Gündem Haberleri

    Istanbul Yazilari

    Hürriyet Haber
    09.03.1999 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Dilenci

    Kuzey Afrika, Orta Dogu ya da Hindistan'da gecen Hollywood filmlerinin imgelemimizde biraktigi goruntulerden biri de sudur: Yolu kazara buralara dusmus Amerikali kahramanlarin uzerine saldiran, onlara nefes aldirmayan dilenciler.

    Bizde de oteden beri dilenciler vardi; bunlar kentin kalabalik meydanlarinda konuslanirlar ya da kapi kapi dolasirlardi. Ramazan aylarinda sayilari biraz daha artardi, ama Hollywood filmlerine konu olan Dogu kentlerinde oldugunca, insani bunaltan bir cokluga hicbir zaman ulasmazlardi. Kimi Istanbullular'in kendilerini, kendi kentlerinde Hollywood filmi kahramani gibi hissetmeye baslamalari son on-on bes yilin olgusu. Once, sokakta yururken sizi durdurup para isteyen yasli amcalar, eli yuzu duzgun teyzeler cikti ortaya (Ozal ekonomisi), sonra dilenen cocuklar basti sokaklari (adi konmamis savas).

    Dilenci meselesi hep kafa kurcalayici bir seydir, cunku surekli bir durusa zorlar bizi.

    Cogunluk, daha sonra (Allah gostermesin!) isteyebilecegimiz bir sadakanin sermayesi olarak para veririz.

    Bazen kafamizi ceviririz goz goze gelmemek icin, bir caresizlik maskesi takarak yuzumuze. Sanki caresizlik dilenenin degil de bizim silahimizmis gibi, arsizca rol calarak

    Bazen, hangi birine vereceksin ki, diye dusunup gecip gideriz.

    Ya da kacar gibi uzaklasiriz, bizden ne istendigini bile dinlemeye yanasmaksizin, korkuyla. Korkuyla, cunku karsisina ne cikacagini bilemez ki insan. Bir seferinde Kadikoy'de, alti-yedi yaslarinda gosteren bir kiz soyle demisti: ‘‘Araban var, niye para vermiyorsun?’’ Proudhon'un ‘‘Mulkiyet hirsizliktir’’ deyisinden cok uzak midir bu?

    Bir de toplumun gelecegi adina endise duyanlar, ‘‘dilenecegine calissana’’ diye fetva verenler vardir. Bunlardan samimi bir bicimde nefret edilebilir.

    Kimileyin, uc-besi etrafimizi cevirince, bonkor bir animizda cebimizden cikardigimiz ‘‘yukluce’’ bir parayi, aralarinda esit bir bicimde dagitmaya calisiriz. Sair Mustafa Irgat'in ‘‘bi sokum adalet dagitmak’’ dizelerinde oldugunca.

    Bir yandan da suni teneffuse muhtac sorular turetip dururuz:

    Bu para nereye gidecek?

    Ona bunu vermekle iyilik mi, kotuluk mu ediyorum?

    Ne olacak bu memleketin hali?

    Butun bu sorularin dilencileri gorunce aklimiza gelmesi tesadufi degildir. Dilenci, varligiyla bizim varligimiza golge dusurmeyi surdurmektedir ve bu anlamda toplumdaki islevi ve rolu en az tartisilabilecek insanlardir onlar.

    Kimileri de rol yaptigini dusunurler dilencilerin. Oyle olsa ne cikar? Oynadiklari rol, ortalama haftada bir 1.5 milyon vererek izledigimiz Hollywood filmlerinde rol kesen yildizlarinkinden basit midir?

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı