"Taha Akyol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Taha Akyol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Taha Akyol

İsyan çağrısı!

AHMET Türk’ün “başkaldırı” çağrısına şaşırmadım. Kendisi 2004 yılında “AB kriterleri Kürtleri tatmin etmez” diyerek amaçlarının evrensel demokratik kriterler olmadığını ortaya koymuştu zaten. Sadece üslubuna dikkat ederdi, şimdi ona da gerek duymuyor.

“Devrimci halk savaşı” ve “serxildan” (başkaldırı, ayaklanma) PKK’nın baştan beri temel stratejisidir. Konjonktüre göre gelgitler yapmıştır.
Son dönemde, Türkiye’de demokratik kanallar ve Kürt kimliğini ifade özgürlüğü genişlediği halde ve Öcalan “devletle anlaşıyoruz, eylemleri durdurun” diye açıklama yaptığı halde PKK ve KCK en azgın biçimleriyle terörü tırmandırdı!
Demokratik metotlarla çözüm süreci gelişseydi Kürt hareketinde demokrasi fikri güçlenecekti... Bunu engellemek için PKK ve KCK demokratik süreci sabote edecek terör eylemleriyle Kürt hareketi üzerindeki Stalinist-totaliter tahakkümünü pekiştirdi. BDP’lilerin dili de ona göre değişti! Olay budur.
Suçlu kim?
Dünkü KCK yazım üzerine çok sayıda okur mesajı aldım. Bazıları, “senin de desteklediğin hükümetin tavizleri yüzünden terör azdı” diye yazmıştı!
Peki, terörün 1980’lerde patlayarak gelişmesi, 1990’larda dağa çıkışların adeta bir ‘sel’ haline gelmesi kimlerin verdiği “tavizlerin” eseriydi? Askerlerin mi, Demirel-İnönü hükümetlerinin mi, Ecevit’li koalisyonların mı?!
Parti gözüyle bakmak ufkumuzu daraltır.
İsmet Paşa 1926’da bugünkü Irak sınırına imza atmak zorunda kaldığında, İngiliz Büyükelçisi Lindsay’den “Kuzey Irak’tan Türkiye’ye tehlike gelmeyeceği” konusunda garanti istemiş, bu garantiyi aldığında da Atatürk’ün yanında Lindsay’e şunu söylemişti:
- Siz ne kadar iyi niyetli de olsanız, bu mesele sonsuza kadar Türkiye’nin başını ağrıtacak.
Ve 1977 seçimlerinde Diyarbakır’da Mehdi Zana olmak üzere bölgede dört ilin belediye seçimlerini ‘bağımsız’ adaylar kazandı, 1984’te de Eruh’ta terör patladı, sonrası malum.
Etnik milliyetçilik
Artık 1920’lerin Takrir-i Sükûn Kanunu düşünülemez; o uygulamaların aşırılıkları bugünler için bile sorunlar biriktirmişti.
Bugün artık OHAL bile söz konusu olamaz. Çünkü etnik milliyetçiliğin bastırdıkça kabaran bir tabiatı vardır. Onun için KCK Kürt kadınlarını “panzerlerin altında ölmeye” çağırıyor! Bunlar demokratik ve barışçıl değil, totaliter ve savaşçı metotlardır. Amaçları Kürtlerde bastırılmışlık duygularını kışkırtarak “serxildan” ateşlemektir.
Teröre karşı elbette silahlı mücadele verilecektir ve aynı zamanda hareketi demokratik alana çekmek için siyasi açılımlar da yapılacaktır.
En çok dikkat edilmesi gereken, Kürt vatandaşlarımızda tepki yaratacak söylemlerden ve ölçüsüz uygulamalardan dikkatle sakınmaktır. Çok uzun, sıkıntılı, inişli çıkışlı bir süreçtir bu.
Ahmet Türk’e bir sorum var: Bu kadar iç içe geçmiş bir halkı bölmenin iki tarafı da perişan edecek korkunç faturasının farkında mısın?!
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI