Gündem Haberleri

    İşte Filistin Yönetimi'nin yeni lideri: Mervan Barguti

    Planet
    17.12.2009 - 17:59 | Son Güncelleme:

    Mervan Barguti, 2002 yılına kadar değil dünyanın Filistinlilerin bile tanımadığı bir isimdi. Bugün ise Mahmud Abbas’ın yerine Filistin Yönetimi’nin başına geçecek isim olduğu konuşuluyor.

    Gençliğinden beri Filistin hareketinin içinde faaliyetlerini en önde sürdüren ancak çok tanınmayan bir isim olan Barguti, İkinci İntifada'nın liderliğini yaptıktan sonra 2002’de İsrail’de tutuklandıktan sonra asıl ününü elde etmişti.

     

    Bugün Barguti, Filistinliler tarafından o kadar iyi tanınıyor ki Abbas Filistin Yönetimi’nin lideri olarak görevini bıraktığında yerine geçecek ilk kişinin Barguti olacağı söyleniyor.                        

     

    Hatta İngiltere’nin Daily Telegraph gazetesinde yer alan bir yorumda Barguti, Abbas’ın yerine geçerse buna sadece Filistinlilerin değil sol görüşlü İsrailli politikacıların ve Barguti’yi Ortadoğu barışının ayrılmaz bir parçası olarak gören İsrailli pragmatistlerin de memnun olacağı ifade ediliyor.

     

    Uzun bir zamandır Filistinlilerin elinde olan ve İsrail’e sağ salim geri dönüşü için pazarlıklar süren Gilat Şalit’e karşılık Filistinlilerin Barguti’yi istemesi, kendisinin ne kadar önemli bir isim olduğunun da ipuçlarını veriyor.

     

    AYALON: SALIVERİLME SÖZ KONUSU DEĞİL

    İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres eğer Filistin Yönetimi Devlet Başkanı seçilirse Barguti’nin salıverilmesine izin vereceğini açıklamıştı. Ancak İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısı Danny Ayalon, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada Barguti’nin erken salıverilmesinin söz konusu olmadığını belirtti.

     

    Diğer yandan El Fetih içinden Abbas’ın görevi bırakmaması yönünde gelen baskılar ve Filistin Kurtuluş Örgütü’nün dün aldığı kararla Abbas’ın görev süresini bir dahaki seçimlere kadar uzatması Barguti’nin Filistin Yönetimi liderliğine gelme ihtimalini düşürüyor. Zira Mehdi Abdül Hadi gibi Filistinli analistler El Fetih’in desteği olmaksızın Barguti’nin başkan olmasının mümkün olmadığını ifade ediyor.

     

    GENÇ MUHAFIZLAR'DAN

    Barguti, aslında çok küçük yaşlarından beri Filistin bağımsızlık hareketinin içinde olan bir isim. Yaser Arafat’ın El Fetih hareketine 15 yaşında dahil olan Barguti, 1978’de silahlı bir Filistinli grubun parçası olma suçundan İsrail’de tutuklanıp hapse gönderildi.

     

    Hapishanede İbranice öğrenen Barguti, 1983’te Birzeit Üniversitesi’ne girdi. Bu dönemde siyasete aktif katılımı devam eden Barguti, El Fetih’in “genç muhafızlar”ının liderlerinden biri oldu. Bu dönemde El Fetih’in asıl liderleri olan Arafat ve Abbas gibi isimler Lübnan ve Tunus’ta sürgünde oldukları için genç muhafızların önemi her zamankinden daha fazlaydı.

     

    Filistinliler, 1987 yılında İsrail işgaline karşı Birinci İntifada diye bilinen ayaklanmayı başlattığında Barguti, Batı Şeria’daki intifadacıların lideri oldu. Ancak daha sonraki dönemde Ürdün’e sürgüne gönderildi.

     

    OSLO'DAN SONRA MİLLETVEKİLLİĞİ GELDİ

    Oslo Barış Sözleşmeleri’nin kabulünün ardından 1994’te geri dönen Barguti, barış sürecine desteğini sürdürse de İsrail’in “barış için toprak” anlaşmaları hakkında şüpheleri vardı. Filistin Yönetimi’nin yeni parlamentosu için 1996’da seçimler yapıldığında Barguti milletvekili oldu.

     

    Daha sonra Arafat’ın güvenlik güçleri ve idareciler arasındaki yolsuzluklara savaş açan Barguti popülerliğini daha da artırdı. Barguti aynı zamanda pek çok İsrailli politikacıyla ve İsrail’in barış hareketinin önde gelen isimleriyle yakın ilişkiler kurdu.

     

    Ancak, 2000 yazından itibaren, özellikle de Camp David zirvesinin başarısızlıkla sonuçlanmasından sonra Barguti umutlarını yitirmeye başladı.

     

    Birkaç ay sonra Ariel Şaron’un Kudüs’te bulunan Haremüşşerifi ziyareti üzerine patlayan İkinci İntifada’da Batı Şeria’daki El Fetih üyesi grupların ve El Fetih’in silahlı gücü Tanzim’in liderliğini yapan Barguti, İsrail askerlerinin arasında ayaklanmaların yaşandığı İsrail kontrol noktalarına yürüyüşler düzenledi.

     

    FİLİSTİNLİLERİN MANDELASI

    Dünya basınında genellikle “Filistinlilerin Nelson Mandela”sı olarak tanınan Barguti, İsraillileri Batı Şeria ve Gazze Şeridi’nden çıkarmak için şiddet kullanılmasını kınadığı konuşmalarla da Filistinliler üzerinde önemli etki yarattı.

     

    Washington Post gazetesinde 2002 yılında yayımlanan bir makalede Barguti şöyle yazmıştı:

     

    “Her ne kadar ben ve ait olduğum El Fetih hareketi, gelecekteki komşumuz İsrail üzerine yapılan ve sivilleri hedef alan saldırılara şiddetle karşı olsak da, kendimi korumak, İsrail’in ülkemi işgaline direnmek ve özgürlüğüm için savaşma hakkını kendimde görüyorum. İsrail’in 1967’de işgal ettiği topraklardan çekilmesi üzerine kurulacak eşit ve bağımsız İsrail ve Filistin devletlerinin bir arada barış içinde yaşamaları için çalışıyorum”

     

    İkinci İntifada’da El Fetih ve Tanzim’le ilişki içinde olan pek çok yeni grup kuruldu. Bunların arasında en önemlisi Batı Şeria ve Gazze’deki İsrail askerleri üzerine pek çok saldırı düzenleyen ve İsrail içindeki sivillerin hayatına mal olan intihar saldırılarından sorumlu olan El Aksa Şehitleri Tugayı’ydı.

     

    EL AKSA ŞEHİTLERİ LİDERİ

    İsrail yetkililerinin yönelttiği El Aksa Şehitleri Tugayı’nın kurucusu olmak suçlamalarını reddeden Barguti, bu suçlamaları reddetti ancak Tugayın operasyonlarının bazılarını övmekten de geri durmadı. Tugayın 2002 yılında yaptığı açıklamada Barguti’den “lider” olarak bahsedilmesi ise tartışmalara son verdi.

     

    Barguti, aynı yılın Nisan ayında İsrail askerleri tarafından Ramallah’ta tutuklandı ve Ağustos ayında ilk kez İsrail’de mahkemeye çıkarıldı. Mahkemede 26 kişiyi öldürmekle ve terörist örgüt üyesi olmakla suçlanan Barguti, dava boyunca İsrail mahkemelerinin meşruiyetini reddetmişti.

     

    Dava sırasında Barguti’nin avukatları onun sadece bir siyasi lider olduğunda ısrar ederek dava sürecini İsrail’in ve İsrail’in Filistin topraklarını işgalinin davası haline getirdiler.

     

    SUÇU: BEŞ KİŞİYİ ÖLDÜRMEK

    Barguti, 2004’te dört İsrailli ve bir Yunanlı keşişi öldürmekten, ayrıca cinayete teşebbüs, cinayet planları yapmak ve bir terörist örgüte üye olmaktan suçlu bulundu. Mahkeme Barguti’nin orijinal iddianamede belirtilen diğer 21 ölümle bağlantısını ortaya koymak için elde yeterli kanıt olmadığı sonucuna vardı.

     

    Barguti’nin hapse girmesinin siyasi etkinliğini azalttığını söylemek mümkün değil. Barguti, 2003 yılında cep telefonu kullanarak Filistinin en büyük militan gruplarının tek taraflı ilan ettiği ateşkesin müzakerelerine katkıda bulunmuştu.

     

    Barguti, aynı zamanda 2006 yılında Hapistekilerin Belgesi olarak bilinen ve Filistinli grupların hapisteki liderlerinin hepsinin 1967 sınırlarında bir Filistin devleti kurulması ve Filistinli mültecilerin geri dönüş haklarının iadesi için çağrı yapan bir belgeyi de kaleme almıştı. Barguti ayrıca 2007’de Filistinliler için bir ulusal birlik kurulmasını hedefleyen Mekke Anlaşması’nın hazırlanmasına da yardım etmişti.

     

    Barguti, geçtiğimiz Ağustos’ta bugün 40’larında hatta 50’lerinde olan diğer “genç muhafızlar”la birlikte El Fetih’in Merkez Komitesi’ne seçildi.

     

    CHE'NİN KARİZMASINA SAHİP

    İngiliz gazeteci ve siyasetçi Michael Portillo, Barguti’yi “Che Guevera’nın karizmasına sahip” diye tanımlıyor. Bu karizmayla El Fetih’in içindeki genç kitleye hitap etmeyi başaran Barguti aynı zamanda Hamas’tan da saygı görüyor.

     

    Barguti’nin salıverilmesiyle ilgili tartışmalarda kabinenin bazı üyeleri Barguti’nin bu karizmatik pozisyonundan faydalanarak çatışma içindeki Filistinli grupları birleştirebilecek bir reformist olduğunu ve Abbas görevi bıraktığı takdirde Barguti’nin barış için en güçlü umut olduğunu ifade ederken bazıları beş kişinin ölümüyle suçlanan birinin asla serbest bırakılmaması gerektiğini savunuyor.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı