Gündem Haberleri

GÜNDEM

    İstanbul'u Dinliyorum

    Hürriyet Haber
    04.02.2000 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Nilgün GEDİKOĞLU

    YÖNETENLERİN DİKKATİNE

    Bu zihniyet herkesi öldürür

    Yediden yetmişe, çoğumuzda acayip bir mantık yürütme var. Düşünüyorum, nasıl tanımlasam? Temelinde ‘‘ben yaptım oldu’’ da var; devekuşunun başını kuma gömüp saklanması da var. Ama en önemlisi bilgisizlik ve bilgiyi kullanmak yerine bilgisizliği kullanmak.

    Hatırlar mısınız, bilmem; bundan yaklaşık 8-10 yıl önce Boğaz'da yanlış hatırlamıyorsam kimyasal bir kirlilik sonucu midyelerin zehirli olup olmadığı, dolayısıyla yenip yenmeyeceği tartışması vardı. Kimyasal kirlilik ille de yer yemez hastalanmak anlamına da gelmez. Diyelim ki kimyasal madde bir kanserojen. Vücuda girdiğinde kısa sürede hiç belirti vermeyebilir. Diyelim ki enfeksiyon veya zehirlenme riski yaratan bir mikrop var. Bakteriyolojik analizde bir virüs bulunabilir. Ve virüsün etkisi de, diyelim ki bir aylık bir kuluçka döneminden sonra ortaya çıkabilir.

    Yiyorum, o halde...

    Böyle bir tartışma nasıl sonlandırılır? Midyede kimyasal analiz, bakteriyolojik analiz vs. ile. Ama öyle olmadı. Kamuoyuna midyelerin zehirli olmadığını kanıtlamak için bir ‘‘yetkili’’ çıkıp, kameraların önünde midyelerden yedi! ‘‘İşte’’, diyordu,’’ ben yiyorum, hiçbir şey yok’’...

    Evet. Kamuoyunu ikna etmenin yoluydu bu. Ama bana sorarsanız bu, canları pahasına midyeleri ikna etmekten farksız bir durumdu.

    Mısır Çarşısı'nda bir gün

    İşte bu‘‘bilgisizliği kullanmak‘‘taki maharet(!) benzersiz sanıyorsanız aldanırsız. Bir okurumuzun anlattıkları, dudak uçuklatacak nitelikte bu açıdan. Bakın kuduz korkusu insana neler yaptırıyor...

    Okurumuz çocuğunu gezdirmek için Çiçek Pazarı'na götürmüş. Tam Mısır Çarşısı'nın pazara açılan kapısının önünde elinde steril eldivenler bulunan bir adam yavru beyaz bir teriyeri kalabalığın ortasına atıp, arkasına bakmadan ortadan kaybolmuş. Yavru köpek adamın peşinden gitmiş ve olay birkaç sefer böyle tekrarlanmış. Okurumuz şaşkınlık ve öfke ile dayanamayıp müdahale ettiğini söylüyor. Adamdan aldığı cevap ise şöyle: ‘‘Ne yapayım ağzından salyalar akıyor. Kuduz olabilir. Dükkanda tutarsam diğer hayvanlara da bulaştırırır’’. Olay üstelik Eminönü zabıtasının gözleri önünde meydana gelmiş. Okurumuz daha sonra zabıtayı telefonla da arayarak durumu bildirmiş. Yetkililerin tek söylediği ise ‘‘siz niye müdahale etmediniz?’’ olmuş.

    Yani sanki domates satılıyor, bozuldu diye çöpe atılıyor. Böyle birşey olabilir mi? Dükkanda diğer hayvanlara bulaştırır diye köpeği sokağa atmak...

    Gelişmiş toplumlarda kimse kuduzdan ölmüyorsa bu, kuduz köpekler bir yerelere atıldığı, zehirleyerek öldürüldükleri için değil. Kuduz virüsünün ortalıkta dolaşması önlendiği için. Nasıl mı? Köpekler ve kuduzu bulaştırabilecek yaban hayvanları aşılanarak. Böyle toplumlarda kuduz en çok yarasalardan ya da tilkilerden, yani doğada bulunan hayvanlardan oluyor. Ve kırlık alanlarda uçaktan atılan ilaçlı yiyeceklerle aşılama yapılabiliyor. Ve biliyor musunuz, İngiltere gibi kuduzun olmadığı ülkelerde köpek ısırmasında ilk yapılacak iş nedir? Eğer ısırılan kişi tetanoz aşısı olmamışsa tetanoz aşısı yaptırmak. Çünkü köpek ısırığı sivri bir nesneyle yaralanma türüdür ve kuduz sözkonusu değilse tetanoz mikrobunun vücuda girmesi riski vardır. Biz tetanozu nedense sadece paslı çivi ile bulaşır sanıyoruz oysa. Ve eminim, kuduz, birgün topraklarımızdan silinirse bu kez de köpek ısırmasından tetanoza yakalanma riskini gözardı edecek olanlar çıkacaktır. Onları duyar gibi oluyorum:‘‘Niye tetanoz olunsun, köpeğin dişleri paslı değil ki...’’

    Bilgi güçtür, iktidardır. Bilgiyi kullanmak insana özgüdür. Ama bilgisizliği kullanmak da insana özgü birşeymiş. Sadece mantık yürütme yetmez. Sözün kısası, zihniyet...

    Diğer hayvanlara kuduz bulaşır korkusu yalnızca bir ticaret endişesi yaratıyorsa, bu zihniyet öldürür. Her iki ihtimalde de. İnsanları da, hayvanları da öldürür.

    Elektrik faturalarında bir yanlışlık var

    KOCASİNAN

    Kocasinan'dan arayan bir okurumuz, semtlerindeki bir sorunu aktardı. Konu, Ocak ayı elektrik faturaları. Semtlerinde banka yoluyla (otomatik talimatla ödeme) fatura ödemesinin yapıldığı abonelerin ocak ayı ödemeleri, bankalardan yapıldığı halde, yeni gelen faturalarda ödenmemiş görünüyor. Elektrik kurumuna ödeme yapanlarda ise böyle bir sorun yaşanmamış.

    Bir örnek:Tesisat No:4784088

    Otomatik olarak ödenen fatura

    No: 12222273-3 (Ocak ayı)

    Ocak ödemesinin görünmediği ve borç bildiriminin olduğu fatura No:01/0909207.

    Çöpler toplanmıyor

    İÇERENKÖY

    İçerenköy'den bir okurumuz, sokaklarında 10 gündür çöp toplanmamasından şikayetçi. Daha önce her gün çöp toplandığını anlatan okurumuz, toplanmayan çöplerin sokaklarında dağ gibi yığıldığını, çöpün sokak hayvanları tarafından karıştırılması sonucu dağıldığını ifade etti.

    Adresi: İçerenköy, Karslı Ahmet Caddesi, Akça Sokak.

    ALKIŞLAR

    Ataşehir barınağındaki köpeklerin rahatı yerinde

    Kadıköy Belediyesi tarafından Ataşehir'de yaptırılan köpek barınağında 270 köpeğe bakılıyor. 300 köpek alabilen barınağı yeterli bulmayan Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk'ün talimatı ile eldeki mevcut barınağa 100 köpeklik ilave yapılması için çalışmalara başlandı.

    Karantinaya alınıyor

    Ataşehir'deki barınağın içinde kurulmuş olan veteriner kliniğinde ise toplanan köpeklerin muayenesi yapılıyor. Gerekli tıbbi müdahalelerden

    sonra köpeklerin karantinaya alınması sağlanıyor. Bu klinikte aynı zamanda ev hayvanlarına da ücretsiz kısırlaştırma ameliyatları ile aşılama yapılıyor.

    Köpeklerin yiyecekleri ise Birinci Ordu'ya ait kışlalardan temin ediliyor. Toplanan yemek artıkları, ilgililer tarafından zararlı maddelerden arındırılarak yemek olarak köpeklere veriliyor. Kadıköy Belediyesi'nin Mobil Veteriner Kliniği ise mahalle mahalle dolaşarak aşılama ve kısırlaştırma kampanyasını sürdürüyor.

    YÖNETİLENLERİN DİKKATİNE

    Yeni trafolar gerekiyor

    SÜTLÜCE Halıcıoğlu'ndan yine bir elektrik kesintisi şikayetti. Düzenli olarak verilemeyen elektrik son bir haftadır neredeyse hiç gelmemiş. BEDAŞ yetkilileri bölgede lokal bir sorun olduğunu ve çalışmaların sürdüğünü söyledi. Sorun Çağlayan şebekesinde ve trafo yetersiz kaldığından yeni bir trafo yapılması gerekiyor. Programlı kesintiler bitti ama sorunlar bitmiyor. TEDAŞ, 15 yıldır elektrik enerjisi ihtiyacının bu kadar artmadığını ve trafoların yüzde 100 yüklendiğini söylüyor. Peki çözüm? Elektrik kullanmamak mı yoksa yeni yatırımların yapılması mı? BEDAŞ da itiraf ediyor: ‘‘İstanbul'a yeteri kadar ödenek ayrılmıyor’’. Sorunlar belli, projeler hazır ama para yok.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı