, bu yolu izler mi?



X

YAZARIN DİĞER YAZILARI