« Hürriyet.com.tr

İstanbul Yazılar

Hürriyet Haber
X

Gözlücehisar martıları

Hafif, serin bir Karadeniz esintisi duyuluyor uzaktan uzağa. Havada belli belirsiz bir hanımeli kokusu. Denize dönük, yumuşak eğimli çimenler üstünde, narin küçük bir kuzey zakkumu. İnce dallarından birine, gölge kadar ağırlıksız, minik bir serçe konmuş. İstanbul serçesi. Siyah gerdanlıklı, ürkek ve hareketli bir hayvan. Heyecanı besbelli. Küçük serçeyi saklamak istercesine dal eğiliyor, titriyor. Sivri, ince yapraklar birbirine karışmakta.

Zakkumun yanıbaşında, taçyaprakları çoktan kızarmış genç bir gül fidanı. Şimdiden açık pembe renkli gülleri üç-beş tane. ÖBekler oluşturmuş.

‘‘Gül ayları!’’ diye mırıldandım, kısık bir sesle. ‘‘İstanbul'un gül ayları!’’ Ne demişlerdi? ‘‘Nisandan başlar, altı ay sürer en azından.’’

(...) Tuzlu Boğaz sularının dövdüğü kıyıda küçük bir oturma yeri düzenlenmiş. Şu anda durgun çehreli, iyimserliklerini bir yerlerde çoktan yitirmiş üniversiteli genç öğrenciler yayılmış oturuyorlar, o taşların üstüne. Kitapları bir yanda, kendileri bir başka yanda, düşleri daha bir başka. Ancak bahar esintisi, eşitlikçi bir anlayışla hepsini birden okşuyor: kitaplarını, düşlerini ve genç gövdelerini.

Boğaz'dan bir zikzak vapurunun geçtiği anda, tam o sırada, ıslak rıhtım taşının üstüne yanyana iki martı kondu. Işıkla ve suyla yaşayan, biri öbürünün yalnızlığını paylaşan iki martı. Çevreyi sarmış, kirletmiş ve bozmuş asalak yapılara aykırı düşen bir doğallık görüntüsüydü bu. Gölgesi denize sarkan yeni doğmuş bir sevgi gibi arı, savunmasız ve kısa ömürlü.

Her iki martı da, Tarlabaşı'nda Haliç'e bakan son evlerin çatısına konup kalkan hüzünlü eşlerine hiç mi hiç benzemiyorlar. Hava akıntısının güçlü, Boğaz'ın en dar olduğu bir noktada, göğüslerini nemli esintiye öylece bırakıvermişler. Geçici olduğu ölçüde üzücü bir güzelliği paylaşıyorlar her ikisi de. Martılar da, tıpkı iktidar simgesi iki yaşlı hisar gibi Boğaz'ı gözetliyor; Karadeniz'e bekçilik ediyorlar.

(Düşlerin Günbatımı. 1999. Yapı Kredi Yayınları.)

Kaynak: