İstanbul'u Dinliyorum

Hürriyet Haber
22 Aralık 2000 - 00:00Son Güncelleme : 22 Aralık 2000 - 00:00

Dr.Nilgün GEDİKOĞLU

YÖNETENLERİN DİKKATİNE

BEYLİKDÜZÜ

Bizimle ilgilenecek bir belediye istiyoruz

Beylikdüzü'nden e-mail gönderen bir okurumuz aynen böyle söylüyor: ‘‘Bizimle ilgilenecek bir belediye istiyoruz.’’

Şöyle başlamış okurumuz mektubuna:

‘‘Bizler Beylikdüzü'nde oturuyoruz. Ama oturmaz olsaydık; tek şanssızlığımız Esenyurt Belediyesi'ne bağlı olmamız. Şu anda oturduğumuz yer Revan Et Lokantası'nın arkası. Burası karanlık, sahipsiz köpeklerin gezdiği, kapkaççıların arabalarla cirit attığı Cumhuriyet Caddesi.’’

Okurumuz, semt sakinlerinin terkedilmiş görünümdeki caddelerinin belli bir saatten sonra ürkütücülüğünden söz ediyor ve aydınlatılmasını ve tıpkı Kavaklı Belediyesi'ne bağlı olan ‘‘Bizim Kent’’'te olduğu gibi yeşil alana sahip olmak istediklerini anlatıyor.

Okurumuz bulundukları bölgenin ihmal edilmesiyle ilgili olarak belediye başkanı hakkındaki olumsuz söylentilerden de bahsediyor.

Saat dokuzdan sonra caddede bulunmanın riskinden söz eden okurumuz, karanlık ve kapkaççıların yarattığı tehlikeli ortamın caddede bulunanlar için neredeyese koruma gerektirecek kadar ciddi bir sorun yarattığını ifade ediyor.

Yönetenlerin dikkatine...

Köpekler canlı canlı gömülüyor

SARIYER

Uygar olmanın en gereklerinden biri haklara saygıdır. Eğer 21. Yüzyıl'da ‘‘Osmanlı'ya bakın örnek alın’’ diyebildiğimiz konular varsa, o konularda ileri değil, geri gittiğimiz apaçık ortada.

Galiba bir şeyi yanlış anlıyoruz. Vahşet ve zalimliğin, skandal, suç, manşet ya da insanın yüreğini parçalaması için ille de uygulayan kişiye ‘‘zevk vermesi’’ gerekmiyor. Vahşi, zalim, psikopat olmak gerekmiyor yani. Bunu niye mi söylüyorum: Sarıyerli bir okurumuzundan aldığımız bir e-mail yüzünden. Ekiplerin köpek toplayıp, kimisi ölü, kimisi canlı kimisi yarı bayşgın bir şekilde bir alana götürüp üzerlerine toprak döküldüğünü anlatıyordu. Semt sakinlerini tanık olduğu ve okurumuz bizzat gözlemleyerek doğruladığı olay gerçek bir vahşet öyküsü. Ama hiç kuşku yok ki, bunu yapan ekipteki kişilere bakıldığında psikopat filan olmadıkları görülecektir. Herhalde yaptıklarından da zevk almıyorlardı. Ama bu yapılan bir vahşet ve suç, kim ne derse desin. Ve burada vahşilik, belki bir emirle devreye giren bir vahşilik. İşte bu bireysel zulümden daha beter bir durum: Sistemin ilkelliği devreye sokmasıdır. Ünlü bir deney vardır. Deneklere önlerinde bir düğmeye baktıklarında bir kişinin çok acı çekeceği söylenmiş ve düğmeye basma insiyatifi onlara verildiğinde kimse basmak istememiş. Ama deney, ‘‘düğmeye bas! emri veren biri ile tekrarlandığında herkes düğmeye sonuna kadar basmış. Bilmem anlatabildim mi?

Nereden bakılsa suç

Sarıyer'de geçen bu olayda eğer sokak hayvanları sorununa bir çözüm olarak böyle gaddarca bir yöntemi seçmiş emir veren biri varsa ona hayvan haklarınadn söz etmek belki de lüks olur. Çünkü henüz uygarlıktan çok uzak. Uygarlaşmamış bir zihnin cehaletle bulmuş olduğu çözümün, nasıl ilkellik ve vahşet barındırabileceğinin tipik bir örneği ve 21. yüzyılda bir suç...

Yok eğer okurumuzun bize aktardığı ekipteki üç kişinin kendi kendilerine buldukları bir çözüm ya da zevk için yaptıkları bir şeyse yine de suç kapsamı dışında kalmıyor.

İşte Sarıyerli okurumuzun e-maili'i:

‘‘Size dehşet verici bir olayı aktarmak istiyorum. Sarıyer Belediyesi'ne bağlı ekiplerin, 34 JL 317 plaka no.'lu bir BMC ile haftada üç gece, 20.30'dan sonra yola çıkarak köpek topladıklarını, gece 03.00 sıralarında geri döndüklerini, topladıkları bu köpekleri ertesi sabah saat 09.00-10.00 cıvarında bazılarını ölü, bazılarını yarı baygın ve bazılarını CANLI olarak İstinye sırtlarında 2. Taşocağı Sokak'ta taşocağına attıklarını, sonra da hafriyat kamyonlarının gelip alana toprak döktüklerini tebsit ettik. Çevre sakinlerinden öğrendiğimiz bu bilgiyi ekipleri takip ederek doğruladık.’’

İlgililerin dikkatine...

TEL: 0 800 219 60 48 FAKS: 0 212 677 03 98

E-MAİL: ngedik@hurriyet.com.tr

Etiketler:

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı