« Hürriyet.com.tr

İstanbul Yazıları

Hürriyet Haber
X

Türkiye Mektupları

<ı>10 Nisan 1718

Beyoğlu'ndaki kadınların yüzlerine koydukları örtüler o kadar güzel ki, bu örtülerin İstanbul'da kullanılması yasak. İşte herkesin İstanbul'u görmemesine bunlar sebep oluyor. Öyle sanıyorum ki, Fransız sefiresi de İstanbul'u görmeden memleketine dönecek. Benim İstanbul'u nasıl sık sık dolaştığımı merak edersiniz. Türk kadınlarının örtüsünü seviyorum, sevmesem de en büyük arzumu tatmin etmek için buna katlanıyorum. Ayrıca İstanbul'a gitmek için geçilen deniz, Chelsea'ye gitmek için geçilen Thames'e benzemiyor. Boğaz içinden inerken yirmi mil kadar uzaklığa bakış çok güzel, çok renkli. Dünyada bir işe daha yoktur. Meyve ağaçlarıyla dolu Anadolu sahili bir köy manzarası arzediyor. Rumeli sahilinde de yedi tepe üzerinde İstanbul görülüyor. İstanbul çok büyük şehir. Kurulduğu yer düzgün olmadığı için, olduğundan daha büyük görünüyor. Burada birbirine güzel bir şekilde karışmış bahçeler, çamlar, serviler, saraylar, camiler, velhasıl tıpkı bir büfeye düzgün bir şekilde yerleştirilen çeşitli tabak, şamdan ve çeşitli eşyaların görünüşü gibi. Bu benzetme tuhaf ama doğrudur. Sarayı görebileceğim kadar gördüm. Denize doğru uzanmış bir arazi üzerinde şekli gayrimuntazam, fakat çok geniş. Bahçeleri gayet yüksek servilerle dolu ve gayet büyük. İşte görebildiklerim. Üzerinde ufak kuleler ve piramitler yükselen binalar beyaz taştan ve oldukça güzel bir tesir bırakıyor. Hristiyanlık âleminde bu sarayın yarısı büyüklüğünde bir sarayı olan kral yoktur. Sarayın ağaçlarla süslü taş galerilerle çevrilmiş altı büyük avlusu var. Bunlardan birincisi bekçiler, ikincisi köleler, üçüncüsü aşçılar, dördüncüsü seyisler, beşincisi divân, altıncısı huzura kabul edilecekler için. Sarayın kadınlar kısmında ise bir bu kadar daha avlu var. Harem ağaları, subaylar ve aşçıların daireleri ayrı. Ayasofya saraydan sonra ikinci derecede meşhur. Fakat bir Hristiyan burayı görmekte güçlük çeker. Kaymakam'a üç defa müracaat ederek izin istedim. O da ulema efendileri toplamış, isteğimin kabul edilip edilmeyeceği hususunu müftü'den sormuş. Bu onlar için o kadar önemli bir şey haline gelmiş ki, üç gün tartışma yapılmış ve nihayet ısrarlarıma rıza gösterilmiş. Diğer camilere Hristiyanlar hiçbir zorlukla karşılaşmadan girdikleri halde Türkler bu cami için neden bu kadar endişeleniyor anlamıyorum. Burası daha önce kilise iken cami haline çevrildiği halde, mozaik halinde olan ve artık enkaz halini almış bulunan azizlerin tasvirlerine dua edilirse camiin kutsallığı bozulur diye düşünüyorlar herhalde. Türklerin İstanbul'da buldukları bütün tasvirleri yok ettikleri yolundaki sözler tamamen yalan. (...)

(Türkiye Mektupları 1717-1718, Tercüman Yayınları)

Kaynak:

Övünmek Gibi Olmasın Antepliyiz
Gaziantep'te En Çok Bu Fotoğrafı Sevdim
‘Lezzet'in Nobeli'ni Alınca Bize De Kilo Almak Düştü
Gaziantep'e Adını Yazdıran Üç İsim
Koşa Koşa Geldim
Dünya Gastronomi Kenti