Gündem Haberleri

GÜNDEM

    İstanbul'u Dinliyorum

    Hürriyet Haber
    20.12.2000 - 00:00 | Son Güncelleme: 20.12.2000 - 00:01

    Dr.Nilgün GEDİKOĞLU

    YÖNETENLERİN DİKKATİNE

    Bu şoförlerin nesi var?

    Bu kentte yaşamak nasıl bir şeydir diye sorulsa, inanıyorum ki herkesin aklına ‘karanlıkta fil tanımı’ öyküsü gelir. Hani karanlıkta, birilerine dokunarak fili tanımlamaları söylenmiş. Kimi kuyruğuna, kimi ayağına, kimi dişlerine, kimi hortumu, kimi de gövdesine dokunmuş. Sonuç mu: Beş benzemez tanım.

    Otobüslerle seyahat edenlere sorulsa, anladığım kadarıyla kent yaşamını ‘‘yollarda kelle koltukta gitmek’’ diye tanımlayacaklar. Hemen herkesin her günü birbirine benzer. Ama artık edindiğimi kanaat şu: İstanbul'da otobüse mi biniyorsunuz, o günün sonunun gelip gelmeyeceği belli olmayabilir. İşte iki okurumuzun iki ayrı otobüs macerası -macera hafif, düpedüz terör- akıl alır gibi değil.

    İşte bir okurumuzun e-mail'i:

    ‘‘16 Aralık cumartesi günü Marmara Üniversitesi, Göztepe Kampüsü'ndeki İngilizce kursuna gitmek için ilk duraktan 112 Üstbostancı-Beşiktaş İETT otobüsüne bindim. Yolda yolculardan biri 'Acıbadem'den geçer mi?' diye sordu. Şoför kaba bir şekilde 'Görmüyor musun gitmediğini?' diye cevap verdi. Şoförün ses tonundan rahatsız olan yolcu, yine de kibarlığını bozmadan, otobüsün ışıklı tabelasında Küçükçamlıca-Üsküdar yazdığını söyledi. Ama şoför tüm kabalığıyla yolcuya bağırmaya devam etti. Adamın ne salaklığı kaldı ne körlüğü... Otobüse o yolcu ile aynı anda binen yolcular da tabeladaki yazının Küçükçamlıca-Üsküdar olduğunu söyleyince şoför kendini kaybetti. Bu arada tüm bunlar olurken tüm dikkatsizliği ile aracı kullanmaya devam ediyordu. Tıklım tıklım otobüsteki herkes kaza yapacağımızı söylüyordu. Çünkü şoför otobüsü kullanırken arkasına dönüyor ve direksiyon hakimiyetini kaybediyordu. Sonunda otobüsü durdurup indi ve ışıklı tabelaya baktı. Yolcunun haklı olduğunu anlamış olacak ki sessizce otobüse bindi.

    Ama öfke dinmiyor

    Aradan bir kaç saniye geçmedi ki tekrar söylenmeye başladı. Sonra aniden otobüsü sağa kırıp fren yaptı, 'İnecek varsa insin hadi!' diye bağırdı. Tekrar tartışma başladı ve şoför otobüsü üç kere aynı şekilde ani bir şekilde sağa kırıp yolcuların yana yatmasına, kimisinin düşmesine neden oldu. Daha da ileri giderek otobüsü durdurup yolcuyla kavga etmeye başladı. Otobüsün numarası 99-155.’’

    Okurumuz, ertesi gün yine aynı yerden sabah 09.05'te kalkacağı yazılı olan 112 otobüsü durağına geliyor. Ama otobüse yolcu almayan şoför otobüsün 09.20'de kalkacağını söylüyor. Okurumuz bunun üzerine net bilgi almak için hareket amirine gidiyor. Aralarında şu konuşma geçmiş:

    ‘‘Otobüsün 09.05'te kalkması gerekmiyor mu?'

    ‘‘Evet. Ne olmuş?’’

    Şoför 20 geçe kalkacak dedi de o yüzden soruyorum.’’

    ‘‘Saatin kaç bakiim?’’

    ‘‘Dokuz.’’

    ‘‘Eh, iyi git yerinde bekle sen.’’

    ‘‘Zamanında kalkacak mı, onu söyleyin siz.’’

    ‘‘Sen git bekle dedik ya, kalkacak işte.’’

    Halk otobüsü rallisi

    Ve bir başka okurumuzun, yolculukta başından geçenler...

    ‘‘15 Aralık saat 18.00-18.30 arasında Kavacık'tan Sarıgazi'deki evime gitmek üzüre bir halk otobüsüne bindim. Otobüs tıklım tıklım doluydu. Aynı anda durağa Samandıra Belediyesi yazan başka bir otobüs yanaştı ve o otobüsün şöforünün anlamadığım bir şeyleri bağırarak söylemesiyle aralarında yarış başladı. Otobanda son hıza ulaşmıştık. Öyle ki keskin virajlar bile hız kesilmeden dönüldü. Sürekli iki otobüsün birbirine çarpacak şekilde yanyana gelmeleri ve virajlarda Samandıra otobüsünün üstümüze yatıp doğrulmasıyla içerideki tansiyon iyice artıyordu. İçerideki insanların 'yarışı bırak kardeşim, bırak gitsin, çocuk oyuncağı değil, can taşıyorsunuz' diye seslenmeleri şoförümüzü iyice sinirlendirdi. Önde ayakta duran 11-12 yaşlarındaki bir kız çocuğunun ‘‘yapmayın, yapmayın' diye ağlaması bile ona engel olmadı.’’

    Okurumuz, ‘can pazarı durumu’nun Kavacık'tan Tepeüstü girişine kadar devam ettiğini belirtiyor. Dahası var, yarış itirazlarına cevap olarak şoför bilin bakalım ne cevap veriyormuş:

    ‘‘Ben sizin için yapıyorum, siz bana bağırıyorsunuz!’’Okurumuz, sağ salim eve varmasını mucize olarak tanımlıyor.

    Bu iki şoförün de aslında şoförlük yapacak niteliklere sahip olmadıkları ortada. Belki psikolojik sorunları var ve yardım gerekiyor. Ama sorun zihniyetse...

    Otobüs şoförleri insan taşıyor, akşam yedi haberlerine malzeme değil.

    İsten nefes alamıyoruz

    GÜLTEPE

    Kağıthane, Gültepe'den arayan okurumuz, ‘‘Burada belediye yok; asfalt yok, su yok, insanın yaşayabilmesi için gereken hiçbir şey yok diyordu. Okurumuz, akşam saatlerinde bölgenin, semt sakinlerini ise, dumana boğduğunu, nefes alamadıklarını ve pencerelerini açıp evlerini havalandıramadıklarını söyledi.

    Bölgeye çok sayıda gökdelenlerin yapıldığını belirten okurumuz, alt yapının olmadığı, insan sağlığının hiçe sayıldığı bir yerde bu yapıların hiç de önceliğinin olmadığı görüşündeydi.

    TEL: 0 800 219 60 48 FAKS: 0 212 677 03 98

    E-MAİL: ngedik@hurriyet.com.tr

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı