Gündem Haberleri

GÜNDEM

    İstanbul'u dinliyorum

    Hürriyet Haber
    23 Mart 1999 - 00:00Son Güncelleme : 23 Mart 1999 - 00:01

    Nilgün GEDİKOĞLU

    Çevre bilincine sahip ‘‘uzaylı yaratıklar’’

    ‘‘Çöpün türünün ne önemi var’’ sorusu artık geçmiş yüzyıla ait bir soru. Tıpkı ‘‘bir ağaç eksik, bir ağaç fazla, ne farkeder?’’ demek gibi bir şey. Ama anlaşılan o ki, çağın hkkını veren zihinlerin sayısı fazla değil. Fazla olmadığı gibi, zihinden eyleme geçiş için bir beden bulamayan o ‘‘ileri düzey bilimkurgu yaratıkları’’ kadar da yalnızlar.

    Bazen düşünüyorum da, kimi bilimkurgu filmlerdeki yaratıklara döndük. Hani yalnızca zihinsel bir varlık olarak uzayda dolaşan, bir beden arayan yaratıklar. Size abartılı gelebilir ama, çevre konusunda duyarlı insanların hali biraz böyle. Örnek mi? Çöplerini atma konusunda yüksek bir çevre bilincine sahip olanlar... Doğaya olan zararı açısından özel işlem gerektiren çöpleri kendi çabalarıyla biriktiren ama atacak yer bulamayanlar. ellerindeki dönüştürülebilir çöplerde (sözgelimi karton süt kutuları gibi) her ağacın hatırını bilen, israf karşısındaki üzülmekten başka bir şey yapamayanlar gibi...

    ‘‘Ne üretiyorsak, biz oyuz’’. Kulağa hoş geliyor değil mi? Ama biraz da madalyonun diğer yüzünü, belki kokan, çirkin yüzünü de görebilmemiz gerekir. 20 Yüzyıl insanı için belki yüzyıllar sonra belirleyici olan, kimliğini verecek olan ilk bakışta ürettikleri değil ‘‘tükettikleri’’ yani ‘‘atıkları’’ olacak. Bir düşünün, doğada uzun yıllar yok olmayan bir madde... Zamana, zamanlara direnecek, gerçek anlamda ‘‘kalıcı’’ bir madde. Bu sorunun yanıtı hiç zor değil. Hergün çöpe attığımız sayısız maddeden en az ikisi böyle. Gelecekte ‘‘İnsanlar cehennemine dönüş’’ filmi için benzersiz materyel! Piller mesela. Günlük çöplerin arasına fırlatıp attığımız kullanılmış piller, zamana galip gelecek bir habasetin küçük piyonlarından başka bir şey değil... Ya toprakta bin yıl kalan pet şişeler? Yerküreye ne kalıcı armağanlar veriyoruz değil mi?

    Bu kadar zor mu?

    Ve dönüştürülebilen türden çöpler. İşlenip yeniden hayata geçirilebilecek çöplerimiz. Bir karton kutuda kaç ağacın hatırı var dersiniz? Yılda ne kadar çok ağaç tüketiyoruz kağıt, karton gibi kullandığımız maddelerle biliyor musunuz: Bir kişi bu şekilde yılda yedi ağaç tüketiyor. Rakamlar hep ürkütücüdür. Ama yalnızca ürkmek ya da şaşırmak yetmiyor. Hiçbirimiz bir filmin şaşkın izleyicileri değiliz. İşte çevre bilinciyle hareket etmek isteyenlerin insanların isyanı da tam burada başlıyor. Çok sayıda okurdan telefon, faks ve e-mail alıyorum. Pilleri atacak yer bulamıyorlar. Yeniköy'den kalkıp atık pillerini bir torbadan biriktiren ve Nişantaşı'na atık pil kutusuna atan bir okurumuz artık pilleri atacak yer bulamadığından şikayet ediyordu. Bir başka okurumuz neden karton kutularla pet şişeleri ayrı ayrı atabileceği bir çöp sistemi olmadığından yakınıyordu. Üstelik bir ara var olan sistemin neden kalktığını soruyordu.

    Kimilerini duyar gibiyim ‘‘ O denli önemli sorunlar varken...’’ Bu, yalnızca bilinçsel pasivizm. Daha saldırgan bir tanımsa ‘‘geri düzeydeki zihin’’ olurdu. Bu tanımı ileri zamanların insanlarına bırakıyorum.

    YÖNETENLERİN DİKKATİNE

    l HAZNEDAR

    Yaygın kaçak elektrik kullanımı

    Bize telefonla ulaşan bir okurumuz, mahallelerinde, çevre sokaklarda evlerde kaçak elektrik kullanıldığını bildirdi. Birçok kez ilgili kişileri uyardığı halde hiçbir önlemin ayınmadığını söyleyen okurumuz, apartmanlarda kaçak elektrik kullanımının yayğın olduğu cadde ve sokeakların adlarını verdi: Çeliktürk Caddesi, Posta Caddesi ve yan sokaklar.

    Yönetenlerin dikkatine...

    l BEYLERBEYİ

    Yokuşa hız kesen

    bariyer yapılsın

    Beylerbeyi Çamlıca Caddesi sakinleri adına bizi arayan bir okurumuz, tepeye çıkan yokuşta kaldırımların yenilendiğini ama yokuşla ilgili önemli bir dileklerinin olduğunu söyledi. Bu gerçekten de önemli, çünkü işin içinde kaza olasılığı var.

    Yokuş olduğu için araçların hızla seyretmesi özelikle yaşlılar ve çocuklar için tehlike oluşturduğundan yola hız kesici bariyerlerin yapılmasını istiyor.

    Okurumuz bu isteğinde haklı, üstelik bu dileklerinin, sütunlarımızda ikinci kez dile getirilişi. Yönetenlerin dikkatine...

    l RAMİ

    Gıda Sitesi'nden şikayet var

    Rami'den arayan bir okurumuz, yerleşim bölgesiyle içiçe olan Gıda Sitesi'nden duyduğu rahatsızlığı anlattı. ‘‘Büyük bir alanı kaplayan prefabrik yapılar, mal taşıyan kamyonlar, yükleme-indirme trafiği, zaten yaşil alanı çok dar olan semtte oturanlar için bir problam. Yürüyüş veya spodr yapmak isteyen insanların ne kadar dar ve zorlu bir alana mahkum edildiğini bir bilseniz’’, diyordu okurumuz. Semt sakinleri yerleşim alanı ile içiçe olan bu sitenin, Bayrampaşa'ya, taşınmasını bekliyor.

    l FINDIKZADE

    Direk niye kaldırılmıyor?

    Fındıkzade'den arayan bir okurumuz, ana cadde üzerindeki ışıklarda, Fildişi Han'ın önüne rastlayan yerde bir kaza sonucu devrilmiş olan direğin aylardır yerinden kaldırılmadığını bildirdi. ‘‘Herşeyi bir yana bırakın, karanlıkta insanın ayağı takılıyor. Aylardır devrildiği yerde öyleye duruyor’’ diyordu.

    l YEŞİLKÖY

    Sahil şeridinde karanlık hat

    Yeşilköy-Yeşilyurt arasındaki sahil şeridinde sokak lambalarının yanmadığına dair şikayet aldık. Telefonla bize ulaşan okurumuz, yaklaşık 300 metrelik bir alanda aydınlatmayı sağlayan direklerin de kaldırıldığını bildirdi. ‘‘Hastanenin önünden parka kadar karanlıktayız’’ diyen okurumuz,bir an önce aydınlatma sorununun çözüme kavuşturulymasını istiyor

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı