Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İstanbul safarisi

Mümtaz SOYSAL

Bilmeyen yoktur herhalde: ‘‘Safari’’ sözü, Doğu Afrika kıyılarında konuşulan ‘‘sahil’’ Arapçasının ‘‘sefer’’ sözcüğünden gelir ve uzun süre Batılı avcıların yaban avına çıkışları için kullanılmıştır. O safariler, artık, fotoğraf meraklıları için kara kıtanın güvenli köşelerine düzenlenen resim çekme seferlerine dönüştü.

Peki, makinelerini kapıp İngiltere'den İstanbul'a ‘‘foto-safari’’ yapan gemi meraklısı grupların da bulunduğunu bilir miydiniz?

Londra'da yayınlanan aylık ‘‘Ships’’ dergisinin yıl sonu sayısında Oliver Sesemann'ın dostlarıyla birlikte çıktığı böyle bir safarinin hikâyesi vardı.

Harika gemi resimleriyle bezenen yazıya göre, bu safarinin ‘‘av’’ yerleri güneşin durumuna göre saatten saate değişiyor. Örneğin Kumkapı açığına demirleyip de geçiş izni, acente işi, rıhtım yeri, kumanya ve yakıt ikmali bekleyen gemilerin yahut Haydarpaşa antrepolarına yanaşık duranların resimlerini çekmek için kiralık motorla her zaman safariye çıkabilirsiniz de, Boğaziçi bakımından belli saatleri kollamanız gerek.

Meraklı İngiliz, sabahın ilk fotoğrafları için ‘‘35 penny gibi sudan ucuz bilet parasıyla’’ Beşiktaş iskelesinden vapura binip Üsküdar'a geçmeyi, orada bir-iki saat durduktan sonra Eminönü'ne gelerek 10.30 vapuruyla Yukarı Boğaz'a gitmeyi tavsiye ediyor. Bu arada bir sürü geminin resmi çekilmiştir bile. Transit geçenler, katamaran tipi deniz otobüsleri ve çeşitli şehir hattı vapurları dışında, Galata ve Tophane rıhtımlarına yanaşmış 109 bin tonluk Grand Princess, 75 bin tonluk Costa Victoria kruvaziyer transatlantikleri ve 1931 yapımı Sea Cloud yelkenlisi de dahil!

Yukarı Boğaz'a gelince Anadolukavağı'nda inerek tepelere çıkacaksınız. Sağınızda Karadeniz, önünüzde Varna'ya, Burgaz'a, Köstence'ye, Odesa'ya, Novorossiysk'e, Tuapse'ye, Batum'a giden şilepler, kutuyük taşıyıcıları, ro-ro'lar ve nihayet Laleli denkleriyle tıkabasa dolup Ukrayna ve Rusya limanlarına doğru yola çıkmış ‘‘Nataşa gemileri’’...

Öğleden sonra, Rumelikavağı'na geçeceksiniz. Tellibaba'dan çekin çekebildiğiniz kadar: 81.000 tonluk Yunan tankeri Anangel Friendship, Tuna ve Rusya'dan gelip dünya denizlerine açılan nehir gemileri, Karadeniz gezisinden dönen İtalyan firkateyni Granatiere, şimdi Agar'a çevrilmiş olan Sovyet dönemindeki adıyla Yuri Gagarin uydu haberleşme gemisi ve daha neler de neler!

İstanbul Boğazı'ndan geçen 500 tondan büyük gemi sayısı yılda yaklaşık 45 bini aşıyor. Günde ortalama 126 gemi.

Elbet daha kalabalık geçiş yolları vardır başka yerlerde. Ama, hiçbiri, Karadeniz'in özelliği dolayısıyla, Boğaziçi kadar çeşitlilik göstermez.

Böylesine ilginç bir deniz yolunu korumak ve güvenli tutmak için bugüne kadar ne yapılabildiği, şimdi ne yapılmadığı ve yarın ne yapmak gerektiği ise biraz hazin bir konudur ki, anlatması ayrı yazı ister.

İşin bu yönü duradursun, meraklılar, bir yandan resim çekip bir yandan da ellerindeki en son gemi kataloglarına bakarak ‘‘Hangisi neyin nesi?’’ oyununu doyasıya oynayabilirler. Afrika ‘‘savan’’larında foto-safariye çıkanlar gibi.

Herhalde, neyin nesi olup olmadıklarını çok iyi bildiğiniz ‘‘lider’’lerin hükümet kurma koklaşmalarını izlemekten daha ilginç oyunlardır bunlar.

Üstelik, hiç de tiksindirici olmayan.



X

YAZARIN DİĞER YAZILARI