"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

İstanbul Devlet Opera ve Balesi Rey’in Çelebi’sini sahneleyecek

<B>İSTANBUL </B>Devlet Opera ve Balesi Müdürü <B>Kerim Soysal, Cemal Reşit Rey</B>’in <B>Çelebi </B>operasını sahnelemek istiyor.

Konuşmamızda şöyle dedi: ‘Yetkili kurullarımızdan geçerse onu biz sahneye koymak istiyoruz.’

Gerçekten de Cemal Reşit Rey’in operası da İstanbul’da sahnelenmelidir.

Zaten operanın daha tamamı bulunmadan, Soysal, Aydın Karlıbel’den Çelebioperasını elde bulunan şan-piyano indirgemesi (redüksiyon) yoluyla orkestraya uyarlamasını istemişti, Ankara Devlet Operası kitaplığındaki hanım, Çelebi operasının bulunduğunu Aydın Karlıbel’e haber verince, tam metin bulunmuş oldu.

ÇELEBİ OPERASI’NIN KONUSU

HİKMET MÜNİR EBCİOĞLU
’nun 1976 yılındaki yazısından operanın konusunu bestecinin ağzından aktaracağım:

‘Biraderim ve ben Ankara Radyosu’nda görevliyken neşeli bir skeç dinlemiştik. Konusu 18. yüzyılda yaşamış hafif meşrep bir kadının evine mahalleli tarafından yapılan bir baskındı. Bu skeç rahmetli biraderimin aklından hiç çıkmamıştı. İstanbul’a geldiğimizde bir de Lále Devri’nde yaşamış bir Müezzin Çelebi’den bahsetmişti.

Küçük Müezzin Çelebi Mehmet Efendi. Edirneli bir gençmiş bu. Sesi o kadar güzelmiş ki kendisine İstanbul’a gitmesini tavsiye etmişler, himaye görürsün, demişler.

Adam gelmiş, saraya girmiş, padişahın yakınları arasına geçmiş, nihayet baş müezzin ve baş hanende olmuş. Yalnız küçük bir kusuru varmış: Hanımlara çok düşkünmüş, kendisi de çok yakışıklı bir adammış. Sarayda ne kadar hanım varsa baştan çıkarmış. İş o dereceye varmış ki, Padişah onu Konya’ya sürmüş. 25 sene orada kalmış. Ancak padişah değiştikten sonra İstanbul’a dönebilmiş. Ama çok sürmeden vefat etmiş. İşte biraderim tarihin bu gerçek kişisinin hayatından ilham alarak radyodan dinlediği baskın olayını da birleştirip, dört perdelik emsalsiz bir tiyatro eseri vücuda getirmiştir.

1942 yılının ilk yaz aylarında Yeniköy’de yalıdayken dört perdelik eseri bir çırpıda yazıvermiştir.

Sonra da bana, haydi artık sen de müziğini yazıver, dedi.’

Cemal Reşit Rey
’in 50. sanat yılında, 1974’te, bu operadan bazı aryalar bestecinin yönetimindeki İstanbul Devlet Opera Orkestrası, Suna Korat ve Mustafa İktu tarafından seslendirilmiş. Operayı da besteciden zamanın genel müdürü Gürer Aykal almış. Ona da teşekkür etmeliyiz.

* * *

HEPİMİZ, merakla operanın sahneleneceği günü bekliyoruz.

Aydın Karlıbel’in e.postası:

‘Sayın Doğan Hızlan,

Çelebi ile ilgili yazınız için teşekkürler. Eserin kaybının ardından 10 yıl çalışarak Çelebi için ‘Requiem’ mahiyetinde Kudüs’te geçen ‘Eyyubiler’ operamı besteledim. Giriş Korosu’ndan yaptığım transkripsiyonu merhum Vedat Kosal Almanya’da CD’ye kaydetti.

Ekrem Reşit Rey eserini iki dilde, Fransızca ve Türkçe olarak yazmış. Eser 4763 ölçüyü içeren dört perde.

‘Báki kalan bu kubbede bir hoş seda’ sözü ile son buluyor.

Saygılarımla.’
X