Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İşte yargı kararı

Emin ÇÖLAŞAN

Edirne İdare Mahkemesi geçtiğimiz günlerde, türban takmakta ısrarlı olan kız öğrencilerin açtığı davalarda, Trakya Üniversitesi tarafından verilen uzaklaştırma cezaları konusunda yürütmenin durdurulması kararı vermişti. Başka bir deyişle, bu cezaları veren üniversite yönetimi ‘‘haksız’’ bulunmuştu.

İşin ilginç yanı, bu mahkemenin kararında, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından bu konuda geçmiş yıllarda verilmiş olan bir fetva da, gerekçelerden biri olarak yer almıştı!

Türk Milleti adına hüküm veren bir mahkemenin kararı fetvalara dayanıyordu!

Bu kararların altında Edirne İdare Mahkemesi'nin Ali Kazan, Abdurrahman Başer, Gülten Kaya Hatipoğlu, Mustafa Dinç ve Mesut Güngör isimli üyelerinin imzaları vardı ve bu şahıslardan bir bölümü, buraya Refahyol döneminde, Şevket Adalet Bakanı olduğunda atanmışlardı.

***

Trakya Üniversitesi, Edirne İdare Mahkemesi'nin fetvaya dayalı kararına, bir üst mahkeme olan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi'nde itiraz etti...

Ve bu karar hukuka aykırı bulunarak kaldırıldı.

Dahası, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi, İstanbul 6. İdare Mahkemesi tarafından Edirne ile aynı doğrultuda verilen bir kararı da kaldırdı.

Şimdi size İstanbul Bölge İdare Mahkemesi'nin Edirne ile ilgili kararını özetliyorum. Gerekçede önce bu konudaki Anayasa, yasa ve yönetmelik hükümlerinden söz ediliyor, türbanlı eğitimin yasak olduğu vurgulanıyor ve şöyle deniliyor:

‘‘Yüksek öğrenimini laik bir öğrenimde yaptığını bilmesi gereken davacı (kız öğrencinin) YÖK düzenlemelerini kabul etmiş sayılacağı gibi, dinsel inançları simgeleyen türbanın yükseköğrenim kurumlarında giyilmesi, takılması ve kullanılması ve bunda ısrar edilmesi durumunda, dinin, bireyin manevi yaşamını aşarak toplumsal yaşamı ve yükseköğrenimin huzur ve düzenini bozucu yönde etki yapacağından ve siyasal alana çekilmesi sonucunu doğuracağından, bu yöndeki eylem ve davranışların korunan vicdan, dini inanç ve düşünce özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi olanağı yoktur.

Davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemde (türbanlı öğrencinin üniversiteden uzaklaştırılmasında) hukuk kurallarına aykırılık yoktur’’.

Mahkeme kararında daha sonra, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından bu konuda verilmiş fetvaların gerekçe olarak kullanılamayacağı vurgulanıyor ve şöyle deniliyor:

‘‘Açıklanan nedenlerle, yürütmenin durdurulması kararına karşı (üniversite yönetimi tarafından) yapılan itirazın kabulüne, Edirne İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına oybirliği ile karar verildi.

Başkan: A. Hayat Aysal. Üye: Necati Alkan. Üye: Yunus Kutlu’’.

***

Edirne İdare Mahkemesi tarafından türbanlı öğrenciler lehine verilen ve gerekçesinde fetvaların da kullanıldığı kararın hukuka aykırı olduğu ortaya çıktı ve bir üst mahkeme tarafından iptal edildi.

Belli siyaset kesimleri tarafından türban sömürüsü ve oy avcılığı için kullanılan kız öğrencilerimizin, bundan sonra çok dikkatli olması gerekir. Ortada artık hiçbir yasal dayanakları kalmamıştır.

Üniversitedeki gelecekleri söz konusudur.

Bu konudaki inatlaşma onların geleceğini söndürür, sadece din tüccarlarının işine yarar. Tercih kendilerine aittir.

***

Edirne İdare Mahkemesi tarafından verilen bu kararı 4 Ağustos l998 Salı günkü yazımda ele alıp Türkiye'ye duyurmuştum. Mahkeme, Cumhuriyet tarihinde eşine rastlanması mümkün olmayan bir karar vermiş ve Diyanet İşleri Fetvası'nı gerekçe olarak kullanmıştı.

Bu, çok ciddi ve hafife alınması mümkün olmayan bir olaydır.

O yazımda aynen şöyle demiştim:

‘‘Devletin ilgili makamları bu konuda duyarsız kalırsa, gerekli işlemleri derhal yapmazsa, yakında daha nice böyle ‘yargı kararları' ile karşı karşıya kalırız.

Bir bakarız ki bir mahkeme, karar gerekçesinde Cumhuriyet yasalarını bir yana bırakmış ve ‘şeriat hükümlerini' gerekçe göstererek davayı kabul veya reddetmiş.

Bu işler böyle yavaş yavaş ve ufaktan başlatılır. İşe önce hafiften ve çaktırmadan girişilir. Mahkeme kararına fetvalar yazılır. Bakarlar ki tepki yok, arkası sinsice getirilir.

Bu olay Adalet Bakanlığı'na, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'na daha önce duyurulmuştu. Acaba sonuç ne oldu? Oltan Bey ne yaptı?’’

Bu soruları şimdi de soruyorum. Oltan Bey, Adalet Bakanlığı'nda Refah Partisi'nin devamıydı.

Acaba bugünkü bakan Hasan Denizkurdu bu konuya el atmayı düşünür mü? Fetvaya dayalı yargı kararının üzerine acaba gider mi?...Çok önemli olaydır.

***

Şimdi, türbanla bağlantılı olarak bir konuya daha değinmek istiyorum. Ankara'da imam hatip okullarında görevli iken başka okullara atanan bir grup bayan öğretmen, bundan birkaç gün önce topluca ANAP genel merkezine gidip bu atama işlemini protesto ettiler.

Gazetelerde ve ekranlarda görmüşsünüzdür. Aman Allah, o ne manzaraydı!

Tümü türbanlı, ağustos sıcağında pardesülü...Ve aralarında birkaç kara çarşaflı!

Bu kadınlar Cumhuriyet'in öğretmenleri!

Tüm yasaları çiğneyip toplu protesto eylemi yapıyorlar ve bir partinin genel merkezine gidip dil döküyorlar.

Bunlar hakkında Milli Eğitim Bakanlığı acaba hangi işlemi yapacak?

İnsan bu manzaraları görünce tüyleri diken diken oluyor. Türkiye'nin genç kuşaklarını bunlar mı yetiştirecek? Biz genç kuşakları İmam Hatip'te okusalar bile, bunlara mı emanet edeceğiz? Burası İran mı, Suudi Arabistan mı, Afganistan mı, neresi?

Edirne İdare Mahkemesi'nin fetvaya dayalı kararları, Cumhuriyet öğretmenlerinin türbanlı ve çarşaflı protestoları...

Tohumlar Turgutlu döneminde atıldı, Refahyol döneminde yeşerip topraktan iyice fışkırdı.

Bundan sonra bakalım neler olacak!













X

YAZARIN DİĞER YAZILARI