Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İstanbul’un Avrupa yakası ve Trakya etkilenir

İMZA hazırlığının son aşamasında Amerikalı bir kurye dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz’ı ziyaret ediyor:<br><br>"Mavi Akım’dan vazgeçin. Mavi Akım gerçekleşirse, bu Rusya’nın Avrupa’ya ikinci çıkış yolu olur. Mavi Akım’a karşı Bakü-Ceyhan’ı yaparız."

Amerika’nın bu girişimi sonuçsuz kalıyor. Mavi Akım, iyi ki, gerçekleşiyor. Kaldı ki, Bakü-Ceyhan da realize oluyor ve Türkiye’yi, Amerika’nın belki de pek istemediği enerji koridoruna dönüştürüyor.

Kağıt üstünde projelere bakıldığında, enerji koridoru görünümü var. Ama, pratikte o koridor delik deşik.

Özellikle, doğalgaz depoları açısından.

TUZ GÖLÜ VE SİLİVRİ

Doğalgaz kullanan ülkelerin tümünde depo var. Örneğin, Almanya’nın 75, İngiltere’nin 90 günlük depolama olanağı bulunuyor. Türkiye’de bu sıfır.

Yıllardır iki yer belirleniyor. Tuz Gölü ile Silivri Değirmenköy. Tuz Gölü beş, Silivri 1.6 milyar metreküp depolayabiliyor. Ne var ki, Tuz Gölü’nde Botaş daha ihaleye bile çıkmış değil. Oysa, Dünya Bankası kredisi tamam. Silivri’nin 2005 sonunda bitmesi gerekirken, şimdilik beş-altı ay sarkmış durumda. Her işte olduğu gibi, bu kadar hayati bir konuda yine çuvallama modası.

İhaledeki gecikme nedenini Botaş’a sormak gerekmez mi?.. Kim ya da kimler bunun sorumlusu, neden?..

BOĞAZ’DAN GEÇİŞ YOK

Rusya’nın Ukrayna’dan geçen boru hattında doğalgazı kesmesi, hükümet sözcüsü Cemil Çiçek’in açıklamasının tersine, Türkiye’yi etkiliyor.

Ukrayna’dan geçen boru hattına daha az doğalgaz geldiğinde, bunun belli ölçüde Mavi Akım’la telafisi mümkün. Mavi Akım’dan şu anda 8 milyar metreküp doğalgaz alınıyor. Bu miktar ilk anda 13.5 milyar metreküpe çıkabiliyor.

Ek doğalgaz Bursa ve Adapazarı üzerinden İstanbul’un Asya yakasına gelebiliyor. Ama, İstanbul’un Avrupa yakası ve Trakya’ya ulaşmıyor. Çünkü, o tarafa geçiş yok.

Gerek Cemil Çiçek, gerekse Başbakan Erdoğan her ne kadar, "Türkiye etkilenmez" dese bile ki, bunlar siyasal açıklamalar, teknik olarak, İstanbul’un Avrupa yakası ile Trakya kısıntıdan etkileniyor.

Mavi Akım görüşmeleri sırasında, taa kaç yıl önce, Rusya Türkiye’ye söz veriyor: "Savaşta bile, doğalgazı kesmedik, ama Ukrayna her an sorun yaratıyor, sürekli bizim gazı çalıyor. Biz de, oraya operasyon yapamıyoruz."

Bıçak kemiğe dayanıyor, Rusya kısıntıya gidiyor. Gerçi, dün kriz çözülüyor. Ama, yarın?.. Türkiye’nin şu depoları bir an önce çözmesi gerek.

Zatürree inandırıcı değil

GÖÇMEN kuşların Avrupa’da belli başlı üç göç yolu var.

Biri, Sibirya-Kafkaslar-Ağrı-Van-Basra Körfezi hattı. İkincisi, Sibirya-İstanbul Boğazı-Tuna hattı. Üçüncüsü de, İspanya-Afrika hattı.

Kuş gribini bu hatlardan geçen ördek, turna, kaz ve flamingo taşıyor. Geçen ekimde Manyas’tan önce Ağrı’da 4-5 bin tavuk ölüyor. Daha sonra benzer olay Van’da görülüyor. Her ikisi de, göç yolu üzerinde.

Şimdi ortada yine aynı tehlike var. O zaman da, bugün de, "kuş gribi değil" teşhisi var. Hatta, bir çocuk "zatürree" teşhisi ile ölüyor.

Ekimde olay çıktığında, kuş gribine dikkat çeken bir yazı yazıyorum. Van Valisi arıyor ve kuş gribi olmadığını söylüyor. Bunun belgesi olarak, bana Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nin raporunu gönderiyor. Raporda "kuş gribi yoktur" deniliyor. Ancak, bir başka tehlikeye dikkat çekiliyor:

"Kullanılan ve içilen su örneklerinde, bakterilerin insan sağlığını tehdit edici boyutta olduğu belirlenmiştir."

Raporda hastalığın kanalizasyon şebekesinden kaynaklandığı bildiriliyor. Bu rapora ve zatürree teşhisine rağmen, farklı bir kanıt yok, ama bana inandırıcı gelmiyor. Göçmen kuşların yolu üzerinde tavukların ölümü de, zatürree mi?..
X