Gündem Haberleri

    İstifa gerekçesi: Siyasi seçenek yaratma

    Hürriyet Haber
    15.02.2005 - 21:17 | Son Güncelleme:

    Erkan Mumcu, istifasındaki en önemli gerekçenin Türkiye siyasetinde seçenekler yaratma ihtiyacı olduğunu belirterek, “Türkiye siyaseti bu seçeneksizlik ortamında daha fazla devam edemez” dedi.

    İstifasının yapılacak kabine revizyonu ile ilgisi olup olmadığı sorusuna karşılık Mumcu, ”Kabine revizyonu yapılacak mı yapılmayacak mı bilmiyorum. Kimse bana bu konuda bir şey söylemedi. Ama konunun konuşulma, tartışılma biçimi, daha doğrusu konunun getirildiği düzey de sanıyorum kamuoyunca gayet iyi algılanmış. Benim kararımla böyle bir revizyon beklentisinin hiç ilgisi yok” diye konuştu.

    Dünkü Bakanlar Kurulu'nda “öğrenci affı” ile ilgili tartışmanın istifasına neden olup olmadığı sorusuna karşı, dünkü ve ondan önceki pek çok Bakanlar Kurulu toplantısında olduğu gibi çeşitli görüş ayrılıklarının yaşandığını anlatan Mumcu, bunu son derece doğal karşıladığını vurguladı.

    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın kendi liderliği ve girişimiyle bir siyasi parti kurduğunu ve bunu toplumun tasvibine sunduğunu, seçimlerden galip çıkarak bir hükümet kurduğunu kaydeden Mumcu, Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu çözümlerin üretilmesi konusunda sorumluluk kendisinde olduğu gibi karar verme yetkisinin de kendisinde olduğunu kaydetti.

    “Ancak ben katılmadığım çözümlerin altına imza atmak istemiyorum” diyen Mumcu, çözümlere neden katılmadığını ve çözümlerin ne olması gerektiği yolundaki görüşlerini 2 yıldan beri sağduyulu şekilde ifade etmeye çalıştığına işaret etti. Bakanlar Kurulu'nda ifade ettiği görüşleri ve sunmaya çalıştığı katkıları çıkıp kamuoyu ile paylaşmadığını, orada bulunmamın ahlaki olarak bunu gerektirdiğini belirten Mumcu, şöyle konuştu:

    “Gelişen olaylar artık katkıda bulunma imkanımın ortadan kalktığını bana göstermiştir. Sözüne ettiğiniz konu (öğrenci affı) da tartışılan konulardan biridir. Yaklaşım farklılığının olduğu açıktır. Bu konuda Sayın Başbakan'ın yaklaşımına saygı duymakla birlikte Türkiye'nin bu yöntemle aradığı çözümlere kavuşabileceğine kani değilim. Bu girişimin, sağlıklı bir biçimde kurgulanmaması halinde daha derin ve çözülmesi imkansız noktalara gelineceğinden endişe ediyorum.”

    Konulara ilişkin görüşlerini bundan sonra kamuoyu ile paylaşacağını, amacının görüş ayrılıkları etrafında polemik yaratmak olmadığını kaydeden Mumcu, Türkiye'nin polemiklerden yarar görmeyeceğini söyledi. Görüşlerini çözüm önerisi olarak toplumun önüne bir seçenek olarak sunma kararlılığında olduğunu ifade eden Mumcu, ”Toplum bunları takdir ederse, tasvip ederse arkasına kamuoyu desteği konulacaktır. Arkasında kamuoyu desteği bulunacak doğru görüşlerin Türkiye'nin hayrına olacağından kimsenin kuşkusu yok” dedi.

    “DEDİKODU YAPMAYI SÜRDÜRDÜLER”

    Mumcu, “Arazi tahsisleri konusunda sıkıntınız var mıydı, Hükümet'e yakın bir işadamının sizin için 'Kültür ve Turizm Bakanı ne işe yarar' dedi mi?” sorusu üzerine, hiçkimse ile hiçbir tartışma yaşamadığını belirterek, “Eğer olmuşsa da herhalde sayın Başbakan gerekli cevabı vermiştir diye düşünüyorum. Herhangi bir sorun yaşanmamıştır bahsedilen konulara ilişkin olarak” dedi.

    Bakan olarak ortaya koyduğu uygulamaların açık ve şeffaf olduğunu anlatan Mumcu, kendi uygulamalarının model olarak incelenmesini ve bu tartışma vesilesiyle Türkiye'de şeffaf yönetim ve kamu yararının korunmasının nasıl sağlanacağı konusunda örnek olarak anlaşılmasına katkı sağlayacağını savundu. “Böyle bir sorun hiçbir zaman olmadı” diyen Mumcu, bu yönde bir takım haberler ve dedikodular yayılmak istenmesine şaşırmadığını, 10 yıllık siyasi deneyiminde neye karşı çıktıysa açıkça ortaya koyduğunu kaydetti. Karşı çıktığı konuları çözümleriyle birlikte kamuoyu dikkatine sunduğunu anlatan Mumcu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Ben bunları yaparken insanlardan bir kısmı, bundan rahatsız olanlar, dedikodu yapmayı sürdürdüler. Ama geçen 10 yıl kimin haklı olduğunu, neyin doğru ve gerçek olduğunu ortaya koymuştur. Bu konuda tereddütüm ve endişem yok. Dedikodu yayma çabası içinde olan insanlara söyleyecek hiçbir sözüm yok. Bunlar olan şeyler, olur. Ama esas itibariyle ben buradayım, her şey orta yerde. Kim merak ettiği ne varsa her şeyi sorabilir. Bütün sorulara yanıt vermeye hazırım. Yeter ki sağlıklı, sağduyulu ve Türkiye'nin yararına odaklanmış bir iletişim olsun. Bunun dışında karalama odaklı girişimler olur ama ben bunlara muhatap olmam. Bu düzeye inmem. Bu düzeye inenlere de Allah'tan akıl fikir dilerim.”

    “HÜKÜMET VE BAŞBAKAN'A YAKIN KAYNAKLAR...”

    Mumcu, Ilgaz'da bazı CHP'li milletvekilleri ile toplandığı ve yeni bir parti kurma girişimi olup olmadığı sorusuna, Ilgaz'da toplantı yapmadığını, bunun uydurma olduğunu belirterek, uzun süreden beri bir çok uydurma haberlerin bir takım kaynaklardan servis edildiğini söyledi.

    “Bu kaynaklar da ne yazık ki Hükümet ve Sayın Başbakan'a uzak kaynaklar değil” diyen Mumcu, “doku uyuşmazlığı” olarak ifade edilen şeyin kendisini zaman zaman kabine revizyonu ve farklı söylentilerde ortaya koyduğunu kaydetti. Kendi kararı ile bunların hiçbir ilgisi olmadığını bildiren Mumcu, bunları göğüsleyebilecek dirayette bir siyasetçi olduğunu vurguladı. Mumcu, “Benim bu partiye katılma kararımın arkasındaki gerekçeler varoldukça bu gibi şeyler benim kararımı değiştiremez” dedi.

    “SİYASİ PARTİLERİ ŞAHISLAR DEĞİL, ŞARTLAR KURAR”

    Siyasi parti kurmanın, kişilerin tercihi olabilecek bir konu olmadığını belirten Mumcu, “Siyasi partileri şahıslar kurmaz, siyasi partileri şartlar kurar. Türkiye'nin ihtiyacı buna karar verir. Bu soruya cevap vermekten kaçmak adına söylenmiş bir söz değil. İçtenlikli bir sözdür. Önemli olan Türkiye'nin öncelikleridir. Ben Türkiye'nin önceliklerini dikkate alagelen bir siyasetçiyim. Bundan sonra böyle yapacağım” diye konuştu.

    Mumcu, yeni bir siyasi partiye ihtiyaç olup olmadığı sorusuna, ”Bu ihtiyaç olduğu zaman zaten kendisini ortaya koyar. Karşınızda siyasetçi olarak bulunuyorum, siyaset yorumcusu olarak değil” dedi.

    “KONUŞSAYDIM DA DEĞİŞEN BİR ŞEY OLMAZDI”

    İstifasını Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a iletme fırsatı bulmadığını bildiren Mumcu, uzun zamandan beri Erdoğan ile bu konuları özel olarak görüşme çabası içinde olduğunu ancak buna fırsat olmadığını belirterek, “Ama görüşmüş olsaydık da değişen bir şey olmayacaktı. Bunu öngördüğüm için kararımı açıkça verdim” dedi.

    Mumcu, istifasın neden Başbakan'ın Türkiye'de olmadığı bir günde verdiği sorusuna, “özel bir gün seçiminin” sözkonusu olmadığını belirterek, dünkü Bakanlar Kurulu'ndaki gelişmelerin artık katkıda bulunma imkanını ortadan kaldırdığını kendisine gösterdiğini söyledi. Mumcu, “Doğrusunu isterseniz oradaki varlığımın ihtiyaç duyulan bir şey olmaktan çok katlanılan bir şey gibi algılandığını gördükten sonra benim yapacağım başka bir şey yok” dedi.

    İstifa gerekçelerini açıkladığını, hiçbir gizli saklı gerekçesi olmadığını ifade eden Mumcu, şunları kaydetti:

    “En önemli gerekçe de Türkiye siyasetinde seçenekler yaratma ihtiyacıdır. Türkiye siyaseti bu seçeneksizlik ortamında daha fazla devam edemez. 3 Kasım'da yaşanan seçimler, seçeneksizlik ortamında yaşanan seçimler olmuştur. Bu seçeneksizliğin sürdürülebilir ve Türkiye'nin yararına olmadığını görüyorum. Demokrasi kendi seçeneklerini yaratacaktır. Bunun dışında özel nedenler kurgulamanın hiçbir yararı yok, doğru da değil. Sonuç itibarıyla bunlar yazılıp çizilir, bunlara verecek yanıtlarım var. Ben buradayım, siz buradasınız, Türkiye burada. Hiçkimse hiçbir yere gitmiyor. Kayıtlar, belgeler her şey burada. En önemli kanıt istiyorsanız, esas itibarıyla

    bütün gerekçeler Bakanlar Kurulu tutanaklarında saklıdır. Sadece son

    Bakanlar Kurulu değil, 2 yılda yapılan Bakanlar Kurulu'nun tamamında, yaklaşım, tutum ve görüş ayrılıklarının neler olduğu açıkça ortaya konulmuştur.”

    İstifa gerekçelerini polemik konusu yapmanın yararı olmadığını belirten Mumcu, Türkiye'nin istikrarının devamından yana olduğunu bildirerek Hükümet'e başarılar diledi. Hükümet'in bugüne kadar önemli başarılar kaydettiğini, daha başarılı olması için kendisinin de duacı olacağını kaydeden Mumcu, “Türkiye'nin yine de alternatiflere, alternatif yaklaşımlara ihtiyacı olduğu açıktır, kuşkusuzdur. Türkiye bunları seçer ya da seçmez, tercih eder ya da etmez, beğenir ya da beğenmez ama Türkiye'nin önüne alternatiflerin sunulması siyasi görevdir” dedi.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı