İstihdamı yeniden arttıralım

Sadi ÖZDEMİR
22.06.2017 - 23:14 | Son Güncelleme:

Adil rekabet koşullarında küresel güç olarak öne çıkan Türk tekstil ve hazır giyim sanayi, 2011 yılında bazı ürünlerin ithalatına getirilen ek gümrük vergileri sayesinde çok büyük yatırımlar yaptı ve istihdamını süratle arttırdı. Ancak son dönemde, istihdamdaki azalış dikkati çekiyor.

TÜRK tekstil ve hazır giyim sanayii, gerçekleştirdiği yatırımlar, yüksek istihdam potansiyeli, yarattığı katma değer ve dış ticaret fazlası, tam entegre üretim yapısı ile adil (eşit) rekabet şartlarında dünyanın en önemli üreticilerinden biri konumunda. Haksız ithalata karşı yerli üretimi korumak amacıyla 2011 yılında başlatılan belirli tekstil ve hazır giyim ürünleri ithalatında ek gümrük vergisi uygulaması, sektöre yatırım ve istihdam açısından ciddi ivme kazandırdı. Bu uygulama ile hedeflenen, ithalat bağımlılığının azaltılması, dış  ticaret fazlası sağlayarak cari açığın azaltılması ve istihdamın arttırılmasıydı.

İstihdamı yeniden arttıralımEK VERGİLERLE NELER DEĞİŞTİ?

2011 yılındaki tarihi karardan sonra geçen zaman içinde ek vergi önleminin sektöre pozitif etkilerinin azaldığı görülüyor. Tekstil ve hazır giyim sektörünün 2011’de 11.2 milyar dolar olan dış ticaret fazlası, 2012’de yüzde 26 oranındaki rekor artışla 14.1 milyar dolara ulaştı ve takip eden iki yıl yüzde 8’lik artışlarla 15.2 ve 16.4 milyar dolara yükseldi. Ancak, 2015 yılında dış ticaret fazlasının yüzde 8 düşüşle 15.1 milyar dolara gerilediği ve 2016 yılında ise sadece yüzde 1 artışla 15.3 milyar dolara çıktığı görülüyor.  

Ek vergi uygulaması, sektörde yatırım kararlarını da olumlu etkiledi. Tekstil ve hazır giyim sanayisinde 2011 yılı sonrası 5 yıldan fazla bir sürede toplam sabit yatırım tutarı 23.2 milyar lira olan yatırım teşvik belgesi düzenlendi.  Sektörde yatırım teşvik belgelerinin yıllar itibarıyla gelişimini incelediğimizde, sabit yatırım tutarı 2011’de 3.9 milyar TL’ye, 2012’de 4.4 milyar TL’ye ve 2013’te en yüksek değer olan 6.3 milyar TL’ye ulaştı. Sektörün sabit yatırım tutarı 2014’te 4.3 milyar TL’ye ve 2015’te 2.3 milyar TL’ye geriledikten sonra, 2016’da 3.8 milyar TL’ye ulaştı. Yatırım teşvik belgeleri ile yaratılan yeni istihdam ise 2013 yılında 39.464 kişi ile en yüksek seviyeye ulaştı. Sonraki yıllarda yeni istihdamda önemli düşüş kaydedildi.

TOPLAM İSTİHDAMIN SEYRİ

Ek verginin en önemli olumlu sonuçlarından biri de, ek vergi sayesinde artan yerli üretim ve yatırımların etkisiyle Aralık 2014’e kadar 171 bini aşkın yeni istihdam sağlanmasıydı. Üstelik sağlanan istihdamla da ek vergi ertesi 5 yıllık dönemde SGK ve Maliye Bakanlığı’na 3.3 milyar TL’den fazla katkı sağlandı. Temmuz 2011-Aralık 2014 döneminde toplamda 171 bin yeni istihdam yaratan tekstil ve hazır giyim sektörü, 2015 ve 2016 yıllarında toplamda 66 bin istihdam kaybı yaşadı.

İstihdamı yeniden arttıralım

Temmuz 2011’de yürürlüğe konan ek vergi uygulamaları sayesinde Aralık 2014’e kadar tekstil ve hazır giyim sektöründe 171 binden fazla yeni istihdam sağlanmışken, 2014 Aralık sonrası sektörde 2016 yılı sonuna kadar toplamda 66 bin kişilik istihdam kaybı yaşandı.

EK VERGİNİN ETKİSİ NEDEN YOK OLUYOR?

Haksız rekabeti devam ettirmek için uygulanan yöntemler ek verginin etkinliğini azaltıyor. Sektör temsilcileri, ek vergi oranlarının haksız ithalata karşı yeterli koruma sağlayamama nedenlerini 2 ana başlık altında topluyor.

1- İthalatta ek vergiden muafiyet sağlanması amacıyla trafik sapması yöntemine başvurulması sektöre ciddi zarar veriyor. Uzakdoğu’dan temin edilen önleme tabi ürünler, trafik sapması yöntemiyle yeterli üretimin olmadığı Polonya, Bulgaristan, Romanya, İspanya gibi gümrük vergilerinin sıfırlandığı AB ülkelerinden geliyor. Ayrıca İsrail, Makedonya, Mısır gibi STA anlaşmamız olan ülkeler üzerinden de Türkiye’de serbest dolaşıma sokuluyor.

2- Özellikle Uzakdoğu’dan yapılan ithalatlarda, ülkelerin muhtelif sübvansiyonları da ek verginin etkinliğini azaltıyor. Buradan görülüyor ki trafik sapması yöntemi Türkiye’nin gümrükleri sıfırladığı, ikili anlaşmalar yaptığı ülkelerden yoğun bir şekilde kullanılıyor. Bu önemli ayrıntı Türkiye’nin Pakistan ile yürüttüğü STA müzakerelerinin mercek altına alınmasını gerektiriyor. Çünkü Pakistan’ın başta Çin olmak üzere ülkemize tekstil ve hazır giyimde en çok damping yapan Uzakdoğu ülkeleri ile STA’sı bulunuyor. Eğer Türkiye Pakistan STA’sı da gerçekleşirse bu ülkeden Türkiye’ye tekstil ve hazır giyim ürünleri ihracatı ciddi seviyede artacak, trafik sapması problemi ile baş edemeyecek bir duruma geleceğiz.

TRAFİK SAPMASI NEDİR

Ticaretin normal seyrinin, ülkelerin farklı tarife ya da tarife dışı önlemler uygulaması sebebiyle yön değiştirmesidir. Gümrük Birlikleri’nde, üyeler arası ticareti engelleyen ya da kısıtlayan gümrük vergileri ve tarife dışı engeller (kota, tarife kontenjanı vb.) kaldırılarak ve Gümrük Birliği dışındaki ülkelere karşı ortak tarife uygulanarak malların yön değiştirmesi (trafik sapması) önlenir. STA’larda ise ticaret sapması menşe kuralının uygulanmasıyla önleniyor.

SEKTÖR ÇÖZÜM İÇİN NE ÖNERİYOR

Sektör temsilcileri haksız rekabet yaratanların öncelikle istihdam üzerinde negatif etkisi olduğunu söylüyor. Sektörde önemli bir üretim maliyeti olan işgücü maliyeti ile haksız rekabete maruz kalan sanayicimiz baş edemiyor. Ek vergi sonrası sektörde artan istihdam hızını tekrar yakalamak için ek vergiye dair alınması gereken tedbirlerin devletimiz tarafından ivedilikle karara bağlanması gerekiyor. Bu çerçevede yapılması gerekenler şöyle özetleniyor:

Trafik sapması ve haksız ithalat ile etkin şekilde mücadele için ithalatın aşırı arttığı ülke ve GTİP’lerin Ekonomi Bakanlığı’nca güncel tespit edilmesi amacıyla etkin bir yazılım ve denetim sistemi devreye konularak, ithalat kontrol altına alınmalı.

Ek vergi uygulaması kapsamına tüm tekstil ve hazır giyim ürünleri dahil edilmeli, ilave gümrük vergi oranları arttırılmalı ve kg başına belirlenen minimum tutarları da tüm ürün gruplarında yükseltilmeli.

Sektörün rekabet edebilirliğini arttırmak için girdi maliyetleri de azaltılmalı. Enerji, hammadde ve istihdam gibi girdi maliyetleri rekabet edebilir seviyelere indirilmeli. İstihdam üzerindeki toplam vergi oranlarının, rekabet edilen  ülkeler seviyesine (yüzde 10-15) indirilmesi ciddi önem taşıyor.

BÜYÜK DAMPİNGLERE MARUZ KALIYORUZ

Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Kayhan konuyla ilgili görüşlerini şöyle özetliyor: “Ek vergi kararı üzerinden 6 sene geçti. Bu 6 yıl içinde ilk 4 yılda korunma önlemleri işlevini yerine getirdi. Fakat son 2 senede korunma önlemleri ciddi şekilde erozyona uğradı. Bu değişen ve değişime çok hızlı adapte olan küresel dünyada, erozyona neden olan en büyük faktörlerden biri trafik sapması problemidir. Ek vergi uygulaması sonrasında Türkiye’ye yapılan ithalatlarda trafik sapması ile ülkemize giren ürünlerde hem miktar hem de değer artışı yaşanmıştır. Üretebileceklerinden çok daha fazla ihracat yapan, Uzakdoğu’dan getirdikleri malları trafik sapmasıyla ülkemize sokan birçok ülke var. Türk sanayisinin dünya rekabet sahasında zemin kaybettiği bir başka nokta da büyük dampinglere maruz kalmasıdır. İlgili bakanlıkların bu iki önemli konuda denetimleri arttırıp önlemler alması görüşündeyiz. ”

MENŞE SAPMASI İTHALATI YENİDEN ARTTIRDI

TEKSTİL sektörümüzün son iki yıllık ithalatını değerlendiren İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) Başkanı İsmail Gülle, “Alt ürün gruplarından olan pamuklu mensucat ürün grubunda yapılan ithalat 2015 yılına göre keskin bir düşüş yaşarken STA anlaşmamız bulunan Mısır’dan yapılan ithalat ise 2015 yılında 9 bin ton iken 2016 yılında 11.1 bin tona yükselmiş olup söz konusu artışta Uzakdoğu ülkeleri menşeli ürünlerinin menşe saptırması yapılarak Mısır üzerinden ithal edilmesinin önemli bir etken olduğu bilinmektedir. Bir diğer tekstil alt ürün grubu olan çözgülü örme mensucatta ithalat miktarının neredeyse iki katına çıktığı görülmektedir. Son olarak, tekstil alt ürün grubu olan diğer örme mensucatta da Yunanistan üzerinden yapılan ithalat 2015 yılında 310 ton iken 2016 yılında 1.500 tona yaklaşmış olup bu ürün grubu ithalatındaki payı %1,55’den %7’ye yükselmiştir. Yunanistan’dan yapılan ithalattaki bu artışın Uzakdoğu ülkeleri menşeli olduğu bilinmektedir” dedi.

PAMUKTA ‘SÜRDÜRÜLEBİLİR’ ÜRETİM ÖNEM KAZANIYOR

Pamuk farklı kullanım alanlarıyla tarım, sanayi ve ticarette çok önemli hammaddelerden biri olarak öne çıkıyor. Türkiye için de pamuk, tekstil ve hazır giyim sektörünün deneyimi, bilgi birikimi, yatırımları nedeniyle ayrıca kritik öneme sahip. Dünya pamuk üretimi 2016 yılında 23 milyon ton oldu. 2017 yılı için 25 milyon ton pamuk üretimi tahmin ediliyor. Türkiye’de ise 2016 yılında 697 bin ton pamuk üretildi ve 2017 tahmini 806 bin ton. Türkiye’de 2012 yılından bu yana pamuk üretimi artan bir eğilim gösteriyor. Pamuk destekleme priminin kg başına 75 kuruşa çıkarılması ve lisanslı depoculuk girişimlerinin yaygınlaşması bu artışta önemli etken oldu.

İstihdamı yeniden arttıralım

Pamuk üretiminin çevre ve insan üzerindeki olumsuzluklarını en aza indirgemek için dünya genelinde çalışmalar yürütülüyor. Bu çalışmalar kapsamında, Better Cotton Standardı öne çıkıyor.  2010 yılından bu yana Better Cotton standardında üretilen pamuk önemli markaların sürdürülebilir pamuk ihtiyaçlarının büyük kısmını karşılıyor. Türkiye’de Better Cotton standardında pamuk üretilmesini sağlamak üzere 2013 yılından bu yana faaliyet yürüten IPUD, Better Cotton standardının gereği altı ana prensip üzerine çiftçileri eğitiyor ve denetliyor. Bu prensipler toprak sağlığından zirai ilaç uygulamalarına, su kullanımından tarım işçilerinin çalışma koşullarına kadar birçok çevresel, sosyal ve ekonomik konuyu gözeterek üretim yapılmasını öngörüyor.

İstihdamı yeniden arttıralım

İYİ PAMUK TALEBİ HIZLA YÜKSELİYOR

İyi Pamuk Uygulamaları Derneği (IPUD) Başkanı Leon Piçon, ‘’Better Cotton standardı dünyada yaygınlaşmaya devam ediyor. Nike’tan Ikea’ya, Adidas’tan H&M’e birçok marka bu standarda uygun üretilmiş pamuğu talep ediyor’’ dedi. 2013 sezonunda ilk Türk ’Better Cotton’ (İyi pamuk) hasadını sağlayan dernek, ilk sezonda 34.517 ton kütlü pamuk üretimi sağladı. Rakam 2014’te 60 bin 445 tona çıktı. 2015 sezonunda ise 60 bin 680 ton üretim yapıldı. 2016’da ise 77 bin 999 ton kütlü pamuk üretimi gerçekleştirildi. Sürdürülebilir pamuk konusunda 5 kıtada, 23 ülkede faaliyet gösteren BCI (Better Cotton Initiative) ile başlatılan görüşmeler sonucu 2013 yılında IPUD kuruldu.

TÜRKİYE TEKSTİL SANAYİİ İŞVERENLERİ SENDİKASI’NIN DESTEĞİ İLE HAZIRLANMIŞTIR.



EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı