Gündem Haberleri

    İşte Türk futbol endüstrisi

    Alp ULAGAY
    29.01.2006 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Türkiye’nin üç büyükleri Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray, yıllardır uluslararası başarıları hedefliyor. En azından bu kulüplerin yöneticileri taraftarlarına seslenirken "Avrupa kupalarında final" sözünü kullanmaktan çekinmiyor. Acaba gerçekte durum nedir? Türk takımları Avrupa’nın Real Madrid, Chelsea, Manchester United gibi devleriyle mücadele etmek için yeterli gelir kaynaklarına sahip mi?

    Bu sorulara ciddi cevaplar arayan isimlerden birisi Tuğrul Akşar. Bankacı Akşar (43), 2001’den bu yana futbol endüstrisi üzerine ciddi araştırmalar yapıyor, çeşitli medya organlarında yazılar yazıyor. Geçen yıl bu yazılardan yola çıkarak 450 sayfalık "Futbol Endüstrisi" kitabını yayımladı. Bu kitapta Türk ve Avrupa kulüplerini mali ve yönetsel açılardan değerlendirdi. Televizyon yayın hakları, sponsorluk, ürün satışı gibi gelir kalemlerini karşılaştırdı. Akşar’a göre yönetsel, hukuksal ve mali sorunlarını çözmeden ve şeffaf bir yapıya kavuşmadan Türk kulüplerinin bu rakipleriyle bol ölçüşmesi mümkün değil. Hatta borçları ve gider fazlaları yüzünden küçülmek zorunda bile kalabilirler. Araştırmacı Akşar, bu konudaki yeni bulgularını da, Kutlu Merih’le birlikte yazdıkları ve mart ayında piyasaya çıkacak "Futbol Ekonomisi’ kitabında inceliyor.

    AVRUPA-TÜRKİYE KARŞILAŞTIRMASI

    TRANSFER VE MAAŞLAR

    Zenginler ligine girmek için minimum 50 milyon Euro lazım


    Hem maliyetleri kısayım hem de başarı elde edeyim demek mümkün değil. Deloitte&Touche’un raporuna göre Rus işadamı Roman Abramoviç Chelsea’ye iki yılda yaklaşık 500 milyon Euro’luk yatırım yapmış. Bu zenginler ligine girebilmek için minimum 50 milyon Euro bütçe gerekir. Ancak, 100 milyon Euro bütçeli takım, parayı bastırıp kaliteli oyuncuyu alırken, bir Türk takımı daha düşük kalitede veya yaşı ilerlemiş oyuncu alabilir.

    2000 ve 2001 yıllarında, Galatasaray, oyuncularına toplam 21-22 milyon dolar yıllık maaş ödüyordu. Yaşadıkları mali krizden sonra Jardel ve Hagi gibi oyuncular gidince bu rakam 4-5 milyon dolara düştü. Bugün Fenerbahçe’nin takım maliyeti 40 milyon dolara yaklaşıyor. Buna karşılık Chelsea, geçen sezon oyuncularına toplam 115 milyon Euro maaş ödedi. İngiltere’de takım gelirlerinin yüzde 61’i maaş ödemesine gidiyor. Bu oran İtalya’da yüzde 73, İspanya’da yüzde 64. Kısacası şöhretli oyuncular çok yüksek maaş alıyor. Örneğin Roy Keane, Manchester United’dan yıllık 7,5 milyon Euro, Steven Gerrard Liverpool’dan 6,7 milyon Euro alıyordu. Bu seviyede maaşları Türk kulüplerinin karşılaması mümkün değil.

    KULÜP YÖNETİMİ

    Marka kulüp yaratamıyoruz


    Bugün Manchester United ve Real Madrid gibi kulüpler, tüm dünyada reytinge sahip. Şampiyon olamasalar bile dünyanın her tarafında izleniyor ve ürün satıyorlar. Bunun en önemli sebebi de, marka yönetimini bilen profesyonel yöneticilerle çalışmaları. İngiltere’deki kulüplerde saha dışı işleri CEO’lar yürütüyor. Sırf bu iş için Chelsea, Manchester’ın CEO’su Peter Kenyon’u transfer etti. Türk kulüplerinde ise böyle bir yapılanma yok.

    GELİRLER

    Üç büyükleri topla bir Manchester United etmiyor


    Türkiye’de üç büyük takım Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray’ın her birinin, 2004 rakamlarına göre yaklaşık 40-45 milyon Euro gibi bir geliri var. Bugün hiçbir Türk kulübü, futboldan 100 milyon Euro gelir elde etmiyor. Halbuki Avrupa’nın önde gelen kulüpleri, Türk kulüplerinin dört katı gelire sahip. Finans şirketi Deloitte&Touche’un 2003-04 rakamlarına göre Manchester United’ın 259 milyon Euro, Real Madrid’in 236 milyon Euro geliri var. Futbol takımları, 4 ana gelir kalemine sahip: Medya-televizyon gelirleri Maç günü-stadyum gelirleri Ürün satış gelirleri Sponsorluk gelirleri. Türkiye’de kulüpler, en büyük geliri, yüzde 50 payla televizyon yayın haklarından sağlıyor. Avrupa kulüplerinde ise ürün satış geliri ve sponsorluk geliri çok yüksek. Önde gelen kulüplerin sezonluk forma sponsorluk geliri 15-20 milyon Euro’ya yaklaşıyor. Örneğin Almanya’da takımların sponsorluk gelirlerinin toplam gelir içindeki payı yüzde 31.

    YILLIK LİG GELİRLERİ (Euro)

    ÜlkeLigTakım SayısıToplam GelirOrtalama gelir

    İngilterePremiership201.976 milyon98,8 milyon

    İtalyaSerie A201.153 milyon64 milyon

    AlmanyaBundesliga181.058 milyon59 milyon

    İspanyaLiga20953 milyon47 milyon

    FransaLigue 120655 milyon33 milyon

    TürkiyeSüper Lig18350 milyon19,5 milyon

    Kaynak: Deloitte&Touche tarafından hazırlanan, "Annual Review of Football Finance 2005" raporu. Tablo, 2003-04 sezonunda, o ligde yer tüm kulüplerin bir sezonluk toplam geliri dikkate alınarak hazırlanmıştır.

    SEYİRCİ

    Bir Chelsea seyircisi, her sezon 25 bin Euro harcıyor


    Manchester United’ın her maçını 67 binden fazla seyirci izliyor. İngiltere Ligi’nde seyirci ortalaması 33 binin üzerinde. Üç yıl önce yaptığım bir araştırmaya göre Türkiye’de üst düzey gelir grubundaki taraftarlar bir sezonda kulüpleri için 1250 dolar harcama yapıyordu. Bu rakam Chelsea’da 25 bin Euro’ya yaklaşıyor. Türkiye’de logolu kulüp ürünü satışı 1 milyonu geçmiyor. Bunun dışındaki kitle futbola para harcamıyor.

    YILLIK ORTALAMALAR

    ÜlkeSeyirci sayısı

    Almanya40.184

    İngiltere33.738

    İspanya28.401

    İtalya21.916

    Fransa21.620

    Türkiye16.799

    YERLİ PAZAR

    BORSA

    Halka arz gelirinden fazlasını temettü olarak dağıttılar


    Türkiye’deki halka açıklık Sportif AŞ veya Futbol AŞ’ler, tamamen sanal bir dünyanın ürünü. Sadece gelirlerin olduğu, giderlerin olmadığı bir şirket düşünülebilir mi? İMKB’de böyle başka bir şirket yok. Bu şirketlerin halka açılmasında yanlış bir yöntem benimsendi. Örneğin Galatasaray Sportif AŞ, 2004’te 34,5 milyon YTL kár etti. Ama bunun her yıl yüzde 16’sını, yani 5,5 milyon YTL’sini temettü olarak dağıttı. Bu uygulama yüzünden, Galatasaray dört yılda 20 milyon YTL’yi, yani halka arzdan kazandığı miktardan fazlasını temettü olarak dağıttı. Bu kadar pahalı bir yatırım Avrupa kulüplerinde yapılmaz. Fenerbahçe de bu yanlış uygulamayı yaptı, Trabzonspor da yapacak.

    REKABET

    47 yılda 4 şampiyon olmaz


    Bir ülkede rekabetin düzeyini görmek için kaç farklı lig şampiyonu çıktığına bakmak lazım. Türkiye’de üç büyük takımın domine ettiği bir lig var. Bu kulüpler rekabet şartlarını kendilerine göre ayarlıyor. Bu nedenle 47 yılda sadece dört şampiyon çıktı. Halbuki Avrupa’nın beş büyük liginde, bugüne kadar farklı şampiyon sayısı 20’ye yakındır. Ama son dönemde endüstriyel futbol nedeniyle Avrupa’daki rekabetçi denge de bozuluyor. Büyüklerle küçüklerin arası açılıyor. Büyük ülkelerin futbol pazarından yüzde 60’a yakın pay alması Türkiye gibi ülkeleri zor durumda bırakıyor.

    KULÜP MALİ YAPILARI

    Şeffaflık yok maaşlar bile belli değil


    Türkiye’deki futbol kulüplerinde birçok mali bilgi kayıtlı değil. Şeffaf davranmadıkları için birçok bilgiye ulaşamıyoruz. Bunları TV gelirlerinden ve federasyonun açıkladığı bilançolardan çıkarıyoruz. Örneğin İngiltere’de 3. Lig’deki takımın gelir-gider rakamları dahi bellidir ama Türkiye’de kulüplerin oyuncularına verdiği maaşlar bile belli değil. Hatta iki ayrı sözleşme yapıp birini federasyona gönderiyorlar. Vergilerin yüksekliğinden yakınarak bu yola başvuruyorlar.

    3 büyük kulübe gelecek olursak, hepsinin giderleri, gelirlerinden fazla, yani bütçeleri açık veriyor. Bu yüzden finansmanda sıkıntılar yaşıyorlar. Bu rahatsızlık Avrupa’da da var ancak, orada yükümlülüklerini yerine getirmeyen takım küme düşebiliyor, iflasla karşı karşıya kalabiliyor. İtalya’da Fiorentina, İngiltere’de Leeds United bu duruma düştü. Futbolun endüstri haline geldiği ülkelerde oyunu kuralına göre oynamak zorundasınız. Türkiye’de gerekirse kulüplerin küçülerek yollarına devam etmesi lazım.

    Sporla yakında ilgilenmeye, 2001’de NTVMSNBC web sitesinde yazarak başladım. Sonra zaman zaman, bazı gazetelerin ilavelerinde makaleler yazdım. Ardından iktisat profesörü Kutlu Merih’le, Futbol Ekonomisi Stratejik Araştırma Merkezi FESAM’ı kurduk. Araştırmalar yayınlamaya başladık. Ancak, gerek basında gerek internette birçok köşe yazarının yazılarımdan alıntı yapıp hiç kaynak göstermediğini fark ettim. Telefon edip bunun sebebini sorduğumda da "Aynı düşünceye ben de sahip olamaz mıyım?" ya da "İnternetten gönderdiler yayınladık" gibi mazeretler öne sürdüler. Baktım başedemiyorum, takip etmeyi bıraktım. Bu işten bir kazanç beklemiyorum, özellikle bir takdir de beklemiyorum. Ama hiç yoksa FESAM adı kullanılarak kaynak gösterilse iyi olur.
    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı