Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İşte lobi: “Sıcak para lobisi”

3 Haziran’da, sekiz gün önce, Başbakan Erdoğan Fas’a hareketinden önce Gezi Parkı hakkında sert üslup kullanıyor.

Sert üsluba piyasalar aynı sertlikle karşılık veriyor. Borsa İstanbul (BIST) son on yılın en sert düşüşünü yaşıyor. Dolar yükseliyor.
4–5 Haziran günlerinde Başbakan yurtdışında, Gezi ile ilgili değerlendirmesi yok. Piyasalar nispeten rahat.
6 Haziran günü Erdoğan Tunus’tan konuşuyor, sert üslup aynen devam. Piyasalar yine allak bullak.
9 Haziran Pazar günü çeşitli illerde toplam altı konuşma yapıyor. Halk yine hayal kırıklığı yaşıyor, sertlik devam ediyor. 10 Haziran Pazartesi, önceki gün borsa yine düşüyor, dolar yükseliyor.
Erdoğan sert çıktıkça, borsa düşüyor. Oysa, eylemlerin arkasında “faiz lobisi” olduğunu öne sürüyor. Bu durumda Gezi Parkı’nda faiz lobisi nerede?

SICAK CENNET

Türkiye, AKP döneminde sıcak para cenneti. Eğer, bir lobiden söz etmek gerekiyorsa, döviz getiren yabancıların oluşturduğu “sıcak para lobisi” var. Onlar tatlı kârlarını son on yılda, AKP döneminde elde ediyor.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak faiz lobisi ile ilgili Erdoğan’a yönelttiği soru önergesinde, “yabancıların borsaya yatırdığı her bir milyon doların, elde ettiği kazançla yedi milyon dolar olduğunu” öne sürüyor, asıl lobiyi AKP’nin oluşturduğunu iddia ediyor.
Erdoğan sertliğe devam ediyor. Döviz yükseliyor, dövizi düşürmek için kamu kuruluşları 7 Haziran’da piyasaya döviz sürüyor. Tamam, döviz düşüyor, ama bu kez Türkiye’den çıkacak “lobiciler” kazanç sağlıyor. Erdoğan’ın iddia ettiğinin tam tersine, her konuşmasıyla, “sıcak para lobisi” daha çok kâr sağlıyor. Asıl lobi, “sıcak para lobisi”.
Kaldı ki, bütün bunların Gezi’de bireysel özgürlükler için yapılan eylemler ile ilgisi ne?

YA BANKALAR

Gezi Parkı nutuklarında başka bir ekonomik öge daha var. İnanılmaz.
Başbakan özel bankaları bir kenara itiyor, halka “Devletin bankalarından istifade edersiniz” çağrısında bulunuyor. Diyelim ki, halk gaza geliyor, paralarını bazı özel bankalardan çekiyor ve bazı bankalar batma eşiğine geliyor. AKP iktidarı bunun altından kalkabilecek mi? Gerçekten inanılmaz. Ne ekonomiye, ne hukuka uygun.
Gezi orada, lobilerin, bankaların, vs’nin bütünüyle dışında. Gezi’yi olur olmaz ekonomik yorumlara dahil etmek, ancak ekonomiye zarar verir. Veriyor da zaten.

Başbakan’ın ‘Evet efendim’cileri

AKP’den yana, Ilımlı İslam projesinde ön safta yer alanlardan, Türkiye’yi çok iyi tanıyan Henri Barkey, Amerika’da yönettiği düşünce kuruluşunun sitesinde bir yazı yazıyor. “Başbakan’ın Evet Efendimcileri” (All The Prime Minister’s Yes-Men) başlığındaki yazıda Barkey:
“İlk seçimi kazanan Erdoğan ile bugünkü Erdoğan arasında çok fark var. İlk Erdoğan çevresiyle çok uyumlu çalışırken, bugün artık kimseyi dinlemiyor. Baskıcı, tek adam
haline geldi ve bugünkü krizi yönetemedi.
Çünkü, çevresinde “Bunu yapmasanız, iyi olur” diyen kalmadı. Çevresini evet efendimciler sardı, her şeyi kendisi biliyor. Çevresindekiler onun kararlarını sadece uyguluyor”.
Demokratik rejimlerde iktidar sahipleri adına en tehlikeli durumlardan biri. Halk adına da elbette.
Dış dünyada gün
geçmiyor ki, bir lider, bir bakan, bir gazeteci, bir yorumcu, bir sanatçı çıkıp benzer eleştirileri dile getirmesin.
Ne yazık ki, hiçbir şey değişmiyor.

X