"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

İtalya-Adana tren hattı (kısım iki)

Tren yolculukları macerası devam ediyor. Hattın İtalya ayağını cumartesi anlatmıştım.

Şimdi sıra Adana’da. Çünkü 10 Mayıs’tan bu yana Anadolu’yu turlayan Hürriyet Treni hafta sonu oradaydı.
Adana Garı’ndaki Hürriyet Treni’ne ulaşır ulaşmaz görüyorum ki şehrin devlet erkanı, parti yöneticisi, milletvekili adayı, sivil toplum kuruluşu temsilcisi; kısacası herkes orada.
Ve herkes farklı bir şey istiyor: Belediye Başkan Vekili Zihni Aldırmaz daha çok göç istiyor (iyi de bu daha çok sorun değil mi?)
Kadın hakları dernekleri yaptıkları projelerin siyasi duvarlara çarpmasını istemiyor, haklılar.
Bir işkadını oluşturdukları “kentsel dönüşüm projesi”ne destek istiyor, ki ben en çok onun anlattıklarını beğendim.
Kısacası istekler, sorunlar bitmiyor.
Ama Adana sadece onlardan ibaret değil elbet. O yüzden hemen kompartımanıma gidiyorum.
Parmak arası terliklerimi, beyaz bermuda pantolonumu çıkartıp (şehrin nemine ayak uydurmak lazım) sosyal hayatına dalıyorum Adana’nın.
Adana Hürriyet Bürosu’ndan Duygu Sedefoğlu ve Adnan Poyraz sağ olsun; sayelerinde gezmediğim yer/tanımadığım insan kalmıyor şehirde. Sırada kısa kısa notlar var...

Düğün dernek, yelken, siyaset

-  Göl kenarındaki Yelken Kulübü’nde yapılan Offshore yarışlarının kokteyli sayesinde Adana sosyetesine dalıyorum. İlginç simalar var: 1979’da Manş Denizi’ni yüzerek geçmiş eski yüzücü Nesrin, gölün üzerine kondurulmuş dev fıskiye üzerine yansıttığı projeksiyondan film gösterimleri yaptığını söyleyen şu an adını unuttuğum Zihni Sinir tarzı bir projeci...
Hepsini dinliyorum; şahaneler, cesurlar, orijinaller!
-  Peki ya gençler? İstanbul’da konuşmadığım kadar “memleketin hal ve gidişatı” üzerine konuşuyorum onlarla. Gidişat hem umurlarında hem de değil. Nasıl mı?
Şöyle ki: Öncelikleri kendileri. Kendi yaşamları. Kendi durumları.
Bunu korumak istiyor, bunun için çalışıyorlar. Gerisi, yani onları direkt etkilemeyen sorunlar için üzülmenin, yırtınmanın manasız olduğunu düşünüyorlar.
-  Bu arada gençlik sosyalleşmek için daha fazla mekan istiyor. Mevcut mekanlar yetersiz. Onlara müjde: Ziyapaşa Bulvarı’nı trafiğe kapatıp Nişantaşı’na benzer bir yer yapma projesi varmış. Mağazalar ve barlar sokağının olduğu bir proje...
-  Hiç beklenmedik bir şey oluyor: Bir düğüne sızıyorum. Düğünde durum şu: İçerideki kadınların yüzde sekseni türbanlı, kıyafetleri süslü/modern.
Sahnedeki solist Türkçe pop şakıyor. Kimsenin onu dinlediği yok. Kendini kendini eğlendiriyor.
Çünkü ortamda bir matem havası var sanki, kimse eğlenmiyor. Ağırbaşlılık had safhada. Efkarlanıyor ve garsona kola
 söylüyorum, nefret ettiğim halde.
Çünkü başka içecek seçeneğim yok...
Bir ara diyorlar ki, “İlahi okunacakmış düğünde.”
Ama öyle bir şey olmuyor. Zaten oyun havaları başlıyor ve bendeniz kaçıyorum bu modern muhafazakâr düğünden.
-  “Kentsel dönüşüm” deyince anladığımız ilk şey, geri kalmış yerlere bir AVM kondurmak. Tamam AVM de yapılsın, ama iş bununla bitmiyor ki... Burada da diğer Anadolu şehirleri gibi aynı benzer “dönüşüm” söz konusu. Dik AVM’yi bitir işi.
-  Lava... Bence en iyi Adana mekanı.
Bazı Adanalılar beğenmiyor burayı.
Ama çaldığı müzikler, ortamı, kalabalığı filan gayet iyi.

Şarkılı türkülü notlar

-  Ömür Gedik -hayvanlar ya da insanlar yararına fark etmez- albüm yapabilir, hatta canı çeker soyunur da...
Cengiz Semer-cioğlu’nun dediği gibi yasak değil. Bunda tuhaf bir şey de yok. Ama tabii yaptığı iş eleştirilebilir. Bu da yasak değil. Bunda da tuhaf bir şey yok. Sosyal sorumluluk adına yapıldı diye dokunulmazlığı yok.
O yüzden: “Hop Dedik” şarkısının melodisi iyi. Nakarata gelinceye kadar sözler de. Portakallı tekerleme maalesef şarkının felsefesini yemiş bitirmiş, çocuksulaştırmış.
-  Cengiz, “Onur’un da şaşırtıcı derecede iyi bir sesi var, ama çekingen duruyor” demiş, sağ olsun.
Aslında çekinmemiş, gayet cüretkâr davranıp söylemiştim bir albümde şarkı, pek kimsenin haberi yoktur. 2006’da çıkan “40 Aşk Şarkısı” adlı üç CD’lik bir derleme albümde. Ama şimdi beğenmiyorum o performansımı.
Şarkıcı jargonuyla söylersek: Daha iyi okuyabilirmişim...

X