"Melis Alphan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Melis Alphan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Melis Alphan

İstanbullu Rum ressamlar Topkapı’da

İstanbul bir dönem Bizans sanatının önemli bir ürünü olan ikona resimlerinin üretim merkezi olmuş olsa da, İstanbullu Rum ressamları biz pek tanımayız. İşte bu sergi, tanımak için bir fırsat.

Önümüzdeki pazartesi birbirinden değerli tablo ve ikonalar Topkapı Sarayı Has Ahırlar Sergi Salonu’nda meraklılarıyla buluşacak. Topkapı Sarayı Müzesi Müdürlüğü ve Yunanistan İstanbul Başkonsolosluğu işbirliğinde hazırlanan “İstanbullu Rum Ressamlar Topkapı Sarayı’nda” adlı sergi için Topkapı Sarayı, Rum Ortodoks Patrikhanesi ve Heybeliada Ruhban Okulu koleksiyonlarının yanı sıra İstanbul’daki Rum kiliseleri ve özel koleksiyonlarda yer alan eserler titizlikle seçilerek bir araya getirildi.
Zaman içerisinde üslupsal özellikleriyle Osmanlı kültürüne önemli katkılarda bulunmuş olsalar da ne Osmanlı ne de günümüz kaynaklarında İstanbullu Rum ressamların eserleriyle ilgili ayrıntılı bilgiye rastlarız. Oysa zamanında Bizans (Doğu Roma) sanatının önemli bir ürünü olan ikona resimlerinin en önemli üretim merkezi İstanbul olmuştu.
Osmanlılar’ın İstanbul’u fethinden sonra Rum ressamların tarzları, kimi zaman Osmanlı elyazmalarında da karşımıza çıkarak yeni bir sentezin var oluşunda İtalya’dan gelen sanatçıların yanı sıra yerli Rum ressamların da etkili olduğuna işaret eder. Osmanlı sarayının tarih boyunca en önemli Rum sanatçısı Kapıdağlı Konstantin, III. Selim’in saltanat yıllarında saray ressamlığına atanmış. Konstantin’in Topkapı Sarayı’nda bulunan Osmanlı padişah portrelerinin yanı sıra büyük ölçekte çalıştığı III. Selim’in Tahta Çıkışı ya da Bayram Töreni gibi bir temayı işleyen resminin belgesel değeri tartışılmaz. Bu resim Batılılaşma dönemi Osmanlı sanatının ilk örnekleri arasında yer alıyor. Konstantin’in padişah portrelerinin yanı sıra dini resimlerinin Rum Ortodoks kiliselerinde de bulunduğu biliniyor.
Sergi kapsamında, hem dini resimler hem de padişah portreleri ilk kez Topkapı Sarayı’nda bir araya geliyor.
Padişah ve Osmanlı ileri gelenlerinin portreleri, Heybeliada Ruhban Okulu Koleksiyonu’ndaki Patrik portreleri, kiliselerden seçilen ikonalar, İstanbul manzaraları ve natürmortlar gibi yaklaşık 100 eserden oluşuyor.
Kapıdağlı Konstantin’e ait tabloların yanı sıra, Armenopulos, Andreadis, Andoniadis, Flora-Karavia, İgum, İkonomidis, Ksantopulos, Mihelidakis, Petridu, Platonidis, Savidis, Skarlatos, Sofroniadis, Stavrakis, Vakalopulos gibi 19’uncu ve 20’nci yüzyılın başında belge niteliğinde eserler üretmiş olan ressamların tablo ve ikonaları sergide yer buluyor.
Küratörlüğünü Mayda Saris’in, danışmanlığını Mine Çağlar Dikbaş’ın yaptığı sergiyi 30 Haziran’a kadar görebilirsiniz.

Padişah portreciliği ondan soruldu

Kapıdağlı Konstantin, Kapıdağ yarımadasının güneyindeki Kyzikos kentinde doğdu. III. Selim döneminde Saray Ressamı olan sanatçının erken döneme ait resimlerinde minyatür geleneğini devam ettirdiği, daha geç dönemde yaptığı resimlerinde ise Batı tarzı tuval resmini benimsediği görülür.
Konstantin’in III. Selim’in siparişi üzerine yaptığı en önemli çalışma, Osman Gazi’den itibaren hüküm sürmüş 28 padişahın portresinden meydana gelen seri. Bu seri, Sultan III. Selim’in talimatı üzerine gravürlenmek üzere Londra’ya gönderilir. Ancak gravürler II. Mahmud döneminde tamamlanabilir ve 1815 yılında John Young tarafından bir albüm haline getirilir.
III. Selim’in bu seriden önce de Konstantin’e yaptırtıp Londra’ya gönderdiği bir büst portresi 1793’de Schiavonetti tarafından gravürlenerek basılır. Tüm bu çalışmalar, Osmanlı hanedanını Avrupa’ya tanıtmak üzere sipariş edilen ilk örnekler. Portrelerde fark edilen en önemli değişiklik, padişahların ayakta, yarım büst ve profilden gösterilmiş olması. Serideki tüm portrelerde kullanılan bu yeni ikonografi, daha sonra yapılan Osmanlı padişah portreleri için örnek olur.

X