Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İşte Beşiktaş gerçeği

Yorgun Beşiktaş, yiğitler diyarı Gaziantep’e gitti.

Kurtuluş Savaşı’nın yiğit insanlarının diyarına..
Bunun için adlarının başında “Gazi” unvanı vardır.
Beşiktaş, futbolcuları milli takımlarına çağrılınca bir şaşkınlık yaşadı.
Ancak, kadro o kadar geniş ki hemen hemen her mevkiinin bir yedeği var.
Şahane bir bahar akşamı yaşanıyor Gaziantep’te..
Maçın başında Carvalhal ile Abdullah Hoca’nın birbirlerine öyle samimi “başarılar” dilemesi futbol adına ne hoş bir şey..!!
Futbolunu yakından bildiğimiz Abdullah Ercan’ın güleç yüzünü yeniden görmek ne güzel.
Futbol oynarken ne şutlar atardı bu çocuk..!!
İngilizlere kök söktüren “Yorgun Savaşçı” Beşiktaş’ın defansı oturmuş gibi.
Gaziantepli oyuncunun Holosko’nun belinin üstüne çıkması görülmeye değerdi doğrusu.
Aslında belinin üstüne çıkmadı, şamdel biçimde belinin üstüne kondu adam..
Hakem de düdüğü çaldı tabii.
İlk sarı kart Mehmet’e verdi Halis Özkahya..!!
24. dakikada Fernandes Beşiktaş’ın sahasından rakip sahaya iyi taşıdı topu.
Faulü tekrarlattı hakem, top kornere çıktı. Atak eridi gitti bu dakikada..
37. dakikada Antepli futbolcunun kaleye çektiği şutun taca çıkması beni çok güldürüyor.
40. dakikada Gaziantep zorlu geldi doğrusu..
İlk yarı bitti..

50 dakikada Beşiktaş’ı “Şansı” kurtardı..
“Şansı” diyorum, olayı “İlahi” bir şeye bağlamıyorum çünkü;
‘Tanrı vardır ve tarafsızdır’ diyorum hep..!!
Beşiktaş’ın sağ ve sol kanatlarına geriden yeterli destek gelmedi.
Hele sağdan Ekrem ileriye hiç destek vermedi.
Beşiktaş’ta sağ ve sol bek yok bence.. Hücuma destek vermek anlamında..
İkinci yarı Hilbert’i alıp ileriye destek değişikliği yapar, sol kanada da çeki düzen verirse oyunun akışı değişir bence. İşte buna “doğru hamle” denir.. Edebi olarak “Diziliş”!!
Antrenör “dizilişi” iyi yapmalıdır. Kelimeleri dizer gibi..!!
Yoksa işin sonu “alaturkadır”.

Çünkü Futbol, Edebiyat gibidir.
İyi yazarsan sarhoş edersin adamı.
Kelimelerin ahengidir bu..!!
Sözcüklerle oynaşmanın büyük keyfi..!!
İyi dizersen kelimeleri, “ritmle” de oynatırsın “anlamları.”
Bu, kelimelerin ahenkle yaptığı danstır..!!
Bir tür ruh aşkıdır bu, ruhu terbiye eden..
Misal; “Öyle oldu bu akşam da” cümlesi “Öyle de oldu bu akşam” cümlesi ile ayrı anlamlar taşır.. Bir “da” veya “de” eki tüm cümlenin akışını nasıl da değiştiriyor.
1. cümle daha çok “Her akşam oluyor da bu akşam yine öyle oldu” niteler.
2. cümle ise “Beklemiyorduk ama öyle oldu” anlamını, “İlk kez olmuş” gibiyi anlatır.
Her ikisini arasında derin bir anlam farkı vardır.
İşte buna, kelimelerin “sihirli gücü” denir..
Yine yeni misal, gramer işaretleri.. (Nokta ve virgülün önemi..)
Oku da adam ol baban gibi, (VİRGÜL BURADA) eşek olma..”
“Gibi” kelimesinden sonra gelen VİRGÜL, cümledeki Babayı “örnek baba” yapmıştır.
Ama şöyle yazarsa edebiyatçı;
“Oku da adam ol, (VİRGÜL BURADA) baban gibi eşek olma..”
Virgül iki kelime geriye gelmiştir sadece, cümle aynıdır oysa..
Bu durumda cümlenin anlamı ne olmuştur:
“Baban eşek, oku da kendini kurtar evladım..!!”
Bir “Küçük virgül” ne hale getirmiştir cümleyi gördünüz mü..?
Bu, edebiyatçının hünerli, minik bir dokunuşudur sadece..

İşte, edebiyatçının büyük ÖNEMİ de buradadır.. Sözcükleri nerede, nasıl kullanacaktır..
Kelimelerin büyük okyanusunda size neyi anlatacaktır veya ifade etmektedir..
Kelimeleri yanlış dizen edebiyatçıların kitapları bu yüzden okunmaz..
Kötü “diziliş” yapan yazarların yazıları bu yüzden okunmaz..!! 
Kötü antrenörler bunlara benzer işte..!!
Aradaki tek fark yeşil sahaların kenarında dolaşmalarıdır..

Kelimelerin zirve yaptığı yer ŞİİR’dir..!!
Edebiyatın ince ruhudur..
Aslında futbol, şiirin ta kendisidir.
Kelimelerin ahenkle dansının şahikası..

Yine iyi şairler, kelimeleri “İyi dizerler”..
Bu yüzden de onların şiirleri dilden dile dolaşır, şarkıları mısra olurlar..!!
Bir de kötü şairler vardır. Şiir yazdıklarını sanırlar..
O berbat şiirleri sadece kendileri ile 1. derece akrabaları okur.
Kelimelerden, sözcüklerden, mısralardan anlamazlar..!!
Kötü antrenörler de kötü şairler gibidir..
Yine, yeşil sahanın kulübelerinde çok bulunurlar.

Edebiyat böyle bir şeydir işte..
Futbolla edebiyat bu yüzden iç içedir..!!
İşte, kötü bir şairle kötü bir antrenörün arasındaki rabıta aynen böyledir.
Birbirlerine paralel bir ”İlişkileri “ vardır..

Neyse,
Necip kırmızı kartı hak etti ve atıldı..
Arkasından İsmail..
İsmail düşürdü, tamam kırmızı kart ama pozisyonun başlangıcı ofsayt ama.
Yan hakem sana ne diyeyim ben ki..!!? Beşiktaş 9 kişi kaldı.. Maç 0-0 bitti..!!
Carvalhal, Hilbert’i oyuna aldı ama geç alması “geç kalınmış bir figandı”

Bakın size son bir kez toparlama yapayım:
“Elleriyle çalışana amele, elleriyle birlikte zihnini de çalıştırana usta; fakaaat, elleri zihni ve kalbi ile çalışana sanatkar denir, sanatçı denir”
Yukarıdaki tümcenin son cümlesi, iyi antrenörler ve iyi futbolcular için de geçerlidir.

Neyse anam babam OC yine kaçar..
En Kalbi Muhabbetlerimle..
Ben Can; Orhan Can..!!

Kelimelerin gücü adına,
kötü şair ve kötü antrenörleri anarak, Muzaffer Tayip Uslu’nun
“Gramer Dersi” başlıklı şiirini tüm edebiyat ve şiir severlere armağan ediyorum..

Gramer Dersi

“Sevmek” bir kelimedir
”Sarı saçlı” dersem bir kız için
Sıfat söylemiş olurum
”Ben sarı saçlı bir kız sevdim”
Bir cümledir. Sevda dolu bir cümle
Nokta koymalı, durmalı zira
Zira ``açlık'' da bir kelime
Cümleye gelmez sarı saçlı kız gibi
Ah elbet dolaşırsa ölüm sık sık dilime
”Öleceğim, ölüyorum, öldüm”
Diyeceğim bir gün..

X