"Melike Karakartal" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Melike Karakartal" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Melike Karakartal

İstiap haddi dolması!

Son günlerde aldığımız haberler ve olanlar sonucu “istiap haddi dolması” yaşıyorum sevgili cinsellikten RTÜK sayesinde korunmuş, sağlıklı Habitus okuru.

RTÜK, “Aman Allahım meme! Temas! Seks! Alarm!!” çalışmalarına devam ediyor, onları kendi tuhaf gündemleriyle baş başa bırakıp şu “kar” meselesine dönmek istiyorum. RTÜK’le ilgili konulara delirmeye daha sonra nasılsa devam edeceğiz, nasılsa “eylemlerine” devam edecekler...
Evvelki gün bir gram kar yağdı, insanlar yollarda sefil oldu. Hoş, sefil olmak için bir gram kar yağmasına gerek yok, bir gram yağmur, bir gram güneş, güzel bir pazar günü ya da herhangi bir mesai saati bitimi de aşağı yukarı aynı sefilliği yaşatıyor herkese.
Hani bizim deprem vergileriyle yollar yapılmıştı ya. İşte, biz bu karda yolun fiziksel olarak yapmanın “yol yapmakla” alakası olmadığını öğrendik. Biz öğrendik ama yolları yapanlar öğrendi mi, işte onu hiç sanmıyorum.
Çok ama çok yanlış anladığımız bir konu var: Görüntü tamamsa, iş tamamdır! Binalar, yollar, kayak pistleri, her şey ama her şey görüntüde mükemmellik koşullarını sağlıyorsa, daha ötesini düşünmek lüzumsuzdur. Ne yazık ki, sıkıntılı günlerde daha iyi anlıyoruz ki, hayatlarımız “görüntüde iyi iş yapanlar”a emanet.
Coğrafya ve iklim bilgimizi ennnn baştan alalım madem, madem yol yapanlar bunun farkında değil: İstanbul Sahra Çölü üzerinde değil. Yani sık sık yağış alan bir şehir. Peki yeni yapılan yolları oluksuz, eğimsiz yapmak ve her yağmurda otobanlarda göl ortamları yaratmak hangi aklın ürünüdür?

Saç baş yolduran mevzular

İşte, milli kayakçımız Aslı Nemutlu’yu öldüren tahta paravanları o nefis piste yerleştiren de aynı zihniyet. Görüntü tamamsa, tamamdır. Yaşamsal  koşullar yerine getirilmese de olur. Sonra bir sıkıntı olduğunda üzülür, geçeriz, alıştık nasılsa değil mi?
“Ne yapalım, biz de böyle kafaların önemli işler yaparak hayatımızı yönettiği bir ülkede yaşıyoruz” der, talihimizi kabullenir, yuvarlanır, gideriz, öyle değil mi? Hayır efendim, değil.
Çok ciddi söylüyorum, her gün sokağa büyük korkularla çıkıyorum. “Ya bugün ruh hastasının biri aracıma çarpar ve beni bir tehlike içine sokarsa”, “Ya bir sevdiğimin kafasına beton blok düşerse” diye...
Öyle kolay ki “bok yoluna ölmek” bu ülkede!
Daha geçen gün, Levent civarında aşırı yüklenmiş bir kamyon, “aşırı yük” kısmını üst yola çarptı, tüm fazla yük, arkasındaki ve çevresindeki araçların üzerine saçıldı. Tabii uzun süre tek şeride düşen ve tıkanan trafiği, saç baş yolanları hiç söylemiyorum bile...
Örnek çok... Hangi birini konuşalım, hangi birine sinirlenelim?
Kafalar değişmedikçe, “normallik” beklemek zor. Ve bu konuda umut beslemek, ne yazık ki bugünlerde daha da zor!

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI