Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İtalya mest etti

İTALYA ile Türkiye arasında sıkı fıkı günler yaşanıyor.

Başbakan Roma’da Berlusconi ile iki saat görüşüyor, yemek yiyor, İtalyan Cumhurbaşkanı Napolitano, Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül’ün konuğu, dışişleri bakanları bir araya geliyor, sivil toplum diyalogu için kurulan Türk-İtalyan forumu toplanıyor, Sabancı müzesinde “Osmanlı döneminde Venedik ve İstanbul, Nam-ı Diğer Aşk” sergisi açılıyor.


Muhabbet dorukta, İtalyanların dillerinden bal damlıyor.  

Türk-İtalyan forumunun altıncısının açılışında Emma Bonino böyle diyor, “Bir bisikleti düşünün. İlerlemezse ne olur? Düşer. Türkiye’nin Avrupa Birliği süreci de öyle. İlerleme olmazsa çökecek.”


Radikal Parti lideri Emma Bonino, geçen yıl ile bu yılı karşılaştırdığımızda ilişkileri esas olarak durağanlığın belirlediğini söylüyor, “Bir tıkanıklık var. Bu tıkanıklığı aşmak İtalya’ya düşer” diyor. Siyasetçilerden, iş dünyasına, sivil topluma kadar bütün İtalyanları Türkiye içen Avrupa’da çalışmaya çağırıyor.


Bonino
’nun çağrısına, Forum’a katılmak için Türkiye’ye gelen İtalyan Dışişleri Bakanı Franco Frattini de katılıyor.


* * *


FRATTİNİ
daha da ileri gidiyor ve Avrupa Birliği’nin Türkiye’nin üyeliğine karşı çıkan ülkelerini, “Eğer genişleme olmasaydı bugün neleri kaybetmiş olacağımızı fark edebiliyor musunuz? Kazançlarımızı hesaplamaya çalışın. Eski doğu bloku ülkelerinin ortak pazara katkılarının sağladığı kazançları hesap edin. Balkanlar ve Türkiye için de aynı şey” dedikten sonra Türkiye’nin üyeliğine tarihi bir derinlik getiren benzetmeyi yapıyor:


“Türkiye, Avrupa Birliği’ne tam üye olduğu gün Avrupa’da ikinci Berlin Duvarı yıkılacak”


Frattini, Türkiyesiz bir Avrupa’nın Çin ile ABD arasındaki ilişkilerin geliştiği bu günlerde iyi değerlendirilmesi gerektiğini söylerken, Pasifik ittifakın trans Atlantik ittifakın önüne geçebileceği uyarısını yapıyor. Türkiye’siz bir Avrupa’nın, marjinalleşeceğini söylüyor.


* * *

İTALYAN Cumhurbaşkanı Napolitano da, kendisinin kaleme aldığı kulislerde konuşulan açıklamalarında Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğine adanmışlıktan söz ediyor.


Gerçekten de Avrupa’da Türkiye’yi en fazla destekleyen ülke İtalya, ama konuşmaların satır aralarında dikkatimi çeken bir şey oluyor.


İmtiyazlı ortaklık önerilerine karşı çıksalar da, konuşmacılar Türkiye için müzakerelerin mutlaka tam üyelikle sonuçlanmayabileceği demek olan “ucu açık süreç”e karşı bir şey demiyorlar. “Müzakere sürecinde tıkanıklık aşılsın, bunun için çalışalım ve Türkiye’ye bir üyelik tarihi verilsin” de demiyorlar. Ki bunun dışında artık hiçbir güzel söz ruhumu okşamıyor. 

Kıbrıs konusuna gelince, orada da Frattini, “Çözüm için Türkiye cesur adımlar atmalı” diyor.


“Bu tıkanıklığı aşmak için biz de Kıbrıslı Türkler üzerindeki izolasyonların kaldırılmasından işe başlayalım”
denmiyor mesela.


Ki ben, Türkiye’nin AB üyeliğinin ne kadar desteklendiği ifade edilen her güzel konuşmanın satır aralarında böyle bir vurgulama yapılıyor mu yapılmıyor mu diye bir arayış içine girerim her seferinde.


Eğer, aradıklarımı bulamazsam, o zaman da somut durumu değiştirecek kararlar değil de acaba neden bu kadar güzel şeyler söyleniyor diye bir merak düşer içime.


Bu güzel sözlerin içi boşsa, maksadı ne diye? 

X