"Ayşegül Domaniç Yelçe" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşegül Domaniç Yelçe" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşegül Domaniç Yelçe

İstersek, başarabiliriz…

Merhabalar sevgili okurlar. 1999 Gölcük Depremi’nin ardından tam 13 yıl geçti.

Bu deprem, resmi raporlara göre; 17.480 kişinin ölümüne, 23.781 kişinin yaralanmasına, 505 kişinin ise sakat kalmasına neden oldu. Resmi olmayan bilgiler ise yaklaşık 50.000 ölümü, ağır-hafif 100.000'e yakın yaralıyı işaret ediyor.

Böylesine büyük kayıplar verdiğimiz bu depremin ardından bir şeylerin değişeceğini, gerekli önlemlerin alınacağını ve bundan sonra yaşayacağımız depremlerin bu kadar büyük kayıplara neden olmayacağını düşünmüştük. Oysa ki yaşanan acılar çabuk unutuldu. Deprem için toplanan vergiler, daha ivedi görülen alanlara aktarıldı. Sonuçta, 23 Ekim 2011 tarihinde yaşanan Van Depremi yine büyük kayıplar getirdi bize. Yine pek çok kişi sakat kaldı bu deprem sonucunda.

Engellilik konusunda toplum bilinci oluşturmaya çalışırken, engelleyebileceğimiz engelliliklere de dikkat çekmeliyiz. Emniyet Genel Müdürlüğü 'nün derlediği bilgilere göre: 2009 yılı trafik kazası verilerine bakıldığında her gün ortalama 2 bin 886 trafik kazası yaşandığı, bu kazaların sonucunda 12 kişinin öldüğü, 552 kişinin ise yaralandığı görülüyor. Her gün yaralanan bu 552 kişinin bir kısmı sakat kalıyor. Bence bu, eğer istersek, engellenebilir bir engellilik. Yapmamız gereken tek şey, trafik kurallarına harfi harfine uymak. Kazalar, tabii ki, tamamen önlenemez; ancak, eminim ki, büyük ölçüde azalır. Ben, çoğunuzun bildiği gibi, Kızıltoprak’ta oturuyorum. Evim, Bağdat Caddesi’ne 50 metre uzaklıkta. Her geceyarısı saat 02:00’den sonra araba yarışı yapılıyor caddede. Öyle büyük gürültü çıkıyor ki, eğer uyumuş isem uyanıyorum. Hiç kimse “dur” demiyor bu çocuklara.
”Dur” demek için mutlaka bir kaza, bir kayıp mı olması gerekiyor.

Madem ki biz halk olarak kendiliğimizden düşünemiyoruz ve yapamıyoruz yapmamız gerekenleri, o zaman caydırıcı ölçüde büyük cezalar gerek bize. Cezalar öyle büyük olmalı ki; hiçbir müteahhit inşaatında eksik ya da çürük malzeme kullanamamalı, hiçbir görevli uygun olmayan araziye inşaat izni vermemeli, hiç kimse alkollüyken araba kullanmamalı, hiç kimse emniyet şeridini gereksiz yere işgal etmemeli, hiç kimse anayolda araba yarışına girmemeli.

Gönül, bu saydıklarımın cezaya gerek kalmadan yapılabilmesini arzuluyor. Ama olmuyor işte…

Engelli olarak yaşamak çok zor… Özellikle de, bizim ülkemiz gibi, erişilebilirliğin henüz tamamlanmamış olduğu bir yerde… Bu yüzden, hiç olmazsa engelleyebileceğimiz engellilikleri önlemeye çalışalım. Bu, hepimizin görevi olsun. İstersek, başarabiliriz…

Engellerimizi hissettirmeyecek, engelsiz bir yaşam dileği ile...

X