Gündem Haberleri

İşte Veli Küçük'ün tam ifadesi

“Ergenekon” davasının 26. duruşmasında, tutuklu sanıklardan emekli Tuğgeneral Veli Küçük savunmasını yaptı. İşte o ifadenin tam metni.

“Ergenekon” davasının26'ncı duruşmasında savunmasını yapan tutuklu sanıklardan emekli Tuğgeneral VeliKüçük, “Devletin komplo kuracağını hiç düşünmemiştim” dedi.

 

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza İnfaz KurumlarıYerleşkesi'ndeki salonda görülen davanın 26'ncı duruşmasında, Mahkeme HeyetiBaşkanı Köksal Şengün tarafından savunmasını yapacağı kürsüye çağrılan Veli Küçük'e yasal hakları hatırlatıldı.

 

Daha sonra savunmasına başlayan Veli Küçük, uzun zamandan beri planlı birşekilde üzerine gelindiğini ve bu planın icra safhasına konulması sonucugözaltına alındığını söyledi.

 

Küçük, gözaltına alınmadan bir gece önce rahatsızlığı nedeniyle geceyihastanede geçirdiğini, ertesi gün de hastaneye gitmesi gerekirken emniyetegötürülmesine itiraz dahi etmediğini anlattı.

 

Küçük, “Çünkü hayatım boyunca hiç hata yapmadım, yasaların dışınaçıkmadım. 'Veli Küçük korktu' dememeleri için hastalığımı sakladım. Ancakdevletin komplo kuracağını hiç düşünmemiştim” diye konuştu.

 

“Evinde arama yapılırken, cezaevi firarisi ya da PKK'lı militanlararanıyormuş gibi evinin kuşatıldığını” ileri süren Küçük, bu görüntülerlepolisin darbe yaptığının düşünülebileceğini savundu.

 

Gözaltına alındığını ilgili askeri birime bildirdiğini, ancak bunun“yardım isteniyormuş” şeklinde kamuoyuna yansıtıldığını dile getiren Küçük,kimseden yardım istemediğini, yardıma da ihtiyacı olmadığını belirtti.

 

Bu olayın kendisini topluma tanıtması açısından bir fırsat olduğunu dilegetiren Küçük, “iddianamenin yüce Türk milletine karşı hazırlandığını” önesürdü.

“İddianamede 'terör örgütü' deyiminin, Türk'ün Kabe'si olan Ergenekonile birlikte kullanıldığını” ifade eden Küçük, “İki kelimeyi birliktekullanmasının kendisinin ayıbı olmadığını, bu yüzden de yüce Türk milletindenözür dilediğini” söyledi.

 

Küçük, “iddianame ile Atatürk'ün Cumhuriyeti'nin yargılanmakistendiğini, rejimin, dinin değiştirilmek istendiğini” savundu.

 

“ErgenekonDavası” kapsamında yargılanan tutuklu sanık emekli Tuğgeneral Veli Küçük,iddianamede Susurluk Araştırma Komisyonu'na ifade vermek üzere gitmediği yönündeiddialar bulunduğunu belirterek, “Susurluk Araştırma Komisyonu'na çağrılmadım”dedi.

 

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada savunmasına devam edentutuklu sanıklardan emekli Tuğgeneral Veli Küçük, “Sizlere sanal Veli Küçük'üdeğil, gerçek Veli Küçük'ü anlatacağım ve hakkımdaki trajikomik iddialara cevapvereceğim” dedi.

 

Meslek hayatı boyunca 19 atama geçirdiğini, 6 yıl sınırda, 8 yıl şark görevinde bulunduğunu, toplam 16 yılının sınır bölgelerinde geçtiğini anlatanKüçük, görev süresi boyunca övünülecek başarılar elde ettiğini söyledi.

 

Meslek yaşantısına ilişkin bilgiler veren Küçük, “Mensubu olmaktan gurur duyduğum peygamber ocağı Türk Silahlı Kuvvetleri'nden 8 yıl önce emekli oldum”dedi.

 

Emekli olduktan sonra, terör örgütlerinin hedefinde bulunması veBilecik'teki köyüne yaptırdığı evi dışında başka bir evininin olmaması nedeniylebir süre lojmanda kaldığını kaydeden Küçük, lojmandan, belirlenen süre dolduğu  için diğer personelle birlikte ayrıldığını kaydetti.

 

Küçük, “gayriyasal davranışları nedeniyle lojmandan çıkarıldığı ya da bukonuda kendisine uyarılarda bulunulduğu yönündeki iddiaların doğru olmadığını”ileri sürdü.

 

“VELİ KÜÇÜK OLMAK ÇOK ZOR”

 

Bazı özel nedenlerden İstanbul'da kalması gerektiğinden, lojmandanayrıldıktan sonra ev kiraladığını belirten Küçük, “Sayın Başkanım; Veli Küçükolmak çok zor. Arkasında 4 korumayla dolaşan Veli Küçük'ü gördüklerinde insanlarevlerini kiralamak istemiyorlar. Tabii haklılar. Emlakçi ile anlaşıyorsunuz, evsahibi sizi görünce kiralamaktan vazgeçiyor. En sonunda yol seviyesinin altında,perdeleri hiç açılmayan bir ev kiraladım” diye konuştu.

Daha sonra ilgilendiği işlerle ilgili bilgi veren Veli Küçük, önce SeyfiÇapan'ın aracılığıyla bir şirkette çalıştığını, buradan ayrıldıktan sonra daİlhan Yazgan ve eski emniyet müdürü Nihat Kubuş'un teklifleri üzerine, ErolÇakır'ın da dahil olmasıyla bir güvenlik şirketi kurduklarını anlattı.

Bilecik'teki köyünde kalmadığı zamanlarda özellikle Türk dünyası ileilgili çalışmalara katıldığını, buralarda zaman zaman konuşmalar yaptığınısöyleyen Küçük, “Doğu sorunu” ile ilgili yaptığı konuşmanın metnini avukatınınmahkemeye sunacağını ifade etti. Bu konuşmasında, “Kürt ve Türk'ün kardeşolduğunu, Doğu sorununun Kürt sorunu olmadığını” anlattığını kaydeden Küçük,Kinsay Kartal'ın risalelerini ve Mehmet Şükrü Sekman'ın Kürt sorunu ile ilgilikitaplarını kendi imkanlarıyla çoğaltarak bölgede dağıttığını anlattı.

“Doğu sorununun bir Kürt sorunu değil, Ermeni sorunu olduğunuanlattığını” söyleyen Küçük, “Bunlar bazılarının hoşuna gitmedi ve buradayım”dedi.

Ermenilere zulüm yaptığı iddiasıyla yargılanarak idam edilen BoğazlıyanKaymakamı Kemal Bey'in bir heykelinin yapılması çalışmalarına katıldığını, buheykelin KKTC'nin Birinci Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş tarafından açıldığını, hattaKaymakam Kemal Bey asıldığı sırada 4 yaşında olan kızı Müşerref Hanım'ın datörene gelmesini sağladığını anlatan Küçük, “Bunların hepsi görünmeyen, birikensuçlarım oldu” diye konuştu.

Emekli olduktan sonra 8 yıl boyunca katıldığı etkinlikler konusunda bilgiveren Küçük, sadece avcılar ve atıcılar derneğine üye olduğunu, ayrıcauluslararası olarak da Dünya Azerileri Kongresi üyesi olduğunu kaydetti. Bukongrenin Almanya'da yapılan toplantılarına zaman zaman katıldığını, sontoplantıda başkan seçildiğini ifade eden Küçük, “Kongrenin Türkiye'den katılantek üyesi olmam nedeniyle başkanlık yapmamda güçlükler yaşanabileceğinidüşünerek, bu görevi Londra Üniversitesi'nde çalışan Profesör Gulam Rıza SabriTebrizi'ye devrettim. Bu isim bile iddianamede şifre olarak kabul edildi”ifadesini kullandı.

Hayatı boyunca gayriyasal hiçbir eylemde bulunmadığını savunan VeliKüçük, hakkında basında yer alan bazı haberlerden örnekler vererek eleştirilerdebulundu.

 

FAİLİ MEÇHUL CİNAYET İDDİALARI

 

Kocaeli'de faili meçhul cinayetler meydana geldiği yönünde basında sıksık haber yapıldığını anımsatan Veli Küçük, şunları söyledi:

“Benim bölgemde faili meçhul olmaz. Ben ortaya çıkartırım. Benimavukatım da görev yaptığım süre içinde faili meçhul cinayet olup olmadığınınaraştırılması için mahkemeye dilekçe verdi. Bu, ertesi gün basında 'mahkeme failimeçhulleri araştırıyor' diye çıktı. Ama benim avukatımın bu konuda dilekçeverdiği yazılmadı. Öyle komik şeyler oldu ki bir defterime not aldığım turşuyapımı ile ilgili tarif, bomba yapımıyla karşılaştırılarak gazetelerde yeraldı.”

Bir yazarın köşe yazısında, “Ziverbey Köşkü'nde işkence gördüğü sıradagözündeki bandın zaman zaman açıldığını, bunlardan birinde kendisini gördüğünü”yazdığını anlatan Küçük, “Sene 1972. Ben Şırnak Jandarma Komutanı'yım. O zamanŞırnak'ta yol yok, elektrik yok, su yok, radyo dahi yok ve ben Ziverbey'e gelipsorguya katılıyorum. Yazar İlhan Selçuk benim suç ortağım. O da oradaydı. Onu damı ben sorguladım?” diye sordu.

“Görev yaptığı bölgede gayriyasal bir faaliyet yürütülmesi ya da failimeçhul olmasını bırakın, en kanlı terör örgütü PKK'nın bile faaliyetgösteremediğini” savunan Küçük, Ağrı'da kendisinin görev yaptığı döneme aitolarak Şemdin Sakık'ın, bölgedeki şartların güçlüğünü anlatan yazdıklarınıokudu.

Küçük, “Ben Ağrı'da görev yaparken, Mehmet Fikri Karadağ da Erzincan'danzaman zaman bana destek vermek için geliyordu. O da şimdi cezasını çekiyor” diyekonuştu.

 

DERNEKLER VE “ALTERNATİF ORDU” KONUSU

 

İddianamede, “örgüt kararları çerçevesinde birçok dernekler kurulmasınısağladığı ve faaliyetlerde bulunduğu” yönünde iddialar olduğunu hatırlatanKüçük, savcıları bu iddialarını ispata davet ettiğini söyledi. Küçük, “SavcınınOsman'ından bu kanaate varıldıysa doğru değil” dedi.

“Alternatif bir ordu kurmaya çalıştığı yönünde iddialar bulunduğunu”söyleyen Küçük, eğer böyle bir çalışması olsa idi buna emekli olmadan önceteşebbüs etmesi gerektiğini anlattı.

Bu alternatif ordu konusunda özel güvenlik şirketiyle ilgili bir bağlantıkuruluyorsa bunun da doğru olamayacağını ifade eden Küçük, şöyle konuştu:

“(Benim Yeşildirek'te 10 bin adet kalpak siparişi verdiğim, ancakyeterli param olmaması nedeniyle bu siparişten vazgeçtiğim, aynı siparişiAzerbaycan'a verdiğim -sanki orada bedava yapılıyor da- sonra Ankara'da 10 binkişiyi toplayacağım, başına emekli Orgeneral Hurşit Tolon ve başka emekliorgeneralleri geçireceğim, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne yürüteceğim,kalpakları dağıtarak takmalarını sağlayacağım, bu kalpaklı grubu gören meclistekiaskerlerin kenara çekilecekleri ve meclisi işgal edeceğim) yönünde bir iddiabulunmaktadır.

Bu iddianın gizli tanık beyanında ortaya çıktığı anlaşılmaktadır. Ancakbir başka gizli tanığın ifadesi bu beyanla çelişmektedir. Bu iddialar,iddianameye saçmalık olsun diye mi konulmuş anlamış değilim.”

“Yurt dışında örgütsel toplantılara katıldığının iddia edildiğini”belirten Küçük, iddianamede adı geçen şahısların yurt dışına giriş-çıkışlarıkontrol edildiğinde bu kişilerle yurt dışına gidip gelmediğinin ortaya çıkacağınıanlattı.

 

JİTEM KONUSU

 

İstihbarat görevinde çalışmış olmasının iddianamede suç gibiaktarıldığını savunan Küçük, kısa bir süre için Jandarma Genel Komutanlığıistihbarat gruplarında görev yaptığını söyledi. Söz konusu birimin resmi birbirim olduğunu ifade eden Küçük, şöyle dedi:

“İddianameye ısrarla JİTEM adı konulmuştur. Jandarma GenelKomutanlığı'nın hiçbir zaman böyle bir birimi olmamıştır. Bu isim konularak sanki gizemli, gayriyasal bir oluşum varmış izlenimi yaratılmaktadır.

Jandarma Genel Komutanlığı'nın istihbarı grupları gayri yasal birfaaliyette bulunmamıştır. JİTEM, TSK'ya yapılan bir saldırıdır” dedi.

 

SEDAT PEKER VE SAMİ HOŞTAN

 

“Çıkar amaçlı suç örgütü liderleri ile yoğun görüşmelerinin olduğunun”iddia edildiğini belirten Veli Küçük, “Görüşme yoğunluğundan kast edileninaçıklanması gerektiğini” söyledi.

Çıkar amaçlı suç örgütü lideri olarak bahsedilen görüştüğü kişilerinSedat Peker ve Sami Hoştan olduğunu kaydeden Veli Küçük, “Sedat Peker ve SamiHoştan'ın çıkar amaçlı suç örgütü lideri olduklarını kabul etmiyorum” dedi.

 

SUSURLUK

 

“Susurluk'un merkezinde olduğu” yönünde iddialar bulunduğunu belirtenKüçük, kazanın olduğu gün kendisine Sami Hoştan'ın haber verdiğini, onun neredenhaber aldığını ise bilmediğini söyledi.

Hüseyin Kocadağ ve Sedat Bucak'ı tanıyor olması nedeniyle Hoştan'ınkendisine de haber verdiğini belirten Küçük, bunun üzerine kazanın meydanageldiği yerdeki emniyet müdürünü arayarak bilgi aldığını, bu sırada Mehmet Özbayisimli kişinin de öldüğünü öğrendiğini söyledi.

Veli Küçük, olaydan yaklaşık 1 ay önce Abdullah Çatlı'nın “Mehmet  Özbay” sahte kimliği ile dolaştığına dair bazı resmi makamlara başvurularınolduğunun duyulduğunu anlatarak, bu konuda emniyet müdürünü uyardığını dilegetirdi.

Kazanın ardından kendisi ile ilgili basında yayınlar yapıldığını belirtenKüçük, bunun üzerine hakkındaki iddiaların soruşturulması için taleptebulunduğunu söyledi.

Jandarma Genel Komutanlığı'nca görevlendirilen 3 general tarafındanyapılan inceleme sonucunda iddiaların doğru olmadığı sonucuna varıldığınıkaydeden Küçük, söz konusu iddiaların orduyu yıpratma faaliyetleri çerçevesindeolduğu kanaatine varıldığını söyledi.

Bunun üzerine 22 Temmuz 1997'de Jandarma Genel Komutanlığı'nca bir basınbülteni hazırlandığını anlatan Küçük, söz konusu basın bültenini okudu.

Küçük, basın bülteninde, “Hanefi Avcı'nın, Tuğgeneral Veli Küçük ve birkısım jandarma personelinin yasa dışı olaylar içerisinde bulunduğu şeklindekiiddialarının öğrenilmesi üzerine, Jandarma Genel Komutanlığı'nca kurulan heyetlermarifetiyle, derhal idari tahkikat başlatıldığının, ancak sonuçta iddia veithamlar hakkında herhangi bir delil tespit edilmediğinin” bildirdiğinisöyledi.

İddianamede ayrıca Susurluk Araştırmada Komisyonu'na ifade vermek üzeregitmediği yönünde iddiaların bulunduğunu anımsatan Veli Küçük, “SusurlukAraştırma Komisyonu'na çağrılmadım. Bu durum, Fikri Sağlar tarafından da bazımedya kuruluşlarına yaptığı açıklamalarda dile getirilmiştir. Anadolu'da bir lafvardır 'Çağrılmayan yere simitçi ile leblebici gider” dedi.

 

TUNCAY GÜNEY

 

Tuncay Güney ile kendisinden yaşça büyük emekli bir asker tarafındantanıştırıldığını belirten Küçük, Giresun'da görev yaptığı süre içerisindeGüney'in zaman zaman kendisine gelerek doyurucu olmayan, doğruluğu tartışılırbilgiler verdiğini anlattı.

“Bu bilgileri, Güney'in kendisi ile olan irtibatını kesmemek içinverdiğini” düşündüğünü belirten Küçük, “Güney ile yapılan ve mülakat adıverilen görüşmeden bu kişinin ne derece güvenilir olduğunun ve bugünlere hazırlıkyapıldığının açıkça anlaşıldığını” söyledi.

Tuncay Güney ile yapılan bu görüşmeden örnekler okuyan Küçük, sorguyuyapan kişinin Güney'i ısrarla yönlendirdiğini, hatta daha önceden yazılansenaryoyu zaman zaman hatırlattığını savundu.

Tuncay Güney'in kendisinin adını kullanarak dolandırıcılık yaptığını dahaönceden öğrendiğini söyleyen Veli Küçük, davanın sanıklarından Semih TufanGülaltay'ın ifadelerinden de Gülaltay'ı cezaevinde kendisinin adını kullanarakziyaret ettiğini, istihbaratçı bir subay olduğunu söylediğini öğrendiğinianlattı.

Küçük, “Güney'in kendisinin adını kullanarak başka şeylere de karışmışolmasına şaşırmayacağını” ifade ederek, “Güney'i Gülaltay'ın ziyaretinekimlerin gönderdiğinin araştırılması gerektiğini” belirtti.

Tuncay Güney'i kendisinden uzak tutmaya çalıştığını belirten Veli Küçük,Güney'in yakında emekli olacağını bildiğinden ve belki de oturacak evinin,kullanacak arabasının da bulunmadığını bildiğinden, kendisine bir cip getirdiğinikaydetti.

Bu cipi kabul etmediğini, sert bir tavırla reddettiğini ve bir dahaGüney'le görüşmediğini anlatan Küçük, “Cipi alsaydım -bu mümkün değil ama- buoperasyon çok daha önce başlayabilirdi” dedi.

Veli Küçük, “Tuncay Güney'in saçmalıklarının samimi beyan olarak kabuledildiğini” savunarak, bu durumu eleştirdi.

 

“Ergenekon” davasınıntutuklu yargılanan sanıklardan emekli Tuğgeneral Veli Küçük, “İddia makamı,görevinden öte, öç alma gibi bir tutum sergilemiştir” dedi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada savunmasını yapan VeliKüçük, Tuncay Güney'in kendi şahsına yönelik itham edici suçlamalarınıreddettiğini belirterek, Güney'in isminin iddianamede yer almamasını eleştirdi.

“Cumhuriyet Savcılarından Zekeriya Öz'ün kendisinde yer alan belgeleribulduğunda çakı bulmuş çocuk gibi sevindiğini” ifade eden Küçük, davadayargılanan 86 sanıktan sadece 14'ünü tanıdığını anlattı.

Tutuklu sanıklardan Sami Hoştan ile 1983-1984 yıllarında tanıştığını,Hoştan'ın yurt dışındayken bölücü terör örgütlerinin hedefi olduğunu öğrendiğiniifade eden Küçük, bu tarihten sonra da zaman zaman özel günler ve bayramlardaHoştan ile görüştüklerini, şu anda ailece tanıştıklarını, Hoştan'ı tanıdığındanda pişman olmadığını söyledi.

Ali Yasak ile 7-8 yıl önce bir lokantada, Mehmet Zekeriya Öztürk ile debir konferansta tanıştıklarını kaydeden Veli Küçük, Öztürk'ün, şimdiki eşi olanGüler Kömürcü Öztürk ile bir kez kendisinin evine geldiğini kaydetti.

Güler Kömürcü ile de ABD'de bir gazetenin ABD temsilcisi olduğu dönemdetanıştığını anlatan Küçük, daha sonra bazı kişiler ile irtibatı konusunda uyarıdabulunduğu Kömürcü'nün kendi bildiğini yaptığını söyledi.

Sevgi Erenerol ve Kemal Kerinçsiz ile de Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey'ianma etkinliğinde tanıştıklarını, Kerinçsiz ile 6-7 kez görüştüklerini anlatanKüçük, Sedat Peker'in vefat eden babası Ahmet Peker'in kendisinin arkadaşıolduğunu dile getirdi.

Sedat Peker'in çocukluğunu bildiğini, son 5 yıldır da telefonla dahigörüşmediklerini belirten Veli Küçük, Doğu Perinçek ile de 2001 yılındaİstanbul'daki Kıbrıs Mitingi'nde tanıştıklarını anlattı.

Perinçek'in, yaptığı bazı çalışmaları kendisine de gönderdiğini, bunlarlailgili belgenin altında “arz ederim” yazısının olduğunu fark etmediğinibelirten Küçük, bununla hiyerarşik bağ kurulmaya çalışıldığını belirtti.

Bu sırada sanıklardan Doğu Perinçek, “Savcının uydurması, böyle birbeyan yok” diye bağırdı.

Savunmasına devam eden sanık Veli Küçük, Muzaffer Tekin ile de 2006yılında “Orduya Destek Mitingi”nde karşılaştığını, toplam konuşmalarının 5dakikayı geçmediğini, birbirlerinde telefon numaralarının dahi olmadığını,Tekin'i kendisinin elini öperken gösteren fotoğrafın da bu mitingde çekildiğinisöyledi.

Veli Küçük, Mehmet Fikri Karadağ ile ise 1993 yılında Tendürek veAğrı'daki operasyonlarda görev yaptığı dönemde, askeri birlik olarak destekamacıyla yanına geldiğinde tanıştığını bildirdi.

Küçük, bu kişilerle ilgili telefon görüşmeleri ve içeriğinin iddianamedeyer aldığını ve bunlarda bir suç unsurunun bulunmadığını savundu.

Evindeki aramada 40'a yakın klasöre el konulduğunu, bu belgeler arasındaistihbarat notlarının yer aldığını ifade eden Küçük, meslek hayatında derlediğibilgilerin bulunduğu ajandasına da el konulduğunu söyledi.

Genelkurmay Başkanlığının, bu belgelerin yayımlanmasının suç olduğunubildirmesine rağmen bunların yayımlandığını dile getiren Küçük, bu belgeleriniddianame ve eklerinden çıkartılmasını istedi.

 

DANIŞTAY SALDIRISI OLAYI

 

Danıştay saldırısından sonra bir yetkilinin “sürprizlere hazır olun”şeklindeki beyanı üzerine Muzaffer Tekin ile çekilen fotoğrafının servisedildiğini söyleyen Küçük, bu fotoğrafın sürpriz için bekletildiğini savundu.Küçük, şöyle konuştu:

“Tekin'in intihar edeceğini düşünmedim. Birinin öldürtmek içinuğraştığını düşündüm. Ölmüş olsaydı sürpriz ortaya çıkacaktı. Sonradan öğrendiğimkadarıyla Muzaffer Tekin onurlu ve gururlu olduğu için intihara teşebbüs etmişti.Sonra sürprizin ikinci kısmı sahneye konuldu. İsveç'teki toplantıda çekilenfotoğrafta Alparslan Arslan'ın da yer aldığı ileri sürüldü. Bu fotoğraf günlercebasında yayımlandı, bu gencin Azeri olduğu ortaya çıkıncaya kadar.

Yargısız infaz yaptılar. Olayların azmettiricisi olarak beni ve MuzafferTekin'i gösterdiler. İddianame bitme aşamasındaydı ve fotoğrafı koyamadılar,ancak beni koymak zorunda kaldılar. İddia makamı mecbur kalmış olabilir. Benim neAlparslan Arslan ile ne de diğer sanıklarla ilişkim var. Kesinliklereddediyorum.”

 

“VELİ KÜÇÜK'ÜN ADI KULLANILMIŞ”

 

Sanık Veli Küçük, kendi adı kullanılarak Beykoz Ömerli'de bir hazinearazisinin, kendi arazisiymiş gibi satışa sunulduğunu duyunca savcılığabaşvurduğunu, Marmaris'te de bir arsanın satışı için aracı olduğu yönündeki beyanüzerine savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu anlattı.

“Bir Veli Paşa daha çıkarsa bir şeyler yapmış, hiç şaşırmayacağım. VeliPaşa olmak çok zor başkanım” diyen Küçük, tutukluyken de Sarıyer'de tatil köyükurmak için bulunan bir arazinin kendisine ait olduğu şeklinde duyumlar aldığınıanlattı. Küçük, “Bu gibi illegal oluşumlar örgütsel olarak değerlendirilmiş.Köydeki evimin dışında servetim yok. Banka kredisiyle ev aldım. İddia makamılehime olanları iddianameye koymamış. İddia makamı, görevinden öte, öç alma gibibir tutum sergilemiştir. 35 senelik hizmetimin karşılığı olan emekli maaşıma elkoydurmuştur” diye konuştu.

Türk adaletine güveninin tam olduğunu ifade eden Küçük, hakkında“tanık” veya “gizli tanık” olarak ifade veren kişilerin ya tanık korumaprogramından yararlanmak istediklerini ya da PKK, DHKP-C, Hizbullah gibi örgütelemanları olduklarını ileri sürdü.

Küçük, “avukat olan kızının telefonları dinlenerek, Kocaeli İl JandarmaKomutanı olduğu dönemde haberciliğini yapan Hüsamettin Yılmaz'a ulaşıldığını vebu kişiye gizli tanık olma teklifinde bulunulduğunu” öne sürdü.

“Emekli Albay Erdal Sarızeybek'in de savcı tarafından aranarak, üstrütbeli askerler ve özellikle kendisi aleyhine ifade vermesinin istendiğini”ileri süren Küçük, Sarızeybek'in bunu kabul etmemesi üzerine ifadenin zapta bilegeçmediğini savundu.

Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz'ün, adliyeye çıkartıldıklarındasanıklardan Sami Hoştan'ın yanında, “Şu Veli'yi getirin” dediğini iddia edenVeli Küçük, “Yargı şehidinin failine Osman'ım diyen savcı, suçluluğukanıtlanmamış bir şüpheli iken, Türk ordusunun generaline 'Şu Veli'yi getirin'diyerek egosunu tatmin etmiştir” diye konuştu.

 

“TERÖR ÖRGÜTÜ DHKP-C ÖLÜM KARARI” ALMIŞ”

 

Küçük, iddianamede terör örgütü DHKP-C ile bağlantısı iddiasına ilişkinbölümü okuyarak, bu konuyla ilgili “gizli tanık” olarak ifade verdiğinisöylediği ve ismini açık olarak dile getirdiği kişinin beyanlarını kabuletmediğini açıkladı.

Giresun'da görev yaparken terör örgütü PKK'nın bu bölgeye yerleşmek içinterör örgütü DHKP-C'yi kullanmak istediğini belirten Küçük, terör örgütüDHKP-C'yi bu bölgeye sokmadığını, bu örgütün de kendisi için ikinci kez “ölümkararı” aldığını dile getirdi.

Veli Küçük, ilişki içinde olduğu terör örgütü mensuplarının isimlerininaçıklanmasını isteyerek, cezaevinden firarlarında etkili olduğu ileri sürülenkişilerin de kimliklerinin açıklığa kavuşmasını istedi.

Sanık Küçük, ordudan emekli olan Hulusi Sayın, Temel Cingöz gibiisimlerin terör örgütüDHKP-C militanları tarafından öldürüldüğünü anlatarak,şöyle konuştu:

“İkinci Şemdinli yaratılma gayretine gidiliyor. İddiaları reddediyorum.İspata davet ediyorum. Aksi takdirde ilgililer hakkında yasal işlem yapılmasınıistiyorum...

Bu iddianameyi, okuldan yeni mezun olmuş (F) tipi bir polis memurununyazdığı kanaatindeyim. Cumhuriyetin savcısı bunu yapmaz. Keşke savcılar okumadanimzalamasalardı.”

“Hakkındaki iddiaların bir senaryo olduğunu, bu senaryoya ancakbebeklerin leylekler tarafından getirildiğine inananların inanacağını” ifadeeden Veli Küçük, hiçbir sivil toplum örgütünün kuruluşunda yer almadığını, KuvaiMilliye ve Vatansever Kuvvetler Güç Birliği gibi derneklere üye olmadığını,bunların yerlerini bile bilmediğini dile getirdi.

Bu arada, tutuklu sanıklardan Sevgi Erenerol ile bir önceki celse tahliyeolan tutuksuz sanık Gazi Güder'in de duruşmaya geldiği görüldü.

 

“Ergenekon” davası kapsamında savunmasınıyapan tutuklu sanık emekli Tuğgeneral Veli Küçük, “Buradan ya tam olarak aklanıpçıkmalıyım, ya da yok olmalıyım” dedi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde savunmasını yapan Veli Küçük, “İddiamakamının, olmayan örgüte suç ve suçlu bulmak için başvurduğu yollar adeta hukukskandalıdır” diye konuştu.

Soruşturma savcısının, aleyhinde tanıklık yapması karşılığında bazısanıklara çeşitli vaatlerde bulunduğu öne süren Küçük, davada yargılanan 80sanıktan 50'sine benzer teklifler yapıldığını iddia etti.

Bu kapsamda bazı sanıkların dinlenmesini istediğini belirten Küçük,“Kişiler birbirlerine komplo kurabilir. Ancak devlet vatandaşına komplo kurmaz.Bu komplo Veli Küçük'e değil, Veli Küçük üzerinden TSK'yadır. Bu ülkenin ordusunabu kini anlayamıyorum” dedi.

Görülmekte olan davanın ve bu konuda sürdürülen soruşturmanın “günahkeçisi” olarak ilan edildiğini savunan Küçük, yıllarca terörle mücadelede görevaldığını ve çeşitli terör örgütlerine karşı mücadele ettiğini anlattı.

Bu açıdan savcıların hakkında gizli tanık bulmakta güçlük çekmedikleriniumduğunu belirten Küçük, “Dilovası” adlı gizli tanığın da beyanlarındananlaşıldığı üzere DHKP-C örgütü üyesi olduğunu ve kimliğinin de zaten açığaçıktığını söyledi.

Söz konusu tanığın ifadesinde, hakkında istihbarat yaptığını ancakörgütün eylemde bulunmamasına şaşırdığını anlattığını kaydeden Küçük, bunun biletanık konusunda bir fikir verebileceğini söyledi.

Küçük, “Veli Küçük yok olabilir. Bu önemli değildir. Türk ulusu vedevleti ilelebet kalacaktır” dedi.

Zihni Çakır'ın kitabını eleştiren Küçük, kitaptaki anlatımlara ilişkinsuç duyurusunda bulunduğunu, Çakır'ın bu konuda cezaya çarptırıldığını söyledi.

Küçük, Çakır hakkında cezaya hükmeden hakime ilişkin soruşturmabaşlatılmış olabileceğini de ifade etti.

 

KÜÇÜK HAKKINDAKİ SUÇLAMALAR...

 

Hakkındaki suçlamaların tümünün ya gizli tanıkların ya da Osman Yıldırımgibi tutukluların ifadelerine dayandığını savunan Küçük, söz konusu ifadelerinyasal geçerliliğinde tartışılır olduğunu kaydetti.

Küçük, gizli tanıkların ve Osman Yıldırım gibi sanıkların ifadelerininiddianameden çıkarılmasını istediğini de söyledi.

Hakkındaki komploların ceza evine girdikten sonra da sürdüğünü dilegetiren Küçük, ceza evinde bazı kişilerin kendisine mektup göndererek isteklerdebulunduğunu anlattı.

Bu kişilerden birinin, tanımadığı Durmuş Anuçin olduğunu belirten Küçük,şöyle devam etti:

“Bana gayet samimi bir ifadeyle mektup yazmıştı. Benden avukat talepediyordu. Araştırdığımda Türkiye'de herhangi bir işlenmiş faili meçhulcinayetleri üstlenen biri olduğunu öğrendim. Bir dilekçeyle mektubu ceza eviidaresine iade ettim. Bu kişinin savcı Zekeriya Öz ile görüştükten bir gün sonrabana mektup yazmış olması düşündürücüdür. Yine ismen tanıdığım Oğuz Yorulmaz'ınannesi Nurhan Yorulmaz'ın faali meçhuller için benim adımı kullanması dadüşünülmesi gereken bir durumdur. Bunlar hep araştırılması gereken, komplo kokankonulardır.”

Medyayı kontrol altına aldığının belirtildiğini de kaydeden Küçük, buiddianın doğru olmadığını, hakkında engellemeyemediği bir sürü yayın yapıldığınıifade etti.

Küçük, medyadan tanıdığı iki kişinin Güler Kömürcü ve Vedat Yenererolduğunu, bu kişileri tanımasının da medyayı kontrol altına aldığı anlamınagelmeyeceğini söyledi.

Geniş bir çevresi olduğunu belirten Veli Küçük, “Her kurumdan selamverdiğim insanla örgüt faaliyeti mi yürütüyorum?” dedi.

Türk ve Kürt çatışması yaratmaya çalışmakla suçlandığını da belirtenKüçük, yıllardır yaptığı bütün konuşmalarında Türk ve Kürtlerin aynı soydanolduğunu savunduğunu aktardı.

Ziya Gökalp'ten bu konuda bir dörtlük okuyan Küçük, Azerbaycan'ın 17 binkilometre kare toprağının işgal altında bulunduğunu, bu topraklardan Ermenilerinçıkacağını söylediği için suçlandığını öne sürdü.

Küçük “Ben tutuklandığımda Ermeni televizyonlarında şenliklerdüzenlendi. Bu bana dokundu. Beni Türk yargısı yargılayacak. Asarsa da kabulüm,ama Ermeni televizyonları şenlik düzenleyemez” dedi.

 

İDDİANAMEDE ADININ GEÇMESİ...

 

İddianamede adının 1874 kez geçtiğini belirten Küçük, bunun kasıtlıolduğunu savundu.

Küçük, “İddianameyi okuyan kişi, suçlu imajıyla okuyacaktır. Bu dabilinçaltına yerleşecektir. Bu senaryo TSK ve benim üzerimden yazılmıştır. Bundandaha iyi karalama sistemi yoktur. Bunu CIA iyi bilmektedir” şeklinde konuştu.

Örgüt faaliyeti kapsamında TSK'ya sızmaya çalıştığının iddia edildiğinibelirten Küçük, bu faaliyetler sırasında yanında yer aldığı önü sürülen kişileritamamına yakınının emekli asker olduğunu kaydetti.

Küçük, telefon görüşmelerinin sayısının da abartılı olarak iddianamedeyer aldığını savundu.

Görüşmelerinin iddianamede defalarca kullanılarak zihin karıştırıldığınısavunan Küçük, şöyle konuştu:

“Mesela Sami Hoştan ile yaptığım bir konuşmada 'hallederiz' kelimesieklenerek bu suç örgütüne delil olarak gösterilmiştir. Oysa telefonçözümlemesinde bu kelime yoktur. Sonra Sedat Peker ile yaptığı görüşme örgütünhiyerarşik yapısına delil olarak gösterilmiştir. Ev aradığım dönemde Sedat Pekerbir ev bulmuştur. Zaten pahalı olduğu için o evi tutmadık. Konuşma bunailişkindir. Başka bir içeriği yoktur. Bu doğrudan doğruya suç icat etmektir.”

Elektronik posta adresi olmadığını, bunu almamakla da isabetlidavrandığını düşündüğünü belirten Küçük, şirket mailimi Osman Baydemir'e eylemyapılması konusunda gelen bir elektronik postayı da hemen yetkililerebildirdiğini anlattı.

Savcılık sorgusu sırasında bu elektronik postanın üzerinde durulmadığınıöne süren Küçük, “Adıma elektronik posta adresi olsaydı, bu iddianame 2455 sayfadaha olurdu. Bana gönderilen veya göndertilen elektronik postalar da eklenirdi”dedi.

Emniyetteki sorgusunda tek hedefin Türk ordusu olduğunu önü süren Küçük,yöneltilen soruların hepsinin generallerle ilgili olduğunu söyledi.

Küçük, “Bunları bana soracaklarına beraber kitabını yazdıkları ŞamilTayyar'a sormaları daha isabetli olurdu” diye konuştu.

Kendisine soru soranların bu senaryoya çok inandıklarını söyleyen Küçük,bu nedenle bir ara kendisinin de şüpheye düştüğünü, endişelendiğini, böyle birşey varsa üst kademenin haberinin olmadığını düşündüğünü anlattı.

 

“BÜYÜK KISMI BURADA TANIŞTI”

 

Küçük, şunları söyledi:

“Gözaltına alınan kişileri gördükçe bırakın üst kademeyle böyle birörgütlenmeye gitmeyi, üst kademeyle ziyaretçi olarak bile görüşemezler. Bu davadasanık olarak bulunan kişiler örgütlenmek bir yana çoğu birbirini tanımıyor. Büyükkısmı burada tanıştı. Bunlara iki okey masası kur desen, kuramazlar. Yarısıbirbiriyle kavgalı. Yarısı bugün tahliye olsa şehre gitmek için kamyonbekleyecek. İstanbul'a gidecek parası yok. Biz mi devirecektik, biz miyıkacaktık? Takdirlerinize bırakıyorum.”

Sorgusu sırasında kullanılmaya çalışıldığını önü süren Küçük,tutuklanmasından çok kendisini bunun üzdüğünü söyledi.

Küçük, “Deniz Feneri de dahil hiçbir örgüt ve örgüt üyesini tanımıyorum.Ancak F tipi örgütlenmeyi bu vesileyle tanıdım” dedi.

Ajandasındaki notların göreviyle ilgili çalışmalar olduğunu, görevlerisırasında istihbarata her zaman ihtiyaç duyduğunu, her meslekten ve tiptenkişiyle bu nedenle iletişim kurduğunu, zaman zaman yurt dışı istihbarata ihtiyacıolduğunu anlatan Küçük, bunların örgütsel faaliyet olarak görülmesini eleştirdi.

Bu görevleri sırasında kendisine çok sayıda belge ve dokümangönderildiğini, mektupla gelenler olduğunu bu durumun emekliliğinden sonra dadevam ettiğini söyleyen Küçük, şöyle konuştu:

“Adil Serdar Saçan ile ilgili belgeler de böyle geldi. Bu bilgilerinnasıl geldiğini şimdi anlıyorum. Çünkü belgelerdeki anlatımlar Emniyette AdilSerdar Saçan'a düşman olan kişiler tarafından hazırlanmıştı. Adil Serdar Saçan,beni 1 yıl boyunca dinletmişti. Bunu şimdi öğreniyorum. O belgeleri de banagöndererek Saçan'ın üzerine gitmem istendi. Ancak ben o belgeleri dosyalayıp birkenara koymuştum.”

 

DANIŞTAY SALDIRISI...

 

Cem Ersever ile ilgili bilgileri ve Danıştay saldırısına ilişkin MuzafferTekin konusundaki notlarının savcı tarafından örgütle ilgili değerlendirildiğinibelirten Küçük, Muzaffer Tekin'in saldırıyla suçlandığını, kendi adının busaldırıyla ilgili geçirildiğini bu nedenle konuyla ilgilendiğini söyledi.

Küçük, Danıştay üyelerine saldırının yaşam felsefesine ters olduğunukaydetti.

Cem Ersever ile ilgili aldığı notları da yetkililere ilettiğini belirtenKüçük, Öztürkler internet sitesinin açılışında yaptığı konuşmanın hedefekonulmasına neden olduğunu savundu.

İllegal ticari faaliyetlerde bulunduğu iddiasını da eleştiren Küçük,şöyle devam etti:

“Mersin'den Irak'a bir sevkıyat yapılacaktı. Uluslararası bir şirketti.Bizden güvenlik hizmeti istedi. Irak'a geçemeyeceğimiz için o bölgeden başka birgüvenlik şirketiyle anlaştık. İyi para getirecek bir işti. Ancak daha sonra busevkıyatın Amerikan askerlerine gideceğini öğrendim. Ve prensiplerim gereği iştenvazgeçtim. Sayın savcının yurt dışında faaliyet gösterdiğim yönündeki iddiasıbuna dayanmaktadır herhalde...”

Şirketinin durumunun iyi olmadığını, çalışanlarının maaşlarını bilekişisel kefaletiyle aldığı krediyle ödediğini belirten Küçük, “Sayın Başkanım;Veli Küçük olarak yaşamak çok zor. Başka biri olsa gider adamın dişini söker,gider alacağını alır. Ben telefon etsem ertesi gün tehdit edildik diyetelevizyona çıkarlar. Gayri yasal yerlerin korumasını almazsanız şaibeli işleregirmezseniz kar edemezsiniz. Zaten devlet ihaleleri Veli Küçük'e verilmez.Onların yeri ayrıdır” dedi.

Köydeki evinin kümesindeki tavuğunun altındaki samanın bilearaştırıldığını söyleyen Küçük, buna rağmen hala hakkındaki iddiaların sonbulmadığını kaydetti.

Türkiye'nin zor ve kritik bir süreçten geçtiğini belirten Küçük,“Emniyetteki F tipi yapılanma emniyet altına alınmadan Türkiye'nin güvendeolmayacağını” savundu.

 

“NEMRUT MUSTAFA DİVANI...”

 

Veli Küçük, şunları söyledi:

“Benim suçum Türkiye Cumhuriyeti ve bölünmez bütünlüğüne bağlı olmam,Atatürk'ün izinde olmam, Atatürk ve Türk milliyetçisi olmam, 'Ermeniler 17 binkilometre kare toprağımızdan derhal çıkacaklar' demem, 'bir soykırım varsa 1992yılında Azerbaycan'da Ermeniler tarafından yapıldı' demem, ABD ve AB karşıtıolmam, 'İslam İslamdır, İslamın ılımlısı yumuşağı, yuvarlığı olmaz' demem,Atatürk'ün birinci emri olan görevimi yerine getirmemdir. Buradan ya tam olarakaklanıp çıkacağım, çıkmalıyım, ya da yok olmalıyım. Hakkımdaki iddialar arasındayıllarca mücadele ettiğim terör örgütlerine ilişkin de iddialar bulunmaktadır.Hakkımdaki iddialar vatana ihanet kapsamındadır. Bunlar benim taşıyamayacağımsuçlamalardır. Bölücülerin Nemrut Mustafa divanını kuramayacaklarından eminim.Takdir yüce mahkemenindir.”

Savunmasını tamamlayan Küçük'ün, mahkeme başkanı Köksal Şengün tarafındandaha önce verdiği ifadeler okunmaya başlandı. Emniyet ifadesinin okunmasısırasında söze giren Küçük, savunmasında belirttiği konular dışında ifadelerinikabul ettiğini söyledi.

Bunu üzerine Küçük'ün Emniyet ifadesini okumayan Şengün, savcılıkifadesinden hatırlatmalarda bulundu.

Küçük, evinde ele geçtiği öne sürülen belgeleri kabul etmediğini, bukonudaki Emniyetin hazırladığı tutanakları da kabul etmediğini belirterek,ayrıntılı açıklamanın avukatları tarafından yapılacağını söyledi.

 

 

Etiketler:
Okuyucu Yorumları { Toplam 2 Yorum }
  • Şenel Koyulhisarlı 16.12.2008 12:00:42
    Bu ülkenin emniyet güçleri var, askeri var, demokratik yolla işbaşına gelmiş iktidarları oldu. Bütün bunlar bu ülkede görev yaparken Veli Küçük'e düşen yasalara itaat etmek olmalı. Ama o yetinmedi ülkeyi kurtarmak gibi bir planın içinde oldu. Bu planın uzantısında bir çıkar olduğu asla unutulmamalı.
  • SALİH SANCAR 15.12.2008 19:32:42
    TABİ TABİ O BELGELERİ TUNCAY GÜNEY YERLEŞTİRDİ EVİNİZE DİMİ YA...<br>
 
HaberlerGalatasarayFenerbahçeSuriyeTürkiyeALMANYAkanal dburç