Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İtiraf ediyorum kelepçenin hastasıyım

Üzerime vazife değil tabii ama n’apayım, içime dert oldu.

Hande Yener, bir sonraki albümünde, en çok Müzeyyen Senar’ın sesinden tanınan o canım klásiği, kendine yontarak, "Benzemez kimse BANA / TAVRIMA kurban olayım" şeklinde devşirerek söylesin.

Tavırsa tavır... Madem ki şarkılarında tavır koymakla meşhur bir şarkıcımız kendisi...

Bu seferki manifesto, terk etmiş ya da edilmiş ex-manitayı değil, Hande Yener’i habire birilerine benzetme faaliyeti içinde olan zihniyeti hedeflemiş olur; çeşit olur.../images/100/0x0/55eaa79bf018fbb8f88e32b7

Son ve tabii ki yeni imajının uzantısı olur; hoş olur... Gerçi bu durumda da rakipsiz ya da uzaylı (Sırasıyla: Hülya Avşar, Mustafa Topaloğlu...) birilerine benzetenler çıkacaktır elbet ama en azından Hande Yener, bu durumla dalgasını filan geçmiş olur.

Olur işte bir şeyler...

HANDE YENER BENZETİLDİ

Hande Yener, yatsın kalksın doğuştan iddialı ve iplemez bir tabiatla doğurduğu için validesine dua etsin. Yoksa, bu son albümle gelen, adamı "benzetilmekten" bitap düşürmeye muktedir eleştiri yağmuru yüzünden kişilik bölünmesine, şizofreniye kaptırması bile mümkün olabilir insanın.

İmaj: Sibel Kekilli, Madonna’ya karşı. (Kurduğumuz cümlenin de Kramer Kramer’e Karşı ya da Duvara Karşı gibi film başlıklarına benzediğini düşünecek eleştirmen okur için: Yazının akışıyla ahenk şey ettiriyoruz şurda. Çapa Orijinaliteye Karşı diyelim meselá...)

Bunun yanında, klibi müzik kanallarında dönen ve Yener’in dördüncü albümü Apayrı’nın çıkış şarkısı olan Kelepçe, meselá Ekşi Sözlük’te, Eurythmics’in Sweet Dreams’inden, Gwen Stefani’nin What Ya Waiting For’una; Cutting Crew’un I Just Died in Your Arms’ından, Patti Smith’in Because the Night’ına kadar birbirine ne derece benzediği bayağı tartışılır bilmem kaç ayrı parçaya benzetiliyor.

İddialara bakacak olursak, hakikaten, ismiyle müsemma, "apayrı" bir şeyden bahsediyoruz yani. Apayrı parçalardan devşirilmiş, kendi içinde bütünlüğü olan bir kolaj...

Klip deseniz, Roisin Murphy’nin If We’re In Love’ının videosundan birebir apartma olduğu da iddia ediliyor, Hande Yener’in, bu yeni imajıyla, David Guetta’nın The World is Mine videosunun finalindeki "hatun"a "rahatsız edecek derecede" benzediği de...

Ben bu benzetmelere birkaç şey de kendi adıma çok rahat ekleyebilirim. Bunlardan apayrı birkaç şey...

Gelin görün ki Türk pop áleminde, Hafiyesi Dinleyici olmaktan vaz mı geçtim ne? Kanıksadım ya da pes ettim diyelim. Aksine rastlamak, Sahra Çölü’nde dört yapraklı yoncaya rastlamak gibi bir şey zira. Çoğu zaman, şarkı kulağıma Tecavüzcü Coşkun edasıyla saldırmadığı, görüntüler de bakılabilemez bir saçmalık ve çirkinlik tufanı olmadığı sürece, duruma fit olur oldum.

Hatta şarkı, şu-bu-o’ya benzese de durduğum yerde kıpırdanmamı sağlıyorsa ve klip, "iyi" bir reprodüksiyon olsa da, gözünün takılmasını sağlayacak bir manzara arz ediyorsa, neredeyse şükran filan duyuyorum.

Kimileri tarafından "yeni Ajda" olarak -buyrun bir başka benzetme- addedilen Hande Yener’e genel itibarıyla bayılmam ya, kendilerine ve Apayrı’da çalıştığı ekibe, bu anlamda şükrancıyım diyelim.

Bir haftaya yakındır, ortalıkta Kelepçe’nin sözlerini mırıldanarak dolanıyorum: "Gönül su, bende yazı yazılamaz / Unutulan aşkın yası tutulamaz / Ne git dedim ne de kal / Gidene (Sevene) kelepçe vurulamaz..."

Albümü diske takıp döndür baba döndürdüğüm yok ama radyoda ya da televizyonda denk düşersem zaplamıyorum, bilakis seviniyorum; taksinin radyosunda rast geldiğimde, kendimi şanslı addediyorum.

GÜNCEL KIRMIZI BAŞLIKLI KIZ

Sözleri Alper Narman-Fettah Can ekibine, müziği Bülent Aris’e ait olan Kelepçe’nin klibinin yönetmenliği, aynı zamanda albümün kartonet fotoğraflarını da çekmiş olan Simon Henwood’a, kreatif danışmanlığı Sanem Habib’e teslim edilmiş. Bugüne kadar

-ki kendisi söz konusu klipler olduğunda, paraya kıyan şarkıcılarımızdandır- çekilmiş en pahalı klibiymiş.

Bir platoda, klibe özel, botanik bir orman kurulmuş. Senaryoya göre, Hande Yener’i o ormanda, kırmızı pelerinli kostümüyle, Kırmızı Başlıklı Kız misáli "bazı cisimlerden" kaçarken izliyormuşuz. Animasyon marifetlerinin de konuşturulduğu klip, üç günde çekilmiş; klibin konseptine uygun, "dönemsel styling" çalışmasını da Brooke Neiteon üstlenmiş.

Bültenlerde kullanmaktan pek hazzettikleri bu "konsepte uygun dönemsel styling" tabirleri ne kadar uyuzumuzu kaşırsa kaşısın (Nedir yani abi; "Kırmızı Başlıklı Kız dönemine ait, konsepte uygun styling" çalışması? Ölme eşeğim ölme...) dedik ya, pes etmişiz bir kez.

Hani haşa, en ufak bir entelektüellik iddiamız yok ama Etiler lay-lay-lom’undan hazzetmeyen ve kendisine özellikle gıcık kapan bir dinleyici olarak, bir önceki albümün (Aşk Kadın Ruhundan Anlamıyor) promosyon döneminde; "Beni artık enteller de dinleyecek" beyanatı vermiş Hande Yener’e, beyaz bayrak açmış bulunuyorum. Varsa bir meydan kürsüsü, çıkıp itiraf edeyim: Evet, Hande Yener’in son albümünü, özellikle de bu aralar Kelepçe’yi ayıla bayıla dinliyorum.

AH ŞU HAİN İMAJ MESELESİ

Şahane bir pop şarkısı olmuş. İmaj konusuna da kesinlikle takılmış değilim. Hatta ünlülerin her değişimlerinde maruz kaldıkları "Yine mi değiştin bakayım, seni gidi haylaz!" hállerine biraz merhametle bakıyorum. Tanıdığım birçok kadın, iki hafta da bir saçını ayrı renge boyatıyor. Ama bunu şarkı söyleyen biri yaptığında, adı "imaj çalışması" oluyor. Ne var bunda bu kadar abartılacak anlamadım gitti.

Hande Yener, bundan iki hafta önce Sibel’le (Arna) yaptığı röportajda, imaj meselesiyle ilgili şöyle diyor:

Gün gelecek deniz bitecek. Şaşırtmak için neler yapmayı planlıyorsunuz?

- Ben bulurum, siz merak etmeyin. Daha bunun yeşili var, moru var. Eserse yarın saçlarımı maviye boyatabilirim. Benim için saçla ilgili bir karar almak iki dakikalık bir şey.

Sizi hem Madonna’ya hem Sibel Kekilli’ye benzetiyorlar.

- Onlar birbirine benzemiyor ki. Ama ne yapayım, benzetiyorlar. İnsan insana benzermiş. Niçin rahatsız olayım? Ben modern biriyim. Benzetilmek beni rahatsız etmez. "Benzetilmek için mi yaptınız" dendiğinde çıldırıyorum. Saçımı kahverengiye boyattım, perçemimi uzattım; "Sibel Kekilli’ye benzemeye çalıştı" dediler. Madonna’ya gelince, onun albümü çıktığında bizim albüm bitmişti. İlk kez Madonna’yı kıskanmadım. Çünkü ona yaklaşabildiğimi hissediyorum. Paralel bir iş yaptım. Bu çok şey öğrendiğimi, bayağı bir yol aldığımı gösterir.

Doğru söze ne denir. Gerçi, "Madonna’ya paralel bir iş yaptım", hayli iddialı bir iddia ama yine de işte... Hele bir taklitle, pardon, paralel bir yönde başlansın, gerisi gelir...
X