Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İtiraf

Ferai TINÇ

Lefkoşa

‘Gerçek o ki, Avrupa Birliği'nin kararı masada yeni değil, sürpriz de değil. Ama Avrupa süreci Kıbrıs sorunu çözüldükten sonra başlasaydı, çok çok daha iyi olurdu.’’

Bu sözler, önceki gün Ledra Palas'ta görüştüğüm BM'nin Kıbrıs'taki temsilcisi Gustav Feissel'e ait.

Avrupa Birliği'nin Kıbrıs Rum Yönetimi ile görüşmelere başlama kararının BM denetimindeki toplumlararası görüşmeleri torpillediğinin itirafı bu sözler.

Devamı da var. Sıkıştırdıkça Feissel şunları söylüyor:

‘‘Kıbrıs sorunu sadece BM Genel Sekreteri'nin başlattığı süreçte çözümlenebilir. İki şeyi birbirine karıştırmayalım. Avrupa Birliği önemsizdir, etkili olamaz demiyorum. Ama hiç kimse Kıbrıs sorununun bu süreçte çözülebileceğini söyleyemez. Kıbrıs'ta gelişme sağlamak için Avrupa faktörünün devreye girmesiyle ortaya çıkan farklılıkları biz çözeceğiz.’’

Bu sözler de Avrupa Birliği'nin Kıbrıs'a tam üyelik vaadinin Avrupa başkentlerinde iddia edildiği gibi sorunu çözmenin bir yolu olmadığının kanıtı.

* * *

Hatırlayacaksınız, iki yıl önce herkes ‘‘96 Kıbrıs için çözüm yılı olacak’’ diyordu. Sonra 97 için aynı şey söylendi.

Şimdi Feissel aynı şeyi 1998 için söylüyor.

Feissel, ‘‘Kıbrıs Rum kesimindeki başkanlık seçimlerinden sonra, toplumlararası görüşmeler marttan itibaren yeniden başlayacak’’ diyor ve ekliyor: ‘‘1998 Kıbrıs için dönüm noktası olacak.’’

Daha önceki görüşmelerimizde, Türk tezlerine karşı argümanları öne çıkartan Feissel'in şimdi ‘‘Kıbrıs Türk toplumunun bütünlüğünü garanti eden bir noktaya varamazsak, amacımıza ulaşamamış oluruz’’ demesi, Kıbrıs Türklerinin egemenlik konusunda hiçbir tavize yanaşmayacaklarının artık fark edilmeye başlandığını gösteriyor.

Feissel, Avrupa Birliği'nin fazla önemsemediği bir gerçeğin daha altını çiziyor:

‘‘Türkiye'nin garantörlüğü unutmamamız gereken bir başka gerçektir.’’

* * *

Üç gündür Kıbrıs'tayım. Maaşların dağıtıldığı haberinden sonra burada en çok konuşulan konu, ‘‘Mualla skandalı.’’

Evli bir çiftin mahrem anlarını görüntüleyen bir video kasetin, kocasının performansını kanıtlamak için kadın tarafından sevgilisine verildiği, onun da intikam almak için videocuya götürüp piyasaya sürdüğünü konuşuyor herkes.

Kıbrıs sorunu basın ve fısıltı gündemlerinin altında.

Bu da sorunun kafalarda çözülmüş olduğunun işareti.

Çünkü çözümü en çok isteyeninden buna karşı en fazla direnenine kadar çok değişik kesimlerden görüştüğüm herkes, bir noktada fikirbirliğine varmış durumda.

‘‘KKTC vardır. Bağımsızlık ve egemenlikten artık göre dönüş olamaz.’’

En uzlaşmacı çizginin temsilcisi Yeni Kıbrıs Partisi'nin lideri Alpay Durduran bile ‘‘Kıbrıs'ta iki devlet vardır. Azınlık olmayı kesinlikle kabul edemeyiz’’ diyor.

Farklılıklar ‘‘Bu kararlılığımızı hangi yöntemlerle dünyaya kabul ettirebiliriz’’ noktasında ortaya çıkıyor.

* * *

Avrupa Birliği Kıbrıs'la ilgili politikasına ‘‘yapıcı muğlaklık’’ adını koyuyor.

Oysa artık ne istediğini yüksek sesle telaffuz etmeye başlayan Kıbrıs Türk'ü, ‘‘netlik’’ politikaları dışında hiçbir yaklaşımın ‘‘yapıcı’’ olmayacağını ‘‘net’’ biçimde ortaya koyuyor.

X