Gündem Haberleri

GÜNDEM

    İstanbul'u Dinliyorum

    Hürriyet Haber
    20 Eylül 2000 - 00:00Son Güncelleme : 20 Eylül 2000 - 00:01

    Nilgün GEDİKOĞLU

    Sayın Balıbey, cevap bekliyorum

    Geçtiğimiz günlerde Bebek'deki Tevfik Fikret İlköğretim Okulu ile ilgili iki şikayet almış ve bunları yayınlamıştık.

    İlk şikayet, ‘‘Komşununki olmaz’’ başlığı ile yayınlanmıştı. Şikayet sahibi okurumuz, kendi çocuğu ile birlikte, aynı okulda okuyan komşu çocuğunu da okula götürmekte olduğunu, ancak okul müdürünün buna karşı çıkarak komşu çocuğunu taşıyamayacağını belirttiğini anlatmıştı.

    İkinci şikayet ise emekli öğretmen olduğunu belirten bir okurumuzdan geliyordu. Torununu Bebek'teki Tevfik Fikret İlköğretim okuluna götürmesine Müdür Bey'in karşı çıkarak, kendisine çocuğu özel aracıyla taşıyamayacağını, çocuğunu sorumluluğunun kendisinde olduğunu, servisle gelmesi gerektiğini ve vilayetin genelgesine uymak zorunda olduğunu söylediğini ifade etmişti.

    Bu şikayetin yayınlanması üzerine Tevfik Fikret İlköğretim Okulu Müdürü Bestami Yürekli bizi aradı. İlk şikayette, okurumuza komşu çocuklarının taşınması için ailelerinden izin alınması gerektiğini belirttiğini anlattı ve ikinci şikayette anlatılanların doğru olmadığını söyledi. Müdür Bey'e göre, her iki şikayet de aynı kişilere aitti ve çocuğun büyükbabası olan emekli öğretmenle aralarında, yazıldığı şekilde bir dialog geçmemişti.

    Çocuğun velisinden belge

    Müdür Yürekli, komşu çocuklarının taşınabilmesi için ailelerinden izin alınması veya noterden vekalete gerek duyulduğunu, çünkü meydana gelebilecek herhangi bir olay karşısında sorumluluğun kendisinde olduğunu söylüyordu.

    İkinci şikayet sahibi emekli öğretmen ise olaydan çok etkilendiği için yanlışlıkla yanıltıcı bilgi verdiğini kabul ediyordu.

    Ancak sonuçta ortada bir gerçek vardı: Müdür Bey, komşu çocukların taşınması konusunda çocukların ailelerinden izin belgesi istiyordu. Çünkü dediğine göre, çocuklar okuldan dışarı adım attıklarında başlarına gelebilecek şeylerden kendisi sorumluydu.

    Şimdi İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Sayın Ömer Balıbey'e soruyorum:

    Bir veli, çocuğunun komşusu veya arkadaşı ile (bu örnekte olduğu gibi servisle değil BEDAVA olarak) okula gidip gelmesi için okula herhangi bir belge vermek zorunda mıdır?

    Yolda meydana gelecek olay veya kazalarda ilk hesap sorulacak kişi çocuğun okuduğu okulun müdürü müdür?

    Okul müdürlerinin işi eğitim mi, yoksa öğrencilerin okula nasıl gidip geldiğini kontrol etmek ve onların yolda neler yaptığını izlemek midir?

    Zaten bu kadar az maaş verebildiğimiz eğitimcilere bir de bu külfet hangi yasaya dayanarak yükleniyor?

    Sayın Balıbey, bu sorulara cevap bekliyorum.

    OKUL SERVİSLERİ SORUNU

    YÖNETENLERİN DİKKATİNE

    Şaşmalı mı, şaşmamalı mı?

    İSTİNYE

    Şimdi okuyacağınız şikayet, midenizi bulandırabilir. Ama sorun ne bugüne, ne de ‘‘oraya’’ait aslında. Sorun bir çevre kirliliği, çevre bilinci, altyapı ve umursamazlık sorunu.

    Uzun yıllar tersane olarak kullanılan, ancak taşındıktan sonra kaderine terkedilen Denizcilik İşletmelerine ait dillere destan İstinye Koyu halk sağlığını ciddi ölçüde tehdit ediyor. Çünkü kanalizasyon içeriği ile yoğun bir şekilde kirlenmiş durumda. Çıplak gözle de görülebilen bu kirlililiğin, çevreye yaydığı kötü koku da herkesçe malum. Üstelik bu durumun yarattığı tehlike kat kat artmış durumda. Arkadaşımız Perizat Şanlı, bu kirlilikle ilgili olarak araştırma yaptı.

    İki yıl önce İstinye'de başlayıp biten yol çalışması ardından koku giderek artmaya başladı. Bunun sebebi ise Büyükşehir Belediyesi'nin İstinye sırtlarındaki logardan gece yarısı atık boşaltması, diğer bir sebep ise İstinye Devlet Hastanesinin atık tanklarını dezenfekte ettiği suyu ve içinde bulundurduğu her türlü atığı koya boşaltması. Koyda bulunan balıkçı tekneleri ise günden güne artmakta. Balık ekmek satılan bu teknelerin sayısındaki artışın başlıca nedeni çevredeki okulların öğrencilerinin başlıca müşteriler olması.

    Balığın üstünde ne var?

    Bizi arayan bir okurumuz, İstinye'deki balıkçılardan arkadaşının balık almak istediği bir gün, tezgahtaki balıkların üzerinde insan dışkısı gördüğünü ve birlikte planladıkları balık sofrasından vazgeçmek durumunda kaldığını söyledi. Okurumuz, arkadaşınının anlattıkları üzerine kendisi de balıkçılara gidip bakıyor ve aynı manzarayı görüyor. Evet. Söylemiştim. Mide bulandırcı bir öykü bu: Balıklar üzerinde insan dışkısı...

    Nedeni basit. Balıkçılar tezgahtaki balıkları ıslatmak için koydaki deniz suyunu kullanıyorlar.

    Başka ne kullanacaklardı ki? Satın alacakları içme suyunu mu?

    Evet. Satılık balıkların üzerinde insan dışkısı.

    Ama sakın yanılmayın: Bu, o güne, o satıcılara, o balıklara, o akşam yemeğine ait bir sorun değil.

    Bu, bir kent sorunu.

    Bu, bir çevre kirliliği sorunu.

    Bu, bir altyapı sorunu.

    Evet iğrenebilirsiniz, ama şaşırmayın...

    TEL: 0 800 219 60 48

    FAKS: 0 212 677 03 98

    E-MAİL: ngedik@hurriyet.com.tr

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı