Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İşte size somut AB örneği

<B>KOSKOCA </B>bir ülkenin, <B>Türkiye Cumhuriyeti</B>’nin <B>AB </B>önünde böylesine <B>teslim bayrağı </B>çekmiş olması insanı utandırıyor. Bunun en son örneğini dün yaşadık.

DEP eski milletvekilleri Leyla Zana, Hatip Dicle, Orhan Doğan ve Selim Sadak belli olaylar sonrasında Ankara’da DGM’de yargılanıp l5 yıl hapis cezası almışlardı. Bunlar 1991 seçimlerinde milletvekili seçilmiş, Meclis’in daha ilk gününde, yemin töreninde olay çıkarmışlardı. Bazısı kürsüde PKK renkleriyle boy göstermiş, ‘Türk ve Kürt halklarından’ söz etmişti.

Ama en önemlisi, bunların Abdullah Öcalan ve PKK ile somut bağlantıları da ortaya çıkarılmıştı.

O yılları anımsayın. Güneydoğu’da PKK terörü olanca hızıyla sürüyor, her gün kıyamet kopuyordu. Bombalar ve mayınlar patlıyor, çatışmalar çıkıyor, pusular kuruluyor, terör örgütü tarafından köyler basılıyor, binlerce insanımız kolunu bacağını yitiriyor, evinden barkından göçmek zorunda kalıyordu. Anadolu’nun dört bir yanına her gün şehit cenazeleri yollanıyordu. DEP miletvekilleri işte o ortamda PKK ile bağlantı içindeydi.

Sonuçta her şey belgeler ve kanıtlarla ortaya çıktı. Yargılanıp hapis cezası aldılar. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bunların eksik ve yetersiz yargılandığı gerekçesiyle mahkeme kararını bozdu. Yeniden yargılandılar. Karar dün açıklandı: İlk yargılamada verilen karar doğruydu ve bir süre daha hapis yatacaklardı.

***

Bunların her duruşmasını Avrupa’dan özel gönderilen birileri izledi. Dünküler arasında bir İtalyan milletvekili vardı. Aynı zamanda Avrupa Parlamentosu’nu, yani AB’yi temsil ediyordu. Mahkeme kararı açıklandıktan sonra adamın gazeteciler önünde söylediği, ekranlardan da canlı yayınlanan sözlerine ve sergilediği küstahlığa bakın:

‘Bu karar AB, AİHM ve Türkiye’ye hakarettir. Utanç vericidir. Bu mahkeme FAŞİZMİN bir parçasıdır. DGM’ler olduğu sürece bağımsız yargıdan söz edilemez.’

Kapitülasyon dönemini yeniden yaşamaya başlıyoruz. Türk mahkemesi, Türk yargısı ‘faşist’ olarak tanımlanıyor...

Ve bizim hiçbir yetkilimizden tık yok, tepki yok.

Örneğin bizler bir yazımızda herhangi bir mahkemeden ‘faşist’ diye söz etsek, hakkımızda davalar açılır ve çok ağır bedel öderiz.

Ama onlar AB adına konuşuyor! Türkiye’de dokunulmazlıkları var. Başımızın üstünde yerleri var! Onlara kimse ses çıkaramaz. Hükümet suspus olmuş, her şeyi sineye çekmekle yükümlü!

Neredesiniz Rauf Denktaş’a ‘Türkiye’de konuşma’ diyebilen muhteremler? Gücünüz Denktaş’a mı yetiyordu? AB’ye ağzınızı açamıyor musunuz? Yoksa müzakere tarihi vermezler diye mi korkuyorsunuz? Ne ayıp, ne ayıp!

Üstelik devletin Anadolu Ajansı bile, AB adına konuşan İtalyan milletvekilinin ‘faşist mahkeme’ sözlerine, dünkü bültenlerinde yer vermiyor!

Birkaç gün önce Meclis Başkanı ‘şeyini şey ettiğimin şeyi’ demiş, Anadolu Ajansı bu sözleri de duymamış, geçmemişti! Ajans, haberlere kendi kafasına göre ‘sansür’ uygulamaya başladı. Güvenilirliğini giderek yitiriyor. Böyle ‘adamına ve hükümetine göre’ habercilik olmaz.

***

AB Parlamentosu milletvekilinin dün AB adına sergilediği küstahlık/terbiyesizlik ilk değil. Daha önce nicelerini yaşadık ve bundan sonra da yaşayacağız. Türkiye’ye geliyorlar, belli yerlere gidiyorlar ve her seferinde bunu yapıyorlar.

Üstelik bu sözleri ‘eleştiri’ olsun diye söylemiyorlar. Bizi resmen aşağılayıp hakaret ediyorlar.

Ama onlar da kendi açılarından haklı!

Karşılarında bir ülke bunlara böyle teslim olmuşsa, kucaklarına düşmüşse, yalvarıp yakarıyorsa, alttan alıyorsa, elbette böyle yapacaklar. Sizinle oynayacaklar, alay edecekler, nasihat verecekler, her türlü küstahlığı sergileyecekler.

***

Yazımı içimden gelen dualarımla bitireyim... Çünkü artık başka çare kalmadı:

‘Allah hiçbir ülkeyi bu durumlara düşürmesin, namerde muhtaç etmesin, dış güçlerin oyuncağı yapmasın. Allah hiçbir ülkeyi başkalarının küstahlığına, aşağılamasına alet etmesin, kucaklara oturtmasın, onurunu çiğnetmesin.’

Amin, amin.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI