Gündem Haberleri

    İşte o dehşet evi

    Eyüp SERBEST / İSTANBUL
    01.08.2012 - 14:44 | Son Güncelleme:

    İstanbul Fatih'te bulunan dehşet evi Türkiye'yi sarstı. Akli dengesinin bozuk olduğu belirtilen Nazan Öncel'in 7 yıl boyunca annesinin cesediyle aynı evde yaşadığı ortaya çıktı. Uzmanlar 'Türk halkı bu tür olaylara kendini hazırlasın' dedi. Cesedi dün tesadüfen bulan hurdacı Hasan Çetinkaya, bugün Hürriyet Dünyası'na gördüklerini anlatırken o anları yeniden yaşadı. Ve bugün dehşet evinin içinde çekilen görüntü ve fotoğraflar yayınlandı.

    İŞTE O DEHŞET EVİ - WEB TV

    Fatih’te hurdacılık yapan Hasan Çetinkaya, bozuk olduğu söylenen buzdolabını almak için girdiği 46 yaşındaki Nazan Öncel’in evinde, 7 yıl önce ölen 88 yaşındaki Emine Öncel’in cesedini buldu. Korku filmi gibi olayın ardında aslında bir dram yatıyordu. Evin elektrik ve suyu yıllar önce kesilmişti. Akli dengesi yerinde olmayan Emine Öncel, sadece birkaç hurda koltuk bulunan 60 metrekarelik çöp evde ayda 275 TL ile geçinmeye çalışıyordu.

    İşte o dehşet evi NAZAN ÖNCEL’DEN İSİM BENZERLİĞİ AÇIKLAMASI

    YILLARCA ANNESİNİN CESEDİYLE AYNI EVDE YAŞADI/ WEB TV

    O KADIN ADLİYEDE / WEB TV

    EVE KİMSEYİ SOKMAZMIŞ

    Öncel ilesi 1969 yılında Isparta’dan İstanbul’a göç etti. Bir boya fabrikasından emekli olan baba Naci Öncel, emekli ikramiyesiyle Fatih'teki evi satın aldı. Naci Öncel 20 yıl önce ölünce Nazan Öncel ve annesi Emine Öncel yalnız kaldı. Önce komşularla gelip gitmeyi kestiler, sonra da adeta dünya ile bağlarını koparttılar. Emine Öncel’i son 7 yıldır gören olmadı. Öncel ailesinin Isparta’dan birlikte göç ettiği, Emine Öncel’in arkadaşı 78 yaşındaki Mukaddes Kurt yaşananları şöyle anlattı: "Nazan’ı bir yıl kadar önce sokakta gördüm. Annen nasıl diye sordum. 'Yatıyor' dedi sadece. Sonra da gitti. Nazan kimseyi evine sokmazdı. Komşular da uzun zamandan beri görüşmüyorlarmış."

    Mukaddes Kurt’un oğlu Osman Kurt da, "Nazan annemi birkaç kez kapıdan kovmuş. Ondan sonra da annem oraya gitmedi" diye konuştu.

    İŞTE O DEHŞET EVİNİN İÇİNDEN YAYINLAYABİLDİĞİMİZ FOTOĞRAFLAR

    HURDACI O ANLARI YENİDEN YAŞADI: KORKU FİLMİ GİBİYDİ. GECE BOYU UYUYAMADIM

    Emine Öncel’in cesedini koltukta bulan hurdacı Hasan Çetinkaya dün yine dehşet sokağında hurda topluyordu. Öncel Ailesi’nin yaşadığı evin önüne hurda arabasını bırakan Hasan Çetinkaya yaşadıklarını şöyle anlattı:
    "Buzdolabını almak için yukarı çıktım. Koltuğu da almak istedim. Üzerinde yorgan vardı. Kadın 'Oraya dokunma annem yatıyor' dedi. Bütün bu konuşmalar olurken annesiyle konuşuyor ve ‘Anne birşey yok, eski eşyaları satıyorum. Sen rahat uyu’ diyordu. Yanında hep kırmızı bir valiz vardı. Koltuktaki yorganı kaldırınca bir iskelet gördüm. Hemen tekrar üzerini kapattım. Kadın bana da bir şey yapar diye çok korktum. 1 saat sonra geleceğimi söyleyip dışarı çıktım. Korku filmi gibiydi. Polisi aradım. Bilseydim o eve girer miydim?"

    UZMANLAR UYARDI
    Böyle haberleri daha çok duyacağız

    DNA TESTİ YAPILACAK

    Emine Öncel’in kemikleri polisin evde yaptığı incelemenin ardından Adli Tıp Kurumu’na götürüldü. Savcılık Emine Öncel’in kesin ölüm nedeni ve tarihinin belirlenmesini istedi. Adli Tıp sadece kemikler kaldığı için klasik otopsi tekniğini uygulayamadı. Kemiklere DNA testi yapılacak. Antropologlar kesin ölüm tarihini belirleyecek.

    EVİN İÇİ YIKIK DÖKÜK

    Emine Öncel’in cesedinin bulunduğu evde birkaç koltuk dışında eşya bulunmuyor. Yıllar önce saati sökülen su boruları pas içinde. Elektrik saatinin yerinde de yeller esiyor. Evin tahta zemini çökmüş, örümcek ağlarının sarktığı tavanlardaki boyalar da dökülmüş. Kapıdan içeri girer girmez sağdaki küçüçük odada yıllar öncesinden kalmış, kapıya asılı elbiseler duruyor. Emine Öncel’in cesedinin yattığı koltuk ise evin 15 metrekarelik salonunda bulunuyor. Kalın perdeler sıkı sıkıya kapalı ancak evin camları açık.

    NEDENİ UZAMIŞ YAS

    Psikiyatrist Doç. Dr. Armağan Samancı yaşananları şöyle değerlendirdi:
    ''Özellikle psikotik akıl rahatsızlığı olan bireyler toplumda yaşasalar bile toplumsal bir takım rahatsızlıkları doğal olmayabiliyor. Ölümün ardından hepimiz bir yas sürecine giriyoruz. Ancak psikotik hastalarda bu kayba karşı reaksiyon doğal dışı oluyor. Kaybı kabullenemediği için onun ölü bedeniyle yaşayabiliyorlar. Defin sürecini başlatmıyorlar. Onu bir şekilde daimi olarak hayatlarında tutmaya çalışıyorlar. Ona bir ölü değil de yaşayan bir birey gibi davranıyorlar. Yani ölen kişi duygusal olarak zaten yaşıyor, fiziksel olarak da ona temas ediyor, hissediyor. Bunun adı patolojik, uzamış bir yas. Anneyle kızı arasında doğal olmayan bir bağlanma var. Aynı siyam ikizleri gibi. Biri ölmüş de diğeri onun cansız bedenini taşıyor gibi. Tersi olsa, kızı vefat etmiş olsa annesi de büyük zorluk çekerdi.''


     

     

     

     

     

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı