Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İstihbaratçı konuşsun sağlık memuru sussun

Enis BERBEROĞLU

Her şeye kadir ve uyanık Türk Devleti yine becerdi...

Sessizlik yemini eden istihbarat uzmanlarının gevezelik ettiği, en gizli bilgi ve belgelerin mahkeme dosyalarında dolaştığı, askeri sırların işportaya düştüğü dönemde en hakiki suçluyu enseledi.

13 Mayıs 1997 tarihinde Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası'nda düzenlenen basın toplantısında açıklama yapan Mahmut Konuk hakkında soruşturma açıldı. Müfettişin soruşturma gerekçesi Mahmut Konuk'un yetkisi olmadığı halde basına bilgi vermesi.

Bu ağır suçun delili ise 15 Mayıs günü bu köşede çıkan ve Konuk'un katıldığı basın toplantısından alıntı yapılan yazının kupürü...

* * *

O tarihte sendikanın Genel Eğitim Sekreteri ve İnsan Hakları Komisyonu Sorumlusu olan Mahmut Konuk, 13 Mayıs 1997 günü bazı milletvekillerinin de katıldığı basın toplantısında Namık Erdoğan dosyasını yeniden açtı.

Namık Erdoğan, Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkan Yardımcılığı görevini sürdürürken, 9 Mayıs 1994 tarihinde kaçırıldı ve ölü bulundu.

Erdoğan'ın Susurluk'ta ortaya çıkan çetenin Sağlık Bakanlığı bünyesindeki uzantılarının peşinde koşarken, infaz edildiği kuşkusu doğdu. Haluk Kırcı'nın katıldığı bir TV programında Sağlık Bakanlığı'ndan ihale aldığını anlatması, bu kuşkuları güçlendirdi.

Namık Erdoğan, faili meçhul kurbanı tek üst düzey bürokrat olarak demokrasi tarihindeki yerini aldı. Mahmut Konuk'un katıldığı basın toplantısında işte bunlar tartışıldı, ertesi gün bu köşede aktarıldı.

Mahmut Konuk'un suçu, benim ihbarım bu kadar.

Ama bu kadarı bile Sağlık Bakanlığı Başmüfettişi Abdülbaki Önal'ı harekete geçirmeye yetti. Önal, 1 Temmuz günü Mahmut Konuk'a yolladığı yazıya gazete kupürünü iliştirerek savunma istedi... Mahmut Konuk'un devlet adına değil, sendika adına ve Namık Erdoğan'ın ölüm yıldönümde konuştuğu gerçeği bile gözardı edildi.

* * *

Artık uyanmanın zamanı geldi. Resmi ağızlardan çıkanların satır aralarını okumanın şart olduğu anlaşıldı.

Mesela Hanefi Avcı, 4 Şubat 1997 tarihli Komisyon ifadesinde Çiller Ailesi'nin bile ismini verecek, ama görevine devam edecek. Hatta Bülent Orakoğlu ile birlikte operasyona girişecek. Veya Avcı'yı dava eden MİT Kontrterör Daire Başkanı Mehmet Eymür ayrıldığı görevine kitap yazdıktan sonra dönecek, kimse ses çıkarmayacak.

Dikkat edin, Türkiye'de ‘‘eksik ve yönlendirici bilgi’’ en güçlü silah haline geldi. Görevleri gereği bilginin tamamına ulaşabilen kamu görevlileri sadece işlerine geldiği kadarını topluma aktararak, kamuoyu yaratmayı beceriyorlar.

O yüzden konuşan bir kamu görevlisi yakalarsanız, hiç susmamasını ve her şeyi anlatmasını isteyin. Arasıra gevezeliği tutanları dinleyin, ama pek inanmayın.

Bu demeç kavgasında taraflar artık belli: MGK ve polis...

Sağlık Bakanlığı emekçisi Mahmut Konuk taraf tutmadan konuştuğu için kimsenin işine gelmedi...

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI