Gündem Haberleri

    İtirafçının kaderi

    Hürriyet Haber
    07.07.2001 - 00:00 | Son Güncelleme:

    BİRKAÇ gün önce bir kamu görevlisi telefonla aradı:‘‘Yanımızda bir PKK itirafçısı var. Büyük sıkıntı içinde ve sizinle konuşmak istiyor. Konuşur musunuz, size anlatacakları varmış...’’Telefonu itirafçı aldı. İlginç şeyler söylüyordu. Kamu kuruluşuna bizim güvenlikçi arkadaşları gönderdim, alıp gazeteye getirdiler. Elinde resmi yazışmalardan oluşan bir de dosya vardı. Yani itirafçı yalan söylemiyordu.* * *‘‘Adım Hasan Kemeç. 1970 doğumluyum. Tunceli'nin Pertek İlçesi'ndenim. Dorto Köyü'nde yaşardık. Günün birinde PKK vergi koydu, babam veremedi. Bu durumda, 1992 yılında beni yanlarına alıp dağa götürdüler. Orada eğitim gördüm. PKK'nın Pülümür baskınında yer aldım. Örgütte toplam 2 yılım geçti. Pülümür baskınından bir hafta sonra 5 arkadaş örgütten kaçtık. Ben Pülümür'de teslim oldum. Teslimden sonra işkence görmedim. İyi davrandılar. Operasyonlarda, askere çok yer gösterdim. Benim yer göstermelerimle pek çok kişiyi yakaladılar, pek çok silah ele geçti. 4 ay tutuklu kaldım. Erzincan DGM'de yargılandım. Teslim olunca zaten itirafçı olmuştum. Örgüt vahşiydi. Arkadaşlarımız yanımızda kurşuna diziliyor, öldürülüyordu. Ben bunlardan tiksinmiştim. Örgütün Pülümür baskınında manga komutanlığı yapmıştım. Orada 20 arkadaşım öldürüldü.İtirafçı olunca DGM Savcısı ile konuştum. Devletin bana yeni bir kimlik vereceğini, estetik ameliyat ettirip yüzümü değiştireceğini söyledi. Ayrıca bana iş bulunacak ve hayatımın bundan sonraki bölümünde rahat edecektim. Ben Tunceli ve ilçelerinde 7 yıl boyunca askerlerle operasyona gittim. Pertek'te askeri birliklerde yatıp kalktım. Bir ara Kaymakam Bey, Pertek'te lojman verdi, orada kaldım. Şimdi Pertek-Tunceli-Ankara arasında mekik dokuyorum. Devlet, bana verdiği sözlerin hiçbirini yerine getirmedi. İş bulmadı, yeni bir kimlik vermedi. Askere, valilere, kaymakamlara, her makama başvurdum. Herkes birbirine havale ediyor. Tunceli Valisi ile görüşemiyorum. Birkaç kez küçük para yardımları yaptılar. Pertek Kaymakamlığı bir ay önce 40 milyon lira verdi. Herkes söz veriyor ama yapmıyor. Gidecek yerim yok. Açım. Tanınıyorum ve ortalıkta rahatça gezemiyorum. Ankara'da 5 günden beri otogarda sandalye üzerinde yatıyorum. Kimlik değiştirme ve iş bulunması için Cumhurbaşkanlığı, Meclis Başkanlığı, Başbakanlık, İçişleri Bakanlığı, Valilikler, Kaymakamlıklar, askeri makamlar, her yere dilekçeler verdim. Bir tek olumlu gelişme olmadı.’’* * *Hasan yalan söylemiyor. Elindeki dosyanın fotokopisini aldım. Burada bütün yazışmalar var ama sonuç sıfır! Siz itirafçılar için özel yasa çıkarıp onlara belli haklar vereceksiniz, olanaklar sağlayacaksınız ama sonuçta hiçbir şey yapmayacaksınız! Ne başka bir kimlik vereceksiniz, ne de iş bulacaksınız. Çıkarılan yasayı siz kendiniz çiğneyeceksiniz. Bu durumda devlete güven kalır mı? Bugüne kadar on binlerce torpilliyi ve partiliyi işe aldınız. İtirafçılar için küçük bir zahmete katlanmanıza değmez miydi?Bu çocuk beş kuruşsuz dolaşıyor, oradan oraya koşturuyor. Elinde belgeler olmasaydı, yalan söyleme olasılığı nedeniyle, yine de yazmazdım.Yapılan ayıptır. Yasa çiğnenmektedir. Devletin saygınlığına gölge düşüren bir sorumsuzluk örneğidir.Tüm yetkilileri, bu ciddi sorun üzerinde düşünmeye çağırıyorum. MURAT TALAY İŞİ BIRAKIYORDün önce Kültür Bakanı İstemihan Talay aradı ve oğlu Murat Talay'ın Teşvikiye Camii muvakkıthanesinde yapmakta olduğu dondurmacılık işini bırakacağını söyledi. Biraz sonra Murat Talay'ın faksını aldım:‘‘ODTÜ'den mezun Yüksek Makine Mühendisi'yim. ABD'de master yaptım. Hayatımı kazanmak için birçok ülkede çalıştım. Bir süredir yazılarınıza konu oluyorum. Çok üzgünüm. Hiçbir zaman desteğini ve nüfuzunu istemediğim babam daha da üzgün. Söze konu olan yer sizin de belirttiğiniz gibi, cami kenarında bir işkembe çorbacısıydı. Etrafa uygun olmayan kokuların yayıldığı, göze de pek hoş gelmeyen bir manzara arz ediyordu. Birçok bölümü zaten yıkılmıştı. Bu bilgiler dosya tutanaklarından da izlenebilir. Biz ise yıkmak şöyle dursun, sadece iyi ve oraya yakışır bir mekán oluşturmaya çalıştık. Keşke siz de görebilseydiniz.Yazınızda ‘Arkadaşımdır ve düzgün bir insandır' diyerek söz ettiğiniz İstemihan Talay, benim babamdır. Ve bu konuda beni koruyup kolladığı asla doğru değildir.Fakat bir yanlış izlenimi ortadan kaldırmak için bir karar almam gerektiğini değerlendirdim. Bilmenizi istediğim tek şey, bugünden itibaren sözü edilen yeri derhal terk etmeye karar verdiğimdir. Bu kararımda sizin yazılarınızın etkili olduğunu belirtmek isterim. Saygılar sunarım.’’Bu konuda duyarlık gösteren İstemihan Talay ve oğlu Murat Talay’a teşekkür ediyorum. Bizde siyasetçiler, yakınları ve bütün yüzsüzler, hangi doğruları yazarsanız yazın, umursamazlar. Bu açıdan bakıldığında, Talaylar'ın davranışı, Türkiye'ye ve Türk siyasetçisine örnek olmalıdır.(Emin Çölaşan'ın notu: Dünkü yazımda Özer Erenman'ın, Rahşan Ecevit'in teyzesinin oğlu olduğunu belirtmiştim. Dün Rahşan Hanım aradı, Özer Erenman isimli birini tanımadığını, teyzesinin oğlu olmadığını söyledi.)
    Etiketler:

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı