Gündem Haberleri

    İşte, Son Halife’nin kayıp zannedilen mezarının plánı

    Murat Bardakçı
    30.10.2005 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Tarih kitapları, Son Halife Abdülmecid Efendi’nin Medine’deki mezarının kayıp olduğunu yazarlar ama bu bilgi yanlıştır. Son Halife Abdülmecid Efendi’nin Medine’nin Cennetü’l-Báki Mezarlığı’nda bulunan kabrinin yeri, 1954’ün 30 Mart’ında yapılan defni bizzat organize etmiş olan hususi kátibi Salih Keramet Nigár tarafından ayrıntılı bir şekilde çizilmiştir ve bu çizim şimdi bendedir. Bu sayfada, Salih Keramet Bey tarafından çizilen ve şimdi bende bulunan krokinin photoshop ile biraz ‘basitleştirilmiş’ şeklini görüyorsunuz.

    TARİH kitaplarında, Son Halife Abdülmecid Efendi’nin Medine’de defnedildiği ama Suudi Arabistan’da hákim olan Vehhabi gelenekleri uyarınca mezarının kaybolmasının istendiği, bunun için kabrin üzerine herhangi bir işaret konmasına izin verilmediği ve mezarın bugün artık bilinmediği yazılıdır.

    Sadece tarih kitaplarında değil, Son Halife’yi konu alan hemen her yazıda tekrarlanan bu bilgilerin sadece Medine bahsi, yani Abdülmecid Efendi’nin Medine’de defnedildiği kısmı doğrudur ama mezarın kayıp olduğu iddiası yanlıştır. Zira mezarın yeri bellidir, daha doğrusu kabrin yerini gösteren bir çizim vardır ve tek nüsha olan bu çizim de şimdi bendedir.

    Sultan Abdülaziz’in oğlu olan Abdülmecid Efendi, 1868’de Dolmabahçe Sarayı’nda doğdu. Birkaç lisan konuşur, hanedanın en entelektüel şehzadelerinin başında geldiği söylenirdi. Çamlıca’daki köşkü sanatçıların uğrak yeri, hattá bir çeşit akademiydi. Türk resminin önde gelen isimlerinden olan Abdülmecid Efendi aynı zamanda bestekárdı; batı formlarında besteler yapar, üçleme, dörtleme gibi oda müziği eserlerini eşlerinden ve kalfalarından oluşturduğu topluluklara çaldırırdı. İstanbul’daki yabancı diplomatlara göre ‘fes giymediği zamanlarda, iyi yetişmiş bir Fransız’ı andırmaktaydı’.

    Türkiye Büyük Millet Meclisi, Sultan Vahideddin’in Türkiye’den ayrılması üzerine, 1922 Kasım’ında Osmanlı veliahdı Abdülmecid Efendi’yi hiláfet makamına getirdi ama 1924’ün 3 Mart’ında Hiláfet’in ilga edilmesi üzerine Türkiye’den hemen o gece sınırdışı edilen ilk Osmanlı da, Abdülmecid Efendi oldu.

    Abdülmecid Efendi ailesiyle beraber önce İsviçre’ye gitti, oradan Fransa’ya geçip Nice şehrine yerleşti, daha sonra Paris’e nakletti ve hayata 1944 yılında Paris’te veda etti.

    Derken, Son Halife’nin bir Müslüman ülke toprağına defnedilebilmesi için seneler sürecek bir mezar mücadelesi başladı. Ankara, Halife’nin Paris Camii’nin bir hücresinde on sene boyunca muhafaza edilen tahnit edilmiş cenazesinin Türkiye’ye getirilmesine izin vermeyince Abdülmecid Efendi’nin kızı Dürrüşehvar Sultan, babasının náaşının Medine’ye gönderdi ve cenaze, 1954’ün 30 Mart’ında ikindi namazından sonra Cennetü’l-Báki Mezarlığı’na defnedildi.

    Suudiler bağlı oldukları Vehhabi mezhebinin gereklerine uyarak mezarın belli olmaması ve yerinin unutulması için üzerine herhangi bir işaret konmasına izin vermediler. Ama, Halife’nin vefatından sonra defin meselesiyle senelerce meşgul olan ve cenazeyle beraber Medine’ye giden hususi kátibi Salih Keramet Nigár, mezar yerinin ayrıntılı bir krokisini çizecekti.

    Bu sayfada, Salih Keramet Bey tarafından çizilen ve şimdi bende bulunan krokinin photoshop ile biraz ‘basitleştirilmiş’ şeklini görüyorsunuz. ‘Basitleştirilmiş’ demekten kastım, mezarın yerini tam olarak gösteren bazı açıklamaları çizimden çıkartmış olmam. Bu ‘basitleştirmeyi’ iki sebepten dolayı yaptım: Birincisi, geçtiğimiz senelerde Mekke’de bizden kalan son eserlerden biri olan Ecyad Kalesi’ni bile yerle bir eden Suudiler’in ‘Mezar yeri meğerse belliymiş’ diyerek kabre bir iş etmeleri; diğeri de bazı hiláfet heveslilerinin Medine’de başka şeylere kalkışmaları...

    Dolayısıyla, Son Halife’nin mezarının kayıp değil belli olduğunu bilelim, yeter...

    Sorular ve cevaplar (Mehmet Nuri YILMAZ)

    Bursa’nın Mudanya İlçesi’nde ikamet ediyorum. Her gün üniversite kampusuna 45 kilometre gidiş, 45 kilometre geliş şeklinde yolculuk yapıyorum. Seferi olur muyum?

    Hüsamettin ERDEM/MUDANYA

    Seferi olabilmeniz için en az 90 kilometre mesafeye yolculuk yapmanız gerekir. Dolayısıyla siz seferi sayılmazsınız.

    Vitir namazı ramazan ayında neden cemaatle kılınıyor? Halef OĞUZ

    Teravih namazı cemaatle kılındığı için ramazana mahsus olarak vitir namazı da yekpare bir ahenk meydana getirmek amacıyla cemaatle kılınmaktadır.

    Seyahate çıktığım yerde bana ait başka bir ev daha var. Bu durumda mukim mi olurum, seferi mi? A.C./ANKARA

    Bir insan doğduğu yerden herhangi bir nedenle, örneğin geçimini sağlamak için bir başka yere yerleşirse doğduğu yer kendisi için asıl ikametgáh olmaktan çıkar. Onun asıl ikameti, yerleştiği ve yaşadığı yerdir. Dolayısıyla yerleşmiş olduğu yerden doğduğu yere gidecek olursa, orada 15 günden az kalmaya niyet etmesi halinde misafir sayılır ve seferilikle ilgili hükümler geçerli olur. Mesela 4 rekátlı farzları 2 rekát olarak kılar, başka günlerde kaza etmek üzere orucunu yiyebilir.
    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı