Gündem Haberleri

GÜNDEM

    İstanbul'u dinliyorum

    Hürriyet Haber
    19.03.1999 - 00:00 | Son Güncelleme: 19.03.1999 - 00:01

    Nilgün GEDİKOĞLU

    BAKIRKÖY

    Bir gün hepimiz yaşlanacağız

    Ülkemiz nüfus açısından ‘‘genç’’ bir ülke. Avrupa’nın hemen hemen bütün ülkelerinin tersine. Batı'daki toplumların ‘‘yaşlı’’ nüfusa sahip olmasının ne demek olduğunu; günlük yaşama nasıl yansıdığını ise herhalde bizler pek bilemiyoruz. Bilemiyoruz, çünkü ülkemizde her yerde yaşlılar hayatı ‘‘iyi’’ yaşamıyorlar. Bireysel olarak onlara iyi davranmadığımız gibi, günlük yaşamlarını en kaliteli bir biçimde geçirebilecek toplumsal bir arkaplandan da yoksunlar. Uygar toplumlarda yaşlılar için endüstriyel tasarım sektörü yarışma halinde. Ya biz? Emekli maaşı kuyruklarına bakarken hiçbirimiz yeterince utanmıyoruz bile.

    Oysa yaşlı nüfusun egemen olduğu uygar Batı ülkelerinde yaşlılar makisimum düzeyde korunuyor ve gözetiliyor. Hem toplumsal tutum, hem de yasalarla. Ama galiba biz toplumsal olarak yaşlılığı bilmeyecek kadar yaşlanmadık henüz. Bu yüzden onları hala görmezlikten geliyoruz. Onları ve sorunlarını. Sözgelimi yaşlılar evi veya huzur evi ile ilgili edindiğimiz imaj neredeyse korku filmlerini çağrıştıracak kadar olumsuz. Çok mu abartıyorum? Sanmam, medyadan tanıdığımız kadarıyla yaşlı bir yakınımızı huzur evine yrleştirmek neredeyse onu terk etmek ve kaderiyle başbaşa bırakmak demek. Elbette iyi örnekler olabilir ama zihinlerde huzur evi imajının aydınlık bir imaj olduğunu kim söyleyebilir?

    Alkışlanacak bir kurum

    Bütün bunları niye mi söyledim? Çünkü bir okur mektubu aldım. Sizlerle paylaşmak istiyorum. İyi şeyler paylaşıldıkça büyür değil mi?

    ‘‘...Yaşamımızın kötü yönlerini kolayca yerebiliyorsak, topluma malomuş güzellikleri de övmeyi bilmeliyiz düşüncesiyl bu mektubu size gönderiyorum.

    Babam rahmetli olduktan sonra evini satarak aramızda yaşamını sürdüren annem, iki yıl önce, Bakırköy'de açılmış olan Şefkatevi'ne kendi arzusu ile gitmek istedi. Bu düşünce bizleri başlangıçta çok üzdü. Nedeni ise huzurevlerinde kimsesiz, terkedilmiş insanların barındığı düşüncesiydi. Huzurevleri hakkında medyadan izleyerek edindiğimiz kötü imaj da ailemizi iyice olumsuz etkilemişti.

    Bir evlat olarak bu yeri gidip gördüğümde, incelediğimde bu olaya sıcak bakmaya başladım. Sözü uzatmayayım, annem bu güzel mekana severek yerleşti. Bakırköy Şefkatevi: Yaşlı insanlara her türlü ihtimamın gösterildiği, saygı ve sevginin verildiği, kalitesini koruyan, sosyal etkinliklere önem vren, tüm yaşlılar ve annemin yüzünün güldüğü bir yer. Bu durumu, annemi sık sık ziyaret ettiğim için yakından izleyebiliyorum.

    Bu sıcak yuvanın Ahmet Derya Bahadırlı'ya tüm yaşlılar ve annem adına teşekkürü borç biliyorum. Bu çok dğerli hizmetin Türkiye'deki tüm belediyelere örnek olmasını, bir gün hepimizin bu gibi yerlere gereksinim duyacağını düşünerek bu tarz hizmetlerin çoğaltılmasını diliyorum.

    Sayın Bahadırlı, Bakırköy Şefkat evi ile zihinlerdeki kötü imajı sildiniz. Size bir kez daha şükranlarımı sunuyorum’’

    ALKIŞLAR

    Bu bir eğitim seferberliği

    Kadıköy Belediyesi AileDanışma Merkezi, kadınlara her konuda yardımı amaçlıyor. Merkez, bu hedef doğrultusunda eğitim seminerlerinden sağlık hizmetlerine uzanan genişbir çalışma alanına sahip. Bugün merkezlerden 12 bini aşkın aile yararlanıyor.

    Kadıköy Belediyesi Aile Danışma Merkezi'nde sabah saatleri... Ortalıkta sağa sola koşuşturan her yaştan kadın. Kimisi bir sağlık sorunu için yardım isterken, kimi yiyecek içecek bulmanın derdinde. Merkezdeki gönüllü çalışanlar ise bu sorunlara çözüm bulma peşinde.

    Merkez 1994'de Kadıköy Kadın Platformu'nun oluşturduğu bir sivil toplum örgütü olarak yola çıkmış. Sonra Kadıköy Belediyesi'nin de desteğini alarak biri İçerenköy'de, diğeri Dumlupınar'da olmak üzere iki şubede hizmet vermeye başlamış. Bugün 12 bin aileye ulaşan merkezin başkanlığını Prof. Dr. Necla Pur, müdürlüğünü ise İnci Beşpınar yürütüyor. Kuruluş hikayesini beşpınar'dan dinliyoruz: ‘‘Merkez çalışanlarının ağırlığını Kadın Platformu'nun gönüllüleri oluşturuyor. Biz bu işe beş yıl önce küçücük bir dükkan ile başladık. Önce Anadolu Lisesi'ne hazırlık kursları başlattık. Sonra öğrencilerin aileleriyle bağlantı kurduk. Böylece annelerinin de eğitime ve sosyal yardıma ihtiyacı olduğu ortaya çıktı. İşe sağlık hizmetlerinden giriştik. Sağlık hizmetlerini eğitim hizmetleriyle destekleyerek bugüne geldik.’’

    Aile Danışma Merkezi'ne başvuranlar kadınlara dokuz haftalık bir paket program uygulanıyor. Bu program çocukların bulaşıcı hastalıklardan korunması, aile planlaması, dengeli beslenme, aile içi iletişim, aile ekonomisi gibi konuları içeriyor. Bunun yanısıra kadının Medeni Kanun'daki konumu, İslam'daki konumu, bunların doğru olarak algılanması, Atatürk ilke ve devrimleriyle kazanılanlar, vb. konular anlatılıyor.

    Yasemin kartları...

    Eğitim sonunda yapılan sınavları geçen kadınlara bir seminer kartı veriliyor. Bu kartı alanlara yiyecek, yakacak yardımı yapılıyor. Başkan Necla Pur, seminerde yaşadığı bir olayı aktarıyor:

    ‘‘Seminerlere katılım azdı. Sayıyı arttırmak için herkese bir seminer kartı vereceğimizi söyledik. Bir gün kadınlar gelip 'bize yasemin kartını ne zaman vereceksiniz?' diye sordu. ‘Ne yasemini?’ dedik, meğer seminere yasemin diyorlarmış. Bu söz öylece kaldı...’’

    Zaman zaman ilginç olaylarla da karşılaşılıyormuş. Buna en iyi örnek geçen yıl yaşanmış. Eğitim seminerine gelen kadınlar, kocalarına da bu tür bir eğitim verilmesini istemişler. Merkez ilk başta bu işe biraz kuşkuyla bakmış ama sonuçta 160 erkeğe iki ay boyunca eğitim verilmiş. Necle Pur anlatıyor: ‘‘Kadınlar kocalarını ellerinden tutup tıpkı çocuklarını okula götürür gibi getirdiler. Öyle ki yanlarına örgülerini getirip onları kapıda beklediler. 'Siz neden geliyorsunuz?' diye sorduğumuzda da 'Bunları bıraksak kahveye giderler' dediler.

    Merkez, Milli Eğitim Bakanlığı ile Kadıköy Belediyesi'nin ortaklığıyla başlatılan 'Millet Mektepleri' projesine de destek vermiş. Proje doğrultusunda 28 mahallede 28 derslik açılmış. kursa daevam eden 490 kadın sınava girerek belge alacak.

    Aile Danışma Merkezi'nde gönüllü olarak çalışabilmek için en az yüksek okul mezunu ya da üniversite öğrencisi olmak gerekiyor. 'Burada, üniversitede öğrendiğimizin çok daha fazlasını, yaşayarak öğrendik' diyen merkez çalışanları, aralarına katılacak yeni gönüllüleri bekliyor.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı