Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İşte şimdi tam ‘One minute’ zamanı

BU ülkenin vatandaşları her gün yabancı ülkelerin konsoloslukları önünde çile çeker.<br><br>O çilenin ne kadar onur kırıcı olduğunu vize kuyruklarında bekleyenler bilir.

Kırmızı pasaportluların böyle bir derdi yoktur.

Bizim insanımız sabırlı olduğu için sesini çıkarmadan bu çileye katlanır.


Ancak Avrupa Birliği’nin son uygulaması artık bardağı taşırmıştır ve insanı isyan ettirecek boyuta gelmiştir.


Vahim olay şudur:


AB
geçtiğimiz hafta içinde Sırbistan, Makedonya ve Karadağ vatandaşları için vize zorunluluğunu kaldırdı.


Sırplar
, Makedonlar ve Karadağlılar artık Schengen bölgesine ellerini kollarını sallayarak girebiliyorlar.


Oysa bu 3 Balkan ülkesinin AB ile hiçbir organik bağları yok.


Ne Gümrük Birliği anlaşmaları var, ne de tam üyelik müzakereleri süreci yürütüyorlar.


Makedonya
aday ülke ilan edildi, Sırbistan ile Karadağ ise daha beklemede.


2010’da Kosova, Bosna-Hersek ve Arnavutluk’a da Schengen vizesi kalkacak.


Ama 46 yıldır Avrupa Birliği’ne girmek için mücadele veren Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları hâlâ Avrupa’ya vizesiz giremiyorlar.


Üstelik Türkiye başta Gümrük Birliği olmak üzere AB’nin birçok organına üye.


Oysa 1963 yılında imzalanan Ankara Anlaşması’na göre AB’nin Türkiye’ye aşamalı olarak serbest dolaşım hakkı tanıması gerekiyordu.


Anlaşmaya göre, bu süre tam 23 yıl önce doldu.


Ama Avrupa ülkeleri sözlerinde durmadılar, 23 yıldır Türkiye’yi oyalıyorlar.

* * *


AB’nin bu tutumu onur kırıcıdır.


Yandaş medya tarafından sık sık dünya lideri olarak sunulan Başbakan Erdoğan bu durumu nasıl içine sindiriyor?


Neden bu konuda gerekli girişimleri yapmıyor?


Dışişleri Bakanı bir çıkış yaptı ama bu zayıf kaldı.


Bunu Başbakan’ın yapması gerekir.


Türkiye Cumhuriyeti bu haksızlığa karşı ağırlığını koymalı ve AB ülkelerine rest çekmelidir.


İşte esas şimdi “One minute... One minute” deme zamanıdır.

 

Ankara’nın orta yeri bir dram

 

BİR haftadır Türkiye başkentinin orta yerinde bir dram yaşanıyor.


Halkımızın büyük özverileriyle kurulan, cumhuriyetin değerlerinden biri olan, ancak yok pahasına satılan Tekel’in çalışanlarının hak arama mücadelesidir bu...


Binlerce işçi bu soğukta ailelerini ayakta tutmanın kavgasını veriyorlar.


Seslerini hükümete duyurmak için itilip kakılmaya, yerlerde sürüklenmeye, gözlerinin biber gazıyla yanmasına katlanıyorlar.


Özelleştirme sürecini yandaşlarını zengin etmek için kullanan iktidar, onları duymuyor, görmüyor...


AKP iktidarı olayın ne ekonomik, ne de insani boyutunun farkında.


Var olma savaşı için yüreğimizi paralayan acıları yaşayan işçileri görmeyen bir iktidar yönetiyor Türkiye’yi.


Polis şiddeti ise bu acıları katmerleştiriyor.


Hükümet bu dramı hiç zaman yitirmeden sona erdirmeli ve işçilere verdiği sözleri yerine getirmeli.


Yoksa bu eylem giderek büyüyecek ve sallamaya başladığı iktidarın başını ciddi şekilde ağrıtacak.


Ama devleti yönetenlerin gözleri var görmüyor, kulakları var duymuyor.

X